
‘Vurma anne ne olur artık!’
Annelik sadece çocuğu beslemekten ibaret değildir, onun ruhunu da beslemek durumundadır anneler ve tabi ki de babalar. Çocuk iyi yediyse görev tamam demek değildir bilmelisin bunu. Hep getirirler çocuklarını doktora, sorarlar zayıf olup olmadığını, bu bir iyilik göstergesi değildir, sadece tatmin olma davranışıdır. Zamanında ailesi tarafından dövülen çocuk ileride kendisi de anne babalığa soyunduğunda, sinirli bir anında söz geçiremediğim hissi de baskın çıkarsa hiç düşünmeden dövecektir çocuğunu. Kendini kaybedip ne yaptığının farkında olmadan. Ailesinden ilgi görmeyen, ihmal edilen veya devamlı baskı altında tutulan çocuk, zamanı gelip okula başladığında öğretmeni tarafından da azar işitir, katı muameleye maruz kalırsa eğer ruhen hasta olmaya adım atar sessizce. Bütün güven duyguları yıkılır, ilk önce en sevdiğine, anne babasına, ailesine. Sonra da öğretmenine tabi ki. Onların nezdinde belki de tüm insanlara… Öyle ki bu çocuk, kaybedecek bir şeyi kalmadığını düşünerek, insanlardan, hatta öğretmeninden bile nefret eder, sırf onu üzmek adına yaramazlık yapar, derste bildiği soruyu dahi cevaplamaz. Kendini korumaya almıştır bu şekilde, ümitsizce…
Evet, eylül ayı, belki hüzün hissettirebilir hazandan ötürü oysa yeni bir başlangıçtır çocuklar, öğretmenler veliler için. İşte yine başladı sezon, öğrenme, paylaşma adına. Koca bir tatili devirip de ümitle okullarına başladı miniklerle büyükler. Hepimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum, hem hicri yeni yılın hem de eğitim öğretimin. İnanın onlarla beraber öğrenecek çok şeyimiz var, bir kere heyecanı yeniden duyumsamak bile muhteşem, heyecanını ümidini yitirenler adına. Okula yeni gidecek bir miniğin yanına otursanız belki sizin de ağrır karnınız belki de kıpır kıpır olur içiniz kim bilir ki? Oğluma düzgün bir cevap veremedim, söylediği sözler karşısında. Ona diyemedim ki, “Ah bir bilsen ne işkence edilen yavru var sokakta, belki de evde. Hem fiziksel hem de psikolojik. Öyle ki, çocuğu üstünü kirletti diye, sokaktan eve geldiğinde bağırıp banyoya soktuğu oğluna bir de tokat atıp orada iyice dövünce, elinde son dakikalarını yaşayan evladının cansız bedeniyle banyoda kalakalan anneyi söyleyemedim. Yeni aldığım bu haberi içim elverip de diyemedim, demem de zaten. Sadece o annenin imtihanına ağladım için için, ya Rabbi ona yardım et diye… Evet, doğruydu ve bunlar ne ilk ne de sondu. O yavrunun ömür sahnesi banyoda son bulacaktı, annesi tarafından dövülerek, ya o annenin ki? Evladı, canı, ona ömrünce unutamayacağı bir vicdan yarası bırakmamış mıydı? Heyhat! Sevgili anneler, özellikle anneler diyorum ki gerçekten gücünüz her şeye ve de herkese yeter. Annesiniz siz, övülmeye değer kılınmışsınız. Kıymetini bilip idrak edebilmeyi diliyorum tüm anneler adına Rabbimden. Ne olur vurmadan önce bir dinleyin, anlamaya çalışın, sessiz kalın, düşünün, mola verin hayata… Sonucuna katlanamayacağımız bir olaya tanıklık etmesin gözlerimiz ve yüreğimiz. Elimizdekinin kıymetini bilebilmeyi, anne olabilmenin, babalık duygusunu tadabilmenin farkına varabilmeyi nasip etsin Rabbimiz, ümit ediyorum. Bugün aşure günü hürmetine, çeki düzen verelim biz büyükler kendimize.
Vaktiniz hayır olsun efendim.
Aşure günü hürmetine bolluk, bereket, huzur gelsin tüm aleme…
(20.07.2018 tarihli BursaHayat gazetesindeki köşe yazım)