Uncategorized

Psikoterapiyi kimler yapabilir ?…
Önüne gelen psikoterapi yapıyor. Ya da yaptığını zannediyor. Terapiyi doktor olan yapmalı, bunu göz ardı ediyor, ben biliyorum, sen bilmezsin, mucizeni kendin yarat, gibi ifadeler daha neler neler…
Psikoterapi, ruh sağlığı alanında eğitim almış ve üzerine psikoterapi çalışmalarını yetkin merkezlerde tamamlamış uzmanlarca yapılmalıdır. Psikoterapi tedavinin bir parçasıdır ve tedaviyi doktorlar yapmalıdır. Ve önemli olan da beyne yapılan bir müdahale olmasıdır. Dünya sağlık örgütü tarafından psikoterapinin tıbbi bir girişim olduğu kabul edilmiştir.
O zaman biz neyin kafasını yaşıyoruz anlamıyorum. İnternet, sosyal medya, bilgi kirliliği, önüne gelenin sertifika alıp tedaviye soyunduğu bir alan haline geldi. Bir doktor yıllarını verir okur, en iyisini hastalarına verebilecek kapasiteye gelir mezun olur. En önemlisi de; tıpta “önce zarar verme!” ilkesini benimsemesidir. Şimdiye bakalım bir isterseniz;
Çoğu bilgili, özverili, hastasını seven doktor belki fazlaca mesaiden dolayı sosyal medyada pek dolaşmaz. Belki de fazlaca medyatik olmayı kendiyle bağdaştıramaz, kişiliği, hekim kimliği kabul etmez. İşte tam da o sırada şarlatanlara da fırsat doğar. İki şey öğrendiğini zannedip, bir iki aylık kursa gidip de sertifika almakla, ben bildim, ben oldum zanneden fırsatçı çıkar piyasaya…’mucizeni yarat’ der, ‘ommm’ der, ‘ışık ol’ der, ‘nur ol’ der,’ para para para de gelsin’ der, ‘eline tak bilekliği mucizeni yarat’ der… söyler de söyler… şifacılar, enerjiciler, geometri desenleriyle iş tutanlar, kafana kedi sıkışmış başını ağrıtıyor diyenler, insanın acizliğiyle oynayanlar, dinini kullanıp sömürenler… bakıyorum instegrama sponsorlu kardeş çıkmış, kafasına tesettür diye örtü dolamış, millete dua veriyor, enerjini dengele diyor, benden taş al, tak bileğine bekle koca adayını diyor. Çocuklar yaramaz mı, çocuklar hareketli mi, getir bana okuyayım ona, iki dua eder, enerji yollarım uzaktan da olsa, gece şu saatte, al enerjimi, yolla geri evrene… sen sensin, sen özelsin, sen en büyüksün, şifa olur, para para dersen para gelir, koca dersen koca adayı gelir, olmadı dersen yollarız yenisi gelir… inanılır gibi değil ama öyle işte…
“Al getir çocuğu bana, sana yapılan ne varsa çözerim. Senin doğumunda üzerinde ne türlü tıkanıklık varsa açarım. Eee tabi alırım paranı da, orası ayrı, sana uzaktan yakından yolluyorum, al kabul et, şu hesaba yatır paranı. En az bin liranı alırım bir şey değil, iyileşecek çocuk, kötü enerji gidecek, üzerindeki büyü bozulacak, kocanla karınla gül gibi geçinip gideceksin…
Vaatler vaatler vaatler… Biz hekimler ne yapıyoruz acaba bu durumda, üniversite hocam dedi ki, bunların elinden kurtarın bu halkı. Terapiye gelen hastam dedi ki; “Bizi doktorlar dinlemiyor ki, derdimizi bunlara gidip anlatıyoruz.” Heyhat!!!
Denize düşen sarılır yılana anlıyorum. Anlamaya çalışıyorum, göz göre göre kandırılır, hem de psikoterapi yapmaya ehil olmayana takılır. Doktor değildirzaten, iki sertifika alıp, asandır duvarına. İnterneti iyi kullanana, pazarlamayı iyi yapana, lüks bir yer açana, gösterişli ama içi boş olana gitmeyi, parasını evini satacak duruma gelene dek onlara vereni çözemiyorum. Gelip de bize iki seans sonrası, ağrısı geçince, biraz derine indiğimizde, kendine yapılan gizil güçlere inanmışlara, onlara takılı kaldığı müddetçe iyleşemeyeceğini ifade ettiğimde, eğer ona duymak istediğini söylemezsem gidip bir enerjicide soluğu alıyorsa, bu kişi ona inanmak istiyordur. Hem negatif güçlerin etkisi altında olduğunu düşünüp hem de üzerinde tılsım olduğunu duymak istediğindendir. Hekim kimliğim el vermiyor, çabalıyor ve anlatmaya devam ediyorum. Yalnız bu arada aklıma düşüyor, yüce kitabımızdaki, kalplerin, gözlerin kör olduğu tabiri. Yine düşüyor aklıma ki, “akıl etmezler mi?” diyor mevla’mız, verdiği aklın, sağlığın kıymetini bilmemizi de istiyor…
Bu arada; yantralar, mantralar, bunlar Hint (Vedik)astroloji bilgileridir. Onların inanç ve bilgi sistemine göre düzenlenen konulardır. Önüne gelen de yapıyor, hindistana gidip gelen de. Yahu bizim dinimize göre bu öğretilerin uygun olmadığı yanlarının olduğunu fark edemiyorsak bile oturup da bizim kitabımız, insan kullanım kılavuzumuz, yüce Kur’an ne diyor hiç baktık mı? Acaba bana Rabbim ne söylemek istiyor? Diye sorduk mu kendimize. Bir sürü yabancı bilim adamı şu anda oturup bizim kitabımızı tek tek incelerken bizler mahsun bıraktık Onu, astık süslü elbiseleriyle duvarlarımıza. Oysa asıl O’nun öyle bir şifası var ki, asıl O’na toplumca ruhen öyle ihtiyacımız var ki göz ardı ettik bu durumu.
Lütfen inanmayın, lütfen ehil olmayana gitmeyin, beyninizi teslim etmeyin. Lütfen akıllı medya okur yazarı olun, lütfen kendine hayrı olmayan, iki lafı bir araya getiremeyen ama video çekip de biyoenerji dersleri veren, şu kadar duayı oku, şu sayıda diyip de ahkam kesen, insanlıktan nasibini almamış, ruhsal psikolojik hasta olan bu kişilerin ağına düşmeyin. İnanın iki ders görmeyle psikoterapi yaparım diyen şarlatanlar yüzünden toplumda ruh sağlığı bozulmuş bir sürü insan dolaşıyor. Her şey göründüğü gibi değildir unutmayın, yetkinliği ve yetkisi olmayan birçok şarlatan, psikoterapi, koçluğun her türlüsü başlıkları altında önemli bir sağlık meselesi olan psikiyatrik rahatsızlıkları tedavi edeceklerini öne sürmektedir. Birçok insanın yaşamı da bu uygulamalardan olumsuz etkilenip içinden çıkılamaz duruma girmektedir.
Bir insanlık sorunu haline gelmeye başlayan bu duruma dikkatinizi çekmek biz hekimlerin vazifesidir.
Ve eğer hiçbir şey bilmeseniz bile düşünün kendi kendinize, danışın kalbinize. Kalb doğruyu söyleyecektir sahibine, ufacık bir şüphede de dur, düşün ve araştır. Rabbi insana kafidir, ve O yalnız bırakmaz kulunu, yeter ki sen bir adım at…
Hocam, kaleminize sağlık, toplumsal bir yaraya değinmişsiniz. Sanıyorum bilinçlendirme eğitimlerin kalitesini arttırarak sağlanacak.
Sevgiler