Uncategorized
    Mevsimsel geçişler

    Mevsimsel geçişler

    Ekim ayı da geldi derken henüz ne olduğunu anlayamadan Kasım ayını selamladık.

    Ne hızlı bir döngüdür, ne tutulamaz bir zamandır akıp giden.
    Alışamam dediği her şeye alışandır insan.
    Ne kadar uyumuş olursanız olun bu günlerde bir türlü dinlenmiş kalkamayabilirsiniz.
    Eliniz kolunuz sanki görünmez iplerle bağlıymış gibi iş yapasınız gelmez, işe gidesiniz hele hiç gelmez. Bazen kimsenin sesini duymadan sadece kendinin sesini duymak da istersin.
    Sanki hep üzgün, dokunsan ağlayacak gibi de olabilirsin.
    Ya da bazen gerçekten ağlarsın, bırakırsın kendini, gözyaşların bitene dek de ağlarsın.
    Neden olduğunu bilemediğin tuhaf bir iç sıkıntısına ev sahipliği edersin.
    İnsandır olabilir, der ve geçersin bazen. Bazen şaşarsın kendine susman acayip gelir sana, ama yine de anlam veremezsin.
    Olabilir, tam da bu vakitlerde görülebilir bunlar.
    Adına depresyon demeden söylemek istiyorum.
    Bu durum mevsimsel geçişlerde yaşanır.
    Hormonlardaki ani iniş ve çıkışlar sebep olur bu hale.
    Beynimizde Epifiz adlı bir yapı var.
    Uykudan sorumlu olan ‘Melatonin’ adlı hormonu üretir.
    Bu bez yapı, karanlık ortamlarda hormon üretimini arttırarak kişinin hareketlerini yavaşlatır, rehavet çöktürüp uykusunu getirir.
    Ve kişiyi yorgun hissettirir.
     Halen havalar iyi gidiyor ama güneş ışınlarının azalmasıyla birlikte serotonin azalıyor.
    Melatonin artıyor.
    Bunlar bizim uyku, uyanıklık, enerji ve iştah döngümüzü ayarlayan transmitterlerdir.
    İşte mevsim geçişleri bu ışık olayından dolayı insanı zorlayabilir.
    Herkesin farklı etkilendiği bu zamanlarda bazısı ev, okul ve iş hayatını sürdüremez hale bile gelebilir. Kadınlarda 4 kat fazla görülen bu durum, mevsimsel olarak görülebilir.
    Güneşin iyileştirici etkisi yaz aylarında çok belirgindir.
    Mutluluk hormonu olarak bilinen seratonin üretimi yaz aylarında iyice artar.
    Kişi doğal yolla ruhsal olarak iyi hisseder.
    Hayata olumlu duygularla bakar, içi kıpır kıpır olur, kendini daha rahat hisseder ve içi garip bir neşeyle dolar.
    Sebep, güneş ışınlarının etkisidir.
    Peki, bu tarz bir geçiş döneminde ne yapmalıyız ki en az etkilenelim?
    Açık havada yürüyüş yapmak en etkili yollardan biridir.
    Faydalı olmak, bir hayata dokunmak, sevmek, sarılmak, doğanın bu geçiş dönemini izleyebilmek, bolca düşünerek tefekkür etmek iyi gelir.
    Havaların soğuması, yaprakların sararıp solması, bitkilerin kuruması, kasvetli görünen hava ve yağmur yüklü bulutlar, bazı insanlarda öte alemi çağrıştırabilir.
    Bu da insanın ruhi yapısına yansıyabilir.
    Oysa ki doğa yine canlanacaktır, hem de tazelenerek bütün ihtişamıyla geri gelecektir.
    İnsan ruhu da bunu kavrayabilse, görünenin ardına bakabilmeyi bilse ve sabredebilse her şey yoluna girecektir.
    Bu özel günlerde güneş ışınlarının şifalı enerjisinden faydalanabilmek, kendimize de zaman ayırarak içe dönebilmek önemli.
    Kendi sesini duymak, bazen sarıp sarmalamak iyi gelir insana.
    Doğada yapılacak kısacık yürüyüş bile sağlık ve enerji olarak geri dönecektir.
    Işığınız bol, şifanız daim olsun…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir