
Mükemmel olmak zorunda mıyım? (3)
Kendini bu kadar güzel ifade eden bir çocuktu Ayşe. Ama yaralıydı. İncinmişti. Hem de çok. İşte bu duygular tam da onun mükemmeliyetçi kişilik geliştirmesi için zemin hazırlıyordu. Annesinin farkında olmadan kızına yaptıkları, ifade ettiği, düşündürdükleri son derece yıkıcıydı. Çocuk kendini çaresiz hissediyordu. Bunu da söylemişti işte. Korkuyordu. Annesinin dediği kişi olamamaktan korkuyordu. Ve olamayacağını da biliyordu. Bunun farkındaydı küçük kız. Annesi mükemmelliyetçi bir kişiliğe sahipti. Ve kızının da öyle olmasını istiyordu. Oysa kızı ne kadar çabalasa da anne hep bir kusur bulacaktı. Ve maalesef bu eğer tedavi edilmezse kızının özsaygısı tamamen yok olacaktı.
Kendi hayatını istediği gibi yaşayamamış ebeveynler genellikle çocuklarınınhayatıyla yaşamak isterler. Çocuklarını kendileri için sahip oldukları hayallere göre şekillendirmeye çalışırlar. Ve sonuçta da çocuğun özsaygısı düşer.
Çocuklarda özsaygı; kendi kişilik özellikleri için saygı gördüklerinde gelişmeye başlar. Çocuk kendini değerli hisseder. Ayrıca ebeveyn, çocuğun sahip olduğu kendine has ilgi alanlarını ve yeteneklerini geliştirmeye izin verdiğinde olgunlaşır.
Fakat anne babadan gelen sevgi koşulluysa yani ebeveynin çocuğu için oluşturduğu kalıba uymasına bağlıysa çocuğun özsaygısının azalmasıyla sonuçlanır. Çünkü çocuk hiçbir zaman kendini yeterli hissetmez. Tam oldum gibi hissetmez. Çocuk ebeveynin gerçekten sevdiği şeyin kendisi değil de onun oluşturduğu bir imaj olduğunu görebildiği için kendini sürekli tehlikede hisseder. Ve bu durum çocuk için başa çıkılması oldukça zor bir süreci oluşturur.
O gün Ayşe çok mutlu oldu. Çünkü kendini tam olarak anlattı. Annesi de ilk defa onu sorgulamadan dinledi.
Anlamaya çalıştı. Sözünü kesmedi. Kızının ne kadar zorlandığını fark etti. Mükemmel olacağım derken aslında kendini ne kadar değersiz gördüğünü ve korktuğunu fark etti.İçine kapanmış, yalnız kalmış, kendini suçlu saymıştı. Tamamen çaresiz hissediyordu.
Doktor hanımla konuştuktan sonra içeri tekrar Ayşe’yi aldılar. Ve annesinin ona söyleyecekleri olduğunu belirttiler.
Annesi; Ayşe canım kızım benim. Şunu çok çok iyi bilmeni ve anlamanı istiyorum. Seni olduğun gibi seviyorum. Her halinle seni kabul ediyorum. Bazen bunu sana gösteremediğimi biliyorum. Bana bu konuda yardımcı olmanı rica ediyorum. Çünkü sen bana ne düşündüğünü söylemezsen ben seni bazen anlamayabilirim. İşte tam da o zamanlarda bana kendini anlatmanı istiyorum.
Annesinin sesini titrediğini fark etti küçük kız. Usulca yanına gitti. Tam önünde durdu. Tüm kalbiyle sarıldı annesine… Annesi sessizce kulağına eğildi. “Bu zamana kadar seni anlayamadığım içinbeni affedebilecek misin?” dedi. Ayşe dünyanın en mutlusuydu o anda. Tüm kalbiyle evet dedi. Evet evet evet…
“Mükemmel olmak zorunda değilsin çünkü ben seni koşulsuz seviyorum. Her ne olursa olsun sen benim için değerlisin. Ve bu hayatta sen öğrenirken ben de yanında olacağıma söz veriyorum….”
İşte Ayşe o gün hayatının belki de en mutlu gününü yaşamıştı. Neden mi?
Öğretmeni onu dinledi.
Doktor onu ve annesini dinledi. Aralarında iletişim kurmalarına yardımcı oldu.
Annesi onu dinledi ve değerli olduğunu hissettirdi.
Annesi tarafından önemsendiğini anladı.
Ayşe o gün çok şey öğrendi. Ama ona göre öğrendiği en önemli şey; hatasız insan olamazdı. Ve herkes hata yapabilirdi. İnsan olmak böyle bir şeydi çünkü…
Küçük kız o gün çok derinden bir nefes aldı. Ve hayat çok güzel diye düşündü. Ailem var, onları seviyorum. Onlar beni seviyor, arkadaşlarım var, sevdiğim bir sürü insan var…Ayşe ne çok şükredecek şeyi olduğunu fark etti. Teşekkür etti. Mutlu oldu…
Uzun zamandır ilk kez kendini iyi hissetmişti. Kendini her haliyle sevdiğini düşündü. İçi sevgiyle doldu. Ve öğretmeninin sesi kulaklarına fısıldadı; “Unutmayın sevgili çocuklar, insan kendi içinde iyi hissederse eğer, o insanın içinde sevgiyle ağzına kadar dolu bir kuyusu var gibidir. Ve o insanın başkalarına verecek bir sürü sevgisi vardır…”
Ne güzel dedi Ayşe içinden. Affetmek ne güzel.
Konuşabilmek ne güzel.
İnsan olmak ne güzel.
İnsanın insana şifa olması ne güzel…