Blog
    Dibe batmış insan

    Dibe batmış insan

    Ya annemin suyuna gidecektim ya da dibi boylayacaktım.

    Bu söz, sahte benlik geliştirmiş zamanında “ uslu ufaklık” olarak tanımlaman büyümüş çocukların sözüdür.  Kendini gizlemek zorunda kalan çocuklarımız,  eleştiri bombardımanında kaldığı zaman nasıl davranacağını bilemeyen yavrularımızın ve hatta anne çok baskın baba suskun olan erkek evlatların cinsel kimlik kavram kargaşası yaşadığı zamanlarda içten içe söylediği sözdür.

    Ve anne de baba da çocuğunun ne durumda olduğunu o anda anlayamayacak ruh halindedir.

    Ve çocuk kız ya da erkek ki özellikle erkek çocuktan şimdi burada söz edeceğim. Babaya bakar, onu arar ve onun yerinde olmadığını görür, kendini geri çeker.

    Ve baba, eşinin dırdırcı tavrı onu o kadar yıldırmıştır ki önce sevdiğim kadın bu muydu der, içine kapanır, odasına çekilir, oğlunu da kızını da göremez hale gelir. Öyle ki kız çocukları kendini sevdirir ya doğası gereği, eğer varsa kızı babası olarak ona biraz ilgi gösterir ve geride kalan oğlunu gözü hiç görmez. Kötü olduğu için değil, içi kırıldığı içindir belki de ama piyango bu erkek elveda vurmuştur. Annesinin koca vekili olarak tayin edilir ve kız babasıyla oğlan annesiyle adeta bir ortak yaşam kurar.

    Anne eğer bu durumdan memnun olur ve susarsa çocuğunun gelecekteki yaşam tarzının sınırlarını çizmiştir bile. İçine kapanık, edilgen, anneye bağlı, aşırı düşkün, sahte benlik geliştiren bir oğlan çocuğu sadece annem iyi olsun der ve susar. Ne zamana kadar mı? O her eve göre de çocuğa göre de değişebilir.

    1) Ya bu şekilde büyür, duyarlı bir erkek evlat olarak yaşamını devam eder, kazara sever ve evlenirse kızı da annenin yörüngesine çekebilir.

    2) Ya da belli bir yaşa kadar idare eder, okur, meslek sahibi olur ve çeker gider. Hiç gelmemesiye.

    3) Ya da çarpıtılmış düşünceye sahip olur erkek olmaktan nefret eder, cinsel kimlik kavram kargaşası yaşamaya başlar.

    4) Gerçek bir hiç olmaktansa sahte bir şey olmayı tercih ediyorum der. Zira duygusal bağ kurmayı sadece insanlara benden ne istiyorsa onu vermek olduğunu biliyorum. Diye kendini ifade eder.

    — Benden ne istiyorlarsa yapıyorum çünkü onları hayal kırıklığına uğratmaktan çekiniyorum.

    Eleştiriler beni dehşete düşürüyor. Birisini sinirlendirince dünyanın sonu geliyor sanki. Kimseyi hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum o yüzden. Derler.

    Ve öyle oluyor ki kendimden bile kaçmak istiyorum derler.

    Böylesi yetişen çok çocuklarımız var maalesef.

    Aile yapılarına bakınca da görüyoruz ki eleştiren bir anne ya da baba mevcut. Mükemmeli arayan ebeveyn mevcut. Sürekli söylenen, kızan, bağıran, saçını süpürge eden anne tipi mevcut ve anneye özellikle çok bağlı olan oğul mevcut. İlişkilerde boğulmuş gibi hisseden, tıkanan, saplanmış, çıkamıyorum diyen çaresizim diyen gençler mevcut.

    Her şeyi bırakın bir yana insan mevcut. Dibe batmış insan. Oysaki iletişim bu kadar zor olmamalıydı diyen insan, evlat, anne, baba, dede, torun mevcut. Peki, ne yapalım ki sağlıklı bir hayatımız olsun derseniz, önce farkına varalım, niyet edelim. Anlamaya çalışalım, yeterli ve dengeli empati kurabilmeyi öğrenelim derim. Ve ümitli olalım.

    Haydi, kolay gelsin. Bugün bir yerinden tutalım kendimizi…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir