
Enginar yaprakları ve serviks ca
Bizim memlekette her gün pazar kurulur. İnsanlara terapi gibi gelir. Tabi ki bazılarına.
Yine böylesi bir semt pazarı günü. Normalleşme süreci başladı ya. Birazcık gözlem ve hem de yeşilleri görmek için. Ama temkinli gidiyoruz pazara.
Sanırım ne beklediğimi ben de bilmiyordum. Yüzümde maske, uzak durarak alacağım sebzeler, ellemeden torbaya girececek onlar.
Tamam çok niyetliyim temkinli olacağım diye. Yoksa neye yarar kaç haftalık yasak, tedbir, mücadele?
Ama girişte daha faul başlıyor. Biz bırakmışız korunmayı yahu diyorum içimden. Bitti de ben mi duymadım acaba? Gitti mi virüs? Olabilir mi?
Nasıl kalabalık anlatamam. Tamam tezgahları seyre doyamazsın. Yaz tüm güzelliğiyle geliyor işte. Gelmiş bile hatta. Rengarenk canım meyve ve sebzeler.
Ama ya insanlar? Tabi onlar da renkli maskeli, bazısı eldivenli. Ama çok yakın, çok sıkışık. Herkesin bir işi var, acelesi var belli.
Kabul ediyorum ama sanki herkes de sözleşmiş gibi eceliyle. Önce kuaför sonra AVM sonra pazar.
Kim takar seni korona canavar?
Sen de kimsin?
Sen mi milyonları etkiledin, sen mi can aldın? Kokuttun mu sandın? Bak nanik yapıyor Türkiye sana.
Peki senin ne işin vardı orada diyebilirsiniz ve de haklısınız.
Bizler doktor olarak tamam çıktık ama özel de çalıştığım için evde kalmaya da uyarak, özenli çıktık. Ve sürecin başından beri de hep korktuk. Acaba çok vaka olur da bizim gibi sahadaki doktora ihtiyaç olur mu? Türkiye o kara günleri görür mü? İtalya olur mu? Diye.
Ülke perişan olmasın çok can yanmasındı tek dileğimiz. Çok şükür iyiyiz dendi, güzel idare ediyoruz dendi. Evet o da doğruydu. Sağlık sistemimiz ve halkımız iyi idare etti, ama ya şimdi? İnanın henüz gitmedi, henüz bu işi bilenler rahat bir soluk almadı. Lütfen emeklerimiz boşa gitmesin.
Gece saat üç bu yazıyı yazarken. Henüz haberleri tam olarak izlemedim. Oğlum yanıma geldi ve bir fotoğraf gösterdi. Fahrettin Koca, Bursa’da bir pazar yerinin resmini paylaşmış. Siz de burada mıydınız? Yoksa dedi, sitemkar.
Demek ki yanlış yaptık, demek ki herkes bitti, az kaldı, çok kimse çıkmaz diye gitti pazara. Ama hani sırayla giriyorduk? Yooo herkes hurra girdi. Ve beni üzen şey ise, ne kadar uzak kalmaya çalışsam da benim insanımın dibimizde olmasıydı. Hep beraber dip dibe. Buyrun tasvir edin lütfen…
Ah tedbir, elden bırakmayalım dedik ama sen bizi bırakıp gideli çok olmuş galiba.
Bugünlerde pazara bu şartlarda gidilmemeli diye düşünüyorum.
Başa dönmüşüz biz.
Allah korusun insanımızı…
Evet girdim bari, gidip enginarı alayım dedim.
O bir asıl servis kanseri önleyicisi. Ama hep karaciğer dostu diye biliniyor. Limon verdim satıcıya, benim için yeniden soyar mısınız? Dedim. Tabi ki, sitem. ‘Eee abla, onları da yeni soyduk işte.’
Bir kovaya attığı enginarları gösteriyor. Almayın öyle lütfen. Limon olsun elinizde, “benim ki biraz kararsa da sıkıntı yok” deyip yeni soyularak alın. Ve kendi enginarlarınızın yapraklarını ve sapını da lütfen torbaya alın. Çok kıymetli onlar. Hele de yapraklar. Onları güzelce kurutun ve çayını yapın.
Özellikle çok yediyseniz ve sindiremedim derseniz bu çayı deneyin derim. Harika bir tat ve şifa olur kendisi.
Artı olarak da bir kadında Serviks Ca(rahim içi kanseri) şüphesi olsun olmasın önleyici olduğunu bilin.
Tam da şu dönemler enginar zamanı. Ama tedbirli ve temkinli olun onu alırken.
Çok pişmesine gerek yok. Yani yemek olarak değil de, şöyle bir yumuşasın kür olarak kullanın.
Tabi arada yemeğini de yapın. Harika olduğunu, zeytinyağının ve limonun içindeki lezzetine aşılırsanız vaz geçemeyeceğinizi de unutmayın.
Pazara girdik, koronadan söz ettik ve enginarla sözümüze nokta koyuyoruz.
Tekrar tekrar hatırlatmak bizim görevimiz. Benim gittiğim şu tarz pazar yerine şu dönemler geçinceye dek gitmeyin derim. İnanın insanlar unutmuş, acıyı da ölümü de.
Yaşama savaşı verdiğimizi de. Kendim için de bu sözüm, unutmadım elbette ama dün hüsrana uğradım. Normalleşme sürecine erken girdik diye düşünmekten de kendimi alamıyorum.
En azından sırayla kapalım mikrobu bari demekten başka çarem yok.
Herkes aklında şu soruyla hareket etsin, ne kadara kadar pür dikkat edebilirim?
Senden korkmuyorum korona demektense, sana karşı dikkatliyim diyerek, unutmayarak, mesafeye azami gayret göstererek yolumuza devam edelim.
Sağlıklı olun esen kalın…