Uncategorized
Bütün hastalıklar mutfakta başlar

Bütün hastalıklar mutfakta başlar

Dr. P.D. White; bütün hastalıkların mutfakta başladığını söyler.

Hipokrat; ne yerseniz o olduğumuzu söyler.

İnsan yemek yemeyi de içmeyi de seviyor. Hele Türk insanı damak tadına hem düşkün hem de güzel lezzetlere bayılır. Şu evde kaldığımız günler bize daha çok gösterdi bunu. Koronadan miras; kilo ve kaygı kaldı toluma.

Ne yiyelim, nasıl rahatlayalım derken mutfaktan çıkamaz olduk sanki.

Ya alınan kilolar? Bele, karna yerleşen yağlar? İnsülin direnci? Nasıl yönetmeliyiz bu süreci?

Eğer her gün 5 kilometre yol yürüsek, sağlıklı olan gıdalardan her istediğimizi yiyelim. Tabi ki akşam 7’ye kadar. Onu da yapamıyoruz. Toplum olarak sağlıksız bir yaşam şeklimiz var. Rahatı da seviyoruz ve bizler kafamızı nasıl olur da bugün birazcık yol yürüyüm diye meşgul etmeyiz. Oturmak, dinlenmek, çay içmek daha cazip, daha kolay.

Niye böyle ki?

Alışkanlık diyoruz buna. Ama bir yerden başlamalıyız. Bu direnci kırabilmeli, doğru olanı yapmalıyız artık.

Ne ile başlayalım derseniz?  Vücudun şekere ihtiyacı yok, bunu unutmayın derim.

İnsülin direnci, hep karşımıza çıkan bir konu. “Zayıflayamıyorum çünkü insülin direncim var”  diyor insanlar. Bu direnç durup dururken mi oluyor?

Hareketsizlik ve tembellik, yiyeceklerin yüksek glisemik indeksli olması, yemeklerin sağlıksız pişirilmesi, sağlıklı yağların yenmemesi (zeytinyağı gibi), sık sık ve ara öğün yenmesi, yemek porsiyonlarının çok fazla olması, gece geç vakit yenip yatılması ve bu tarz bir sürü etkenden ötürü insülin direnci gelişebilir.

En masum görünen taze sıkılmış meyve suları bile, sıvı olduğu için ve içerdiği lifler tamamen ufalanıp parçalandığı için, hızla kana geçerek kan şekerini ve insülinini çok hızlı olarak fazla miktarda yükseltir. Bu istediğimiz bir şey değildir. Çünkü kan şekeri hızla düşüşe geçer. Ve kısa sürede reaktif hipoglisemi atağı gelişir. Yani şeker düşer. Ve hemen bir tatlı ya da şekerli bir yiyeceğe hücum ederiz.

Bu şekilde bir bardak meyve suyu, sağlıkı olan, taptaze sıkılmış olan bile insülin direncini sinsi bir şekilde başlatmış olur. İnsülin direnci zaten olan kilolu kişilerde ise daha da yükseltir. Bir kısır döngü başlar. Çıkın bakalım işin içinden.

Ne yapmalıyız peki?

Obezlerde şekerin hızlı emilimi, sık sık acıkma belirtisidir. Ve yemeği aşırı yedirir. Önce şunu bilelim.

Sağlıklı açlık kan şekeri nasıl olmalı. 12 saatlik açlık kan şekeri değeri 100mg/dl altında olmalıdır. Ve herhangi bir yemekten 2 saat sonraki değer ise 140’ın altında olmalıdır.

Kilo vermek ve sonra geri almamak için yapılacak şey; glisemik indeksi yüksek karbonhidrat içeren yiyeceklere çok dikkat etmeliyiz.

Canan Karatay hocamıza göre; bunların başında ekmek geliyor maalesef.

Ve biz toplum olarak ekmeğe neredeyse bağımlıyız.

Şu anda yediklerimizin çoğu, aslında indeksleri yüksek. Simit, kuru pasta, tost, pirinç pilavı, makarna, börek, tatlı, çikolata, baklava, reçeller, hazır çorbalar, süt tozu, krema, işlem görmüş et ürünleri, sosis, market tavukları…

Dur yeter sayma dediğinizi duyar gibiyim.

Moral bozmak yok efendim.

Bir yerlerden başlamalıyız. Kulak tıkamak yok artık. Ne yapabileceğimizi, neleri yiyebileceğimizi düşünerek işe başlayabiliriz. Yıllarca süregelen bir tüketim alışkanlığımızı hemen değiştiremeyiz belki ama farkında oluruz.

Kutu meyve suyu yerine taze sıkılmış meyve suyunu tercih ediyoruz,  onun da antioksidan olduğunu biliyoruz. Kabul. Fakat aynı zamanda şekeri de çok hızlı çıkardığını da öğrendik. Her şeyi dozunda yapabilmeliyiz. Dünya sağlık örgütüne göre, yaygın obezitenin nedenlerinden biri de, faydalı diye meyve sularının aşırı tüketilmesidir.

Bunu göz önünde tutarak, meyveyi aslında posasıyla yemenin daha faydalı olduğu bilgisini unutmayalım.

Sıkı diyet yaptığım halde kilo veremiyorum diyen kişiler, hem diyet yapıyor aynı zamanda bol bol meyve yiyor ve bir de üzerine meyve suyu sağlıklı diye içiyorlar. Bunların hepsi de karaciğeri yoruyor ve karaciğer yağlanmasına kadar gidiyor.

İlk farkındalığımız bu olsun. Kilo vermek istiyorsak, insülin direncini kırana dek, günde sadece bir meyve ve bütün olarak yemeye gayret edelim.

Her ne yersek yiyelim, dozunda ve tadında bırakmayı adet edinelim.

Yediğiniz şifanız olsun dileğiyle…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir