Uncategorized
Alzheimer oluyorum doktor hanım

Alzheimer oluyorum doktor hanım

Kocasının ve kızının kollarında kapıdan içeri giren Nalan hanım, yığılırcasına koltuğa oturdu. Çok kısa mesafeye park ettikleri araçtan bizim oraya gelinceye dek yorulmuştu. Nefes nefes kalmasını gerektirecek bir fiziksel sağlık sorunu görünmüyordu oysa. Yani ön izlemede fark etmedim diyelim.
Bir hekim hastası içeri girerken onun hal ve hareketlerinden notunu verirdi zira. Ne denli hasta olup olmadığı, hayat enerjisi, bakış açısı, morali ilk izlenim için önemliydi.
Anlatmasını istedim. Nalan hanım daha ağzını açar açmaz bastı feryadı. “Beynim sulanmış doktor hanım benim. Küçülmüş hem de. İşini tam yapamıyormuş ve birkaç aya kadar da Alzheimer olacakmışım.”
Alışmıştım artık bu söylemlere. Ne denli basit geliyorsa bana, hastalarıma da o denli korkunç geliyordu maalesef. Yine bir temizlikçi vakası dedim içimden. Hadi hayırlısı, bakalım ne çıkacak altından.
Günleri varmış Nalân hanımın. Hem de oldukça çok. Her yeni güne bir toplantı, aktif ve hamarat bir hanım. Hayat dolu, derli toplu. Hoşsohbet ve seveni de hayli fazla. Bir çırpıda dökülüverdi hayatı ağzından. Hem ağlıyor hem de anlatıyordu. Belli ki doluydu, belli ki korkuyordu.
İşte o günlerden birine arkadaşlarından birisi yaşam koçunu getirmiş. Hem tanışsın hanımlar hem de faydalansınlar diye. Oldukça iyi niyetle. Bu hanım hem koç, hem de insan karakter analizi yapıyormuş. Üstüne üstlük de elindeki çizgilere göre sana hayatında ne olup biteceğini söylüyormuş. İşi buymuş yani. Bana göreyse edindiği iş, uydurduğu meslek bu, insan kandırmak. Sadece yüzeysel şekilde anlık iyi hissetmeler yaşatmak. Bir çeşit fal bakmak, umut tacirliği yapmak. Ve böyle de insanın hayatını karartmak. Zihnine attığı tohumu, bunamaya başladın ifadesini belki de ömür boyu hatırlayacaktı Nalân. Eee umrunda mı bu kişinin, insan kıymetini bilmeyen para kıymetini iyi bilirmiş. O aldığı paraya bakar, gerisi boştur. Kafaya atılan tohumlar onu ilgilendiren bir mesele değildir. O işine bakar, aldığı paraya bakar. Söz sihirdir, tesir eder, hasta eder, gerçekten de bunadım zanneder giden kişi. Aynen bizim Nalan gibi. Henüz kırklı yaşlarında ama sanırsın doksanında. Omuzlar çökük. Yüz gergin, mutsuz. Üç aydır geceleri uyuyamıyorum diyen hastamız olayın farkında aslında. Ama elinde değil. İnanmış bir kere, kazılmış kafasına o kelime. Çıkmıyor işte. Gitmediği doktor, çektirmediği beyin filmi kalmamış. Bekliyor hastalığını ve psikolojik olarak da hazırlamış kendini. Hastayım diyor hem de çok hastayım.
Buradaki hastamız sadece gezmek, konuşmak, eğlenmek için gittiği misafirlikte yakalanmış bilinçaltı uzmanına! Artık her yerdeler, artık evlerdeki gezmedeler. Kadın günlerine gidiyorlar, kendilerini tanıtıyor, gerekirse hemen oracıkta zehirleme işlemini yapıyorlar. Ve işlerinde gayet de başarılılar. Onlar bir taş atıyor dipsiz kuyuya. Çıkarabilirsen ne ala. Çıkaramazsan da hasta sayısı artıyor. Ama psikolojik hasta sayısından bahsediyorum. Zira bu temizlik ustaları, öyle ağır tahribatlar yapmaya başladılar ki artık iş rayından çıktı. Ve bu duruma birileri “DUUUR ARTIK” demezse korkarım yakın zamanda ülkemiz sözde sertifikalı sahte uzmanlarca katledilen enkazlardan geçilmez olacak.
Akıllı olmak, bilgi sahibi olmak durumundayız. Sağlıkla şaka olmaz. Yarım hoca dinden çıkartır derlerdi eskiden şimdilerde ise onun yüz kat kötüsü bu durumla karşı karşıyayız.
Hadi kolay gelsin hepimize. Savaşmak zamanıdır bu zaman.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir