
Keçi boynuzu ve allerjik hastalıklar
Yaklaşık 5000 bin yıllık bir özgeçmişi vardır onun. İngiliz ve Alman dillerinde “carob” ve “St. John” olarak bilinen bir meyve. Ünvanı; “Yakup peygamberin ekmeği” olarak bilinir. Çünkü vaktinde Yakup Peygamberin çölde ekmek yerine keçiboynuzunu tükettiği söylenir.
Birkaç asır önce yapılan tatlılarda şeker yerine bu harika meyve kullanılırken şimdi durum farklı bir hale gelmiş. Beyaz şeker üretimiyle harnup yani keçi boynuzunun pabucu dama atılmış.
Oysa günümüzde, özellikle son zamanlarda hem sağlıklı yaşam için hem de immün sistemi korumak için akla gelen seçeneklerin başına yine geçmiştir.
Nefes darlığı özellikle de allerjik nefes darlığına karşı adı ilk akla gelir. Soğuk alerjisi, akciğer ödemi, akciğer kanserini önleyici etkisi, astıma karşı, ishale kabızlığa karşı da akla gelenlerden biri olan keçi boynuzu türlü şekillerde kullanılabilir.
Pekmezi de yıllardır yapılır ve bilinir. Çayını, kıtır kıtır çiğ meyvesini yemesini, ya da toz hale getirilmiş formunu kahve gibi kullanabilirsiniz. Tabi ki damak tadına, zevkinize ve tüketebilme durumunuza göre. İstemeden, mideniz bulana bulana yemenizin size hiçbir faydası olmaz.
Migreni olanlar bilir. Çikolataya karşı bir açlık duyduklarında migren geliyorum diyebilir. Çikolatanın ham maddesi kakaodur ve kakaoya karşı alerjisi olanda ideal seçenek keçiboynuzudur. Süper bir bilgi olarak akımıza yazalım.
Onun sağlıklı ve dengeli beslenmede yeri önemlidir. Bir kere yağ oranı düşüktür. Düşük kalorilidir. Yenildiği zaman tok tutma özelliği müthiştir.
İshale karşı mükemmel bir takviyedir.
Kabızlığa karşı da tüketilmesi yerinde olur. Lif oranı yüksektir.
En büyük özelliği nefes darlığı şikayetine karşı etkili olmasıdır. Çünkü içindeki etkin madde başkaca bir meyve de bu kadar çok yoktur.
Etkili bir balgam söktürücüdür.
Akciğer kanserini önleyici etkisi kuvvetlidir. Kanser gelmeden önce demek istiyorum. O halde hayatımıza bir şekilde koymalıyız onu. İster çay olarak ister toz, ister de kıtır kıtır yiyerek.
Tercih sizin. Önce hayatımıza geçirelim, sonra da en etkili nasıl kullanırız onu öğrenelim. Ama önce onu hayatımızda tutmayı başaralım.
Bu arada unutmadan söylemek istiyorum. Erkek infertilide de etkisi olduğu kanıtlanmıştır.
Yalnız kullanımda dikkat edilmesi gereken bir iki detayı yazmak istiyorum.
Piyasada şimdileri toz haline getirilmiş keçiboynuzu var, yalnız onlar o şeklide öğütürken maalesef içindeki etkin maddeler de kayba uğrar.
Çiğ tüketmek kabızlık ve tok tutumada iyi olacaktır.
Yemeklerden bir saat önce çiğ olarak tüketeceğiniz keçiboynuzunun sizi nasıl da tok tuttuğunu hayretle görürsünüz. Eğer çok sertse meyve yenmeden önce biraz suya koyabilirsiniz.
Olgunlaş meyve siyah ya da kahverengi olur ve şeker hastaları da tüketebilirler. Zira şekeri yükseltmez.
Elinize aldığınız beş ya da altı tane keçiboynuzunu yıkayıp birkaç parçaya kırın, kaynar suya atın. Yatım litre su yeterli olacaktır. Yedi ile sekiz dakika kaynasın, altını söndürün. Soğusun süzün ve dolaba kaldırın. Nefes darlığı çeken bir hastaya sabah akşam bir çay bardağı verin. Üç gün kadar dolapta kalabilir, sonra taze yapın. Bu şeklide on ile ondört gün içerseniz, yine bir on gün ara verirseniz güzel sonuç alırsınız.
Tabi bu uygulamaları yaparken dikkatli olup, varsa ilaçalarınızı da ihmal etmemeniz gerektiğini sanırım söylemeye gerek yoktur.
Alerjik nefes darlığı şikayetinde kullanabilirsiniz. Tadı güzel, içimi de hoştur.
Vitamin ve mineral açısından da zengin olduğunu, renginden ötürü güçlü bir antioksidan olabileceğini anlamışsınızdır.
Her zaman aklımızda olan bir söz var; yedikleriniz ilacınız, ilaçlarınız yedikleriniz olsun efendim.
Sağlıkla kalın….