Blog
    Portakal kabuklarıyla gelen sağlık

    Portakal kabuklarıyla gelen sağlık

    Hava soğukken hep aklıma mis kokulu bergamotlu çay gelir, sıcacık içelim içimiz ısınsın diye. Oysa portakallı siyah çay da harikaymış. Hiç denediniz mi? Şiddetle tavsiye ederim efendim. Arada farklı tatlar denemek ve beyne format atmak iyidir.

    Alın elinize portakalı, önce onu mis gibi kokusunu içinize çekene dek koklayın. Koklayın, o aromatik havayı taaa içinizde duyumsayın. Portakal kokan bir çevre düşünün, hayal edin, bu bile yüzünüzü güldürmeye yetsin. Zira portakal çiçekleri de ayrı bir kokar. ve bir sürü bitki çayının içine portakal çiçeği konur. Onları zamanı geldiğinde dökülürken toplayıp kuruttuğunuzda o güzelim tadı fark edip hayatına katacaksınız emin olun. Hani her şeyin özü vardır ya, portakalın o gizemli egzotik kokusunu çiçeğinden aldığını düşünebilirsiniz. Öz değişmez çünkü.

    Faydalarını saymakla bitiremem. Ama en azından onunla ne yapabilirim fikrini aklınıza bilgi olarak katabilirsek bu da bir terapidir. Kendine terapi, kendini sarıp sarmalamaktır.

    Portakal şu dönemde tezgahlarda bolca var. Tavsiyem, en az ilaçsız olanını tercih edebilmeniz. Portakalı soyarken bile gelen o harika koku her yere siner.

    Yıkayın soyun ve bir peçenin üzerinde tepsiye dizin onları. Çok geçmez, bir kaç güne tıkır tıkır olur o kabuklar. Ve onların şifasını ister siyah çayda ister de normal kış çayında ya da sade olarak öksürük için kullanabilirsiniz.

    Ne var içinde kabukların derseniz, çok şey var derim. Ama en önemlisi güçlü antioksidan olduğunu bilin derim. Ve bu etki için günde iki kez kabukların çayını yapmak, çaylara rendelemek de etkilidir.

    Bağırsak hareketlerini düzenler. İçeriğinde ve beyaz kabuklarında yüksek lif vardır, bu da kabızlığa iyi gelir. Hani o kabuğun iç kısımları var ya beyaz beyaz, bazılarımızın attığı, yemediği işte onlar, lütfen değerlendirin. Atmayın onları. Sadece yiyin ve tüketin. Pektin var içinde, kalın bağırsaktaki yararlı bakterilerin üremesi için faydalıdır. Metabolizmayı hızlandırır. Kilo vermede yardımcıdır, yağ yakmanıza destek olur. A ve C vitamini açısından zengindir. Çayı için, bir parça portakalın kabuğunu, bir fincan su ve içine ılıyınca dilerseniz bal ekleyin. Kuru olarak bir fincan sıcak suya bir yemek kaşığı kabuk koyun ve demleyin. Acı olabilir ama yine de kaynatmayınca çok da acısı çıkmıyor, alışırsınız sadece deneyin. Ve size dokunup dokunmadığını önce test edin. Solunum yolu hastalıkları,

    enfeksiyon hastalıklarına karşı koruyucu, antioksidan, antikanserojen, kötü nefes, böbrek taşı önler, düşmesine yardımcı olur, kan dolaşımını arttırır, damar tıkanıklığını engeller, direncinizi arttırır.

    Özellikle portakalın içine doğru girmiş minik portakal kabuğu yumakları özellikle atmayın lütfen. Çünkü onlar, hem ilaca fazla maruz kalmamıştır, ve şu anda salvesterol kapsül gibi etkilidir.

    Salvesterol, özellikle portakal kabuğunda bulunan salvesterol Q40 ın adı; kansere karşı savunan besinsel kurtarıcıdır. Ne yapıyor? Spesifik olarak kanseri hedef alarak vurur. Süper değil mi?

    Şu anda fitoterapi preparatı gibi kanserde kullanılıyor. Şimdi bu bilgiyi öğrenip de o güzelim portakal kabuklarını ve içlerini, yumrularını yemeden atmak olur mu dersiniz?

    İnsan vücudunda hayat nasıl işler? Günü kurtarmakla geçer, savunur, korur, besler, sağlamlaştırır. Çünkü her gün vücutta bir çok farklı basamakta kansere karşı önlemler alınır. Neden? Çünkü bedende, her gün hem iyi hem de kötü hücreler oluşur. Kötüler iyiler tarafından yok edilir. Yapısı bozuk olan, bozulan DNA lar tamir edilir. Tamir edilemeyecek olanlar hücre intiharına sürüklenir. Vücudumuz o kadar akıllı ve becerikli ki, işine yaramayanı direk fark edip kendini yok et komutu verir. Onu da yapamazsa çöpçü hücreler ve savunucu hücreler devreye girer. Ve o yapısı bozulan yok edilir, işte bunu yapmaya faydalı olan besinler, ilaçlar, akupunktur gibi işlemler de vardır. Muhteşem bir yapı diye düşünüyorum… Peki diyelim ki o gün, çok kanserojene maruz kaldık, ne olur halimiz?

    Bazen vücudun tüm bu savunma sistemi, hücreler yeterli gelmez. İşte o zaman devreye yardımcı besinsel kurtarıcılar yetişir. Ve bir müjdeli haber de şu ki; bu besinleri öyle çok çok tüketmeye de gerek yoktur. Çünkü vücut çok tutumludur. Hiçbir şeyi ihmal etmez, heba etmez, değerlendirir, bekletir. Sırası gelince de kullanır.  Ve biliyor musunuz, bir küçücük portakal yumrusunda, hani o içe geçmiş portakal deliği olan yerdeki girintili beyaz yapıda dünya kadar salvesterol vardır.

    Sade olarak tüketin, doğrudan tüketin, koklayın, kurutun, sevin, severek tüketin… Portakal kokulu günler diliyorum.

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir