Blog
    Kırmızı crop

    Kırmızı crop

    11 yaşlarında. Ağlıyor. Hem de hıçkıra hıçkıra…

    Zannedersiniz çok büyük bir şey oldu, annesi yanında, üzgün, bekliyor susmasını. Birazdan sustu. Mendil verdim, aldı, hızlıca sildi burnunu. Güzel gözleriyle baktı bana.

    -Seni buraya getiren olay nedir, anlatmak ister misin dedim. Annesine baktı. Yüzünü yana çevirdi. Tekrar ağlamaya başladı.

    – Kırmızı crop almadı annem bana dedi.

    Hay Allah dedim içimden. Bu yaş ve kıyafet sorunu ve tabi ki de mini şortum ve kırmızı cropumla bana sakın dokunma anne sorunu.

    Ben özgürüm, istediğimi yapmakta serbestim.

    Sal beni anne bir sal, sal dedim sana.

    Sorma bana ne yaptığımı, açıklamak zorunda değilim sana.

    İstediğim yere giderim, istediğimi giyerim ve sen bana kötü davranırsan da seni polise şikayet ederim.

    İster erkek ister kız sevgilim olur, buna ben karar veririm ve sen buna saygı duymak zorundasın.

    Yoksa kaçar giderim onun yanına, daha mutlu olurum.

    Senin tabuların yüzünden okulda bana “Kezban” diyorlar…

    Ve daha neler neler duyuyoruz gençlerden. İşte şimdi bir ön ergen, bir minik hanım ve gözleri yaşlı…

    Ben de onlara gününü göstereceğim, benim de sevgilim olacak artık, büyüdüm ben, görür onlar.  Kim onlar söyler misin bana da. Baktı bana uzun uzun…

    Sen de mi bilmiyorsun yoksa?

    Evet dedim, bana söylemezsen bilemem ki.

    Okuldaki kızlar dedi. Cadı kızlar. Alay eden kızlar. Hani herkesle alay ediyorlar ya. Crop almıyor annem bana, onlar da köylü diyor bana. Kezban diyorlar. Ben de çok üzülüyorum. Ağlıyorum. Bugün annemle alacağız dedim. Yarın giyeceğim dedim onlara hem de kırmızı crop giyeceğim dedim. Gömleğimin önünü de açık tutacağım ki görsünler. Alay etmesinler artık benimle. Anneme de söyledim ama annem de crop ne demek bilmiyordu. Onun için söz verdi bana. Gidip de gösterince crobu anneme. Olmaz diye bağırdı orda. Herkes de bana baktı. Keşke o anda. Yerin dibine girseydim de rezil olmasaydım.  Rezil oldum işte yine rezil oldum. Herkes baktı bana. Sen bir kezbansın gibi. Sen onu giyemeyeceksin der gibi. Çünkü benim annem öyle açık şeyler istemiyor. Kendimi korumam gerekiyormuş. Oysa bütün arkadaşlarım giyiyor. Kimden kendimi korumam gerekiyor söyler misin bana. Neden herkes giyiyor da ben giyemiyorum. O zaman da modern olmuyoruz işte. Sanki biz ikinci sınıf insanmışız gibi. Kendimi öyle hissediyorum. Ağlamaklı gözlerle baktı bana. Öyle miyiz sizce? Biz arkadaşlarımın dediği gibi köylü müyüz?

    Ah be yavrum dedim içimden. Akran zorbalığı çok zordur hem de çok bilirim ama böyle köylüsün sen, Kezbansın sen, eziksin sen diyen çocuklara en çok da o kız çocuklarına içim yanar benim. Zira onlar ileride evlenip yuva kurarsa aynen bu şekilde eşini manipüle etmeye devam ediyor olacak. Ve çocuklukta öğrenilenler ve yaşanılanlar hep hayatımızda bir acı anı olarak kalacak. Ya güzel ya da hatırlayınca burnumuzun direği sızlar dediğimiz tarzdan…

    Biz insanız hem de en canlısından, en en duygulusundan, en vicdanlısından. Çocuklar temizdir. Çocuklar candır. Onlar tertemizler hem de pürü paklar. Lakin şu anda ergenlik akımı deyin, moda deyin, kestane çıkmış kabuğunu beğenmemiş deyin ne deseniz diyin durum ortada.

    Çocuklarımız ve bizler bindik bir alamete gidiyoruz…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir