Blog
    Sen hiçliğe giriyorsun

    Sen hiçliğe giriyorsun

    Doktor hanım Lütfen anlatın, anlatın ki bizim gibi olup da denize düşen yılana sarılayım derken imanından olmasın. Ben paçasını zor kurtarmış enkazcılardan olarak yazdım size.

    Ne bu diyebilirsiniz şimdi. Mesajı aynen ve izinli olarak yazacağım buraya. Çünkü insanlar artık nereye başvuracağını şaşırmış durumda.

    Mesaj aynen şöyle;  sizi birkaç haftadır tanıdım.  Paylaşımlarınızı görüp yazıyorum size. Çocukluk anılarım ve travmalarım çok. Ve maalesef bunları unutamıyorum. Çok zorlandığım bir dönemde bilinçaltı terapistiyle ( çok ünlü akademisi olan biri ) bir seans yaptım. Seansı bitirmeden daha 10. dakikada çıktım. Simsiyah korkutucu bir gölge gördüm onun telkinleriyle ( Anka kuşları ortada dolanıyordu belki de). Ve onu kabul edip göbek deliğimden içeri sokmamı söylüyordu. O an açtım gözlerimi. Seansı bıraktım. Aylarca içimde korku, panik atak yaşadım. Bu esnada itikadım sarsıldı inanın. Namaz kılmak bile gelmedi içimden ki ben namazında niyazında bir insandım. Resmen imanıma sirayet etti. Ve 3 ay devamlı bir şekilde oğlum ölecek, trafikte tırın altında kalacak gibi kaygılarla yaşadım. Kurumuş bir ot gibiydim. Sonra kalktım silkelendim. Rabbime sığınıp yardım istedim. Ve yeni yeni toparlanıyorum. (Hatta dediler ki)  şüpheli olduğunu bile bile sakınmadım. Dedim ki belki şifa olur. Tezekle taharet oluyormuş gördüm. Onu bile denedim. İyi olmak için.  Terapi denen şeyle ve ünlü olan bir yerle resmen bana bir şey oldu. Bir şey sanki musallat oldu. ( artık insanımız korkuyor, görünmez varlıklar mı zombi mi gulyabani mi) Adına ne dersek diyelim. Garip rüyalar, sinir, öfke, ağlama isteği… Millet rahatlıyorum, arınıyorum diyor ben anlamdım resmen kişiliğim değişti.

    Okursanız yazımı paylaşın lütfen, anlasınlar, gitmesinler, inanmasınlar… Burada ki kişinin göbek deliğinden içeri sokulmak istenen şey nedir sizce? Bunlar terapi adı altında ayin vari işler yapıyor ve insanların kafaları ile uğraşıyorlar.    Geçenlerde gelen bir hastam aynen şunları söyledi; Doktor hanım ben hiçliğe girmişim… Baktım, bu da olamaz dedim ama dinledim.

    Güya tasavvuf ehli bir hanım vatandaş, kitap ehliyim, el aldım Marifetname sahibi benim akrabam, rüyamda el verdi bana der.  Tasavvufi biyoenerji yapar. Kafadan kontak hanımefendi.  ( ben böyle deyince üslubum sıkıntılı geliyor insanlara. Yetti artık diyesim zaten var da artık)

    İnsanlara zoom üzerinden biyoenerji seansları yapar. Beş derse 10 bincik alır. Yine az almış bu canım ya dedim.  Bizim hastamız, dördüncü seansta iyice anlar bir tuhaf oluyor. Bırakır orda hemen. Ama bitmez olay. İmani boyuta sarkar. Namaz biter önce. Dua biter. Korku başlar. Karanlık der, kopkoyu bir karanlık içindeydim. Eşimden çocuğumdan nefret ediyordum ve onu görüyordum.

    Maalesef ki görmeyle ilgili halüsinasyonlar başlar. Olmaz evde duramaz artık. Ve öyle bir şey yaşamadım hayatımda der hastam. 40 yıl yaşadım, ölümler gördüm ama ben böylesi bir acı görmedim. Aradığında o yeri “sen hiçliğe gittin” derler. Hiçlik ve ölüm. Hastam artık ölüyorumu bilir ve bırakır kendini. Koma hali gelir, yarı koma. Acile ve oradan da yoğun bakıma kaldırılır. Üç hafta. Koyu karanlık, tuhaf mor renkler ve gözler. Koyu ama kopkoyu.  Veee içimdeki o böğrümdeki o yanan ateş hiç sönmedi der. Konuşmaz. Konuşamaz. Ölümü bekler.

    Psikiyatrist tedavisine başlar bu arada.  Biraz açılır. Akupunktur için geldiler. Aynı anda terapiye başladık. Akuterapi. Şimdi nasıl mı? Çok şükür ki iyi. Tedavimiz ve terapi devam ediyor. Belki de bir iki yıl sürecek. Hasar derin çünkü.  Bunlar gerçek hikayeler ve izinli olarak yazdığım ve korkutucu yönlerini çok azaltarak yazdığım olaylar. Yorum sizin.  Lütfen tüm ülke olarak akli selim olalım.   Hepimiz hepimizden sorumluyuz ….

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir