
Erkek Fatma
İlkokula gittiğim gün dedi hıçkırarak, o günü hiç unutmuyorum. Annemin elinden sıkı sıkı tuttum, korktum, zaten evdeki kavgalar beni hep korkuturdu. Öğretmenin hepimizi sınıfa aldığını, annemin gidişini ve “sakın ha ağlama kırarım kemiklerini dediğini hatırlıyorum.” Tuttum kendimi, içime ağladım ve sustum. Bir ömür boyu sustum hem de. O sınıfta iken yok olmak istedim. Bugün gibi biliyorum. Yerin dibine gireyim diye düşündüm.
Herkes kendini tanıtsın dedi öğretmenimiz, bu benim için çok zordu. Çünkü hiç sesim çıkmazdı dışarıda. Kalbim küt küt atıyor, çocuklar tek tek konuşuyor ve çok özgüvenliler. Benim hiç olmadığım kadar, bunu tabi şimdi anlıyorum. Ezik, silik, geri kafalı, sakar, beceriksiz bir ben vardım annemin gözünde. Babamın gözünde mi zaten yokum, kızım ya, işe yaramam. Babam beni hiç sevmedi ki.
7 yaşıma kadar bir güzel gün bile hatırlamıyorum babama dair. Ben hiç sevilen bir çocuk olmadım doktor hanım.
İşte o gün o sınıfta ben tam 7 yaşındayken ve sıra bana gelmişken olan oldu. Kalk bakalım dedi öğretmenim, haydi sen de kendini anlat bize. Zorla kalktım, kalbim ağzımda atarken adım B.Y dedim, 7 yaşındayım bir erkek kardeşim var. Herkes bana döndü, ya da ben öyle zannettim. Bir çocuk önde oturan, ön dişlerinden biri olmayan çocuk, “aaa dedi erkeksin sen, erkeğe benziyorsun, kızdan erkek. Erkek erkek erkek” diye bağırdı. İşte o gün benim için dönüm noktasıydı. Kimdim ki ben, 7 yaşında annesinin ezdiği babasının dövdüğü nefret ettiği ve iki kaşının ortası da kıllarla kaplı bir kız çocuğu muydum? Yoksa erkek olacakken yoldan dönmüş olan bir kız erkek karışımı mıydım?
Sizce ben kimim doktor hocam? Kız mı erkek mi olarak hayatıma devam ettim. Şu anda kimim? İçimi çektim, bu direk olarak bana sorulan ve cevap beklenilen bir soruydu. Fiziksel olarak onda bir sendrom vardı, onun anladığım kadarıyla küçükken iki kaş arası tipik erkek görünümündeydi. Ve bu onun hayatını etkilemişti. Çevre baskısı, arkadaşlarının kız mı erkek misin diye sorduğu ve hatta bazen ileri gidip de cinsel organını görmek istedikleri bir çocuk. Ama genotip olarak kız çocuğuydu ve eğer anne azıcık ön görülü olsa ve kaş yapısını doktora gidip yapılan tahliller sonucu düzenleyebilseydi eğer, şimdi karşımda oturan bu hastam o zaman kız çocuğu olduğunu bilebilirdi. Lakin her kesin sen “erkek Fatmasın” lakabına maruz kalmış içi yanmış, devamlı intihar girişiminde bulunmuş bir çocuk olmazdı o.
Şimdi 30 yaşlarında, kırgın. Kız olduğunu biliyordu ama erkeğe benzemesi ve hareketlerinin de giderek sert bir hal alması, erkeklerle oynamaya mecbur kalması ile hayatı geçmişti. Neden mi? Çünkü kızlar onu istememişti. Sonunda lise bitmiş, mühendislik okumuş. Ve tabi bu zaman zarfında da hep zorbalığa maruz kalmış. Annesi kaşını aldırtmamış, senin anne annende öyleydi bu senin tipin diye. Ama hep eleştiren bir anne ve sert olduğu için bizim kız ondan hep korkmuştu ve o da kaşı ile ilgili bir çözüm arayamamıştı.
Lisedeyken acaba erkek miyim diye kız çocuklarına ilgi duymak istedim dedi. Hatta bir arkadaşım sevgili olmak istedi ben de kabul ettim. İki yıl sürdü ama tuhaftı dedi. Üniversite de acımasız bir kadının ağına düştüm dedi. Sormayın nasıl oldu. Yüzümü değiştirdi, beni baştan değiştirdi ve kendine sevgili yaptı ve bende kendi pis emellerine Nail oldu. Ben de beni kabul eden tek kişi o kadın olduğu için sustum. Zaten ben ömür boyu susmuştum. Küçükken başlayan susmam hep devam etti, o kadınladayken de hep korktum ve sustum.
Çok acı çektim ama kimse anlamadı beni. Anlatamadım. İşte şimdi buradayım ve geldim. Sizi duydum, bana yardım edeceğinizi Ümit ediyorum. Ne olur beni duyun lütfen. İçim işte tam da bundan yanıyor dostlar. Bu çocuklar bizim. Tüm ülkem bu çocuklarımızı duyalım lütfen…