Hayata öfkem

    Yaşı doksanı bulmuştu, ayakları ağrıyor, zaman zaman kalbi sıkışıyor, yürümekte zorlanıyordu. Emekliydi, emekli ilkokul öğretmeni Mürvet hanımdı o. Tam kırk beş yıl hem evde hem de okulda çalışmıştı. Düzeni çok seven, tertipli, temiz, entelektüel, sevecen bir öğretmendi. Aynı zamanda da çok iyi bir anne, fedakar bir eşti. Ama ona göre bunlar geride kalmıştı artık. Acımasızca hızla geçen yıllar önce hafif […]

    Hayat reçete edilmez

    Her insan hayatı bizzat yaşayarak öğrenir. Hayat reçete edilmez, nasıl yaşanılır diye öğretilemez. Hatalar da yapılır doğrular da. Ve insan kendi hatalarından da öğrenir hayatı başkasının yaptığı hatalardan da. Zira tüm hataları kendisi yapacak kadar uzun yaşayamaz. Yepyeni ümitlerle girilen bir kurban bayramını da geçirdik. Her sayılı gün gibi geldi ve gitti. Güzel niyetlerle amacına uygun ibadetler yapıldı, kurbanlar kesildi. […]

    Özümüzü kapıda bıraktık

    Kalktı kadınlar oynuyor. Bir yanda darbuka çalıyor, ortada tepsi içinde yanan bir ateş. Ve ayakta, el çırpan, gülen, sanki köprüden geçmişçesine rahat, ahenkle dans edercesine ritim tutan kadınlar. Bir yandan da poz veriyorlar, sanal alemde paylaşmak için belli ki. Videolar çekiliyor. Ateş bayağı yükseldi, tabi ki alkışlar da. Sanırım planlı bir organizasyon bu. Çevreme bakıyorum sessizce, hem de şaşkın. İnsanlar […]

    İyi bak kalbine…

    Bazen öyle olur ki, seni dinlersin, sadece içindeki seni. Sadece kendine kulak verirsin. Susar dinlersin. Ne diyorsun, ne istiyorsun hayattan, sevdiklerinden, değer verdiklerinden. Kendi kendine sorarsın, belki bir çay ısmarlarsın ayaklarını dereye soktuğun yeşillikler içinde, belki simit alırsın kendine, bilemedin çilekli yaş pastayla ödüllendirirsin sen seni. Teselli edersin belki de kendi kendini, sırtını sıvazlar, sırrını şırıl şırıl akan dereyle, simidini […]

    Susmak

    “Kavga edebilmek için de anlaşabilmek için de konuşmak lazımdır. Aslında kavga edebilmek de iyidir bazen.”dedi artık iyice yaşlanmış olan kadın. “Rahmetli ile kavga etmeyi o ölmeden çok önce, belki de bir kırk yıl önce bırakmıştık. Bir ağacın suyunun kökünden çekilmesi gibi olmuştu evimiz. Kurumuş kof bir ağaca dönmüştük ikimiz de. Susuyorduk. Susuyorduk. Hiç konuşmuyor değildik tabi ki. Yemekte ne var, […]

    Suçlu mu yoksa haklı mısın?

    Yaralı bir kalp der ki; Öyle karakterler vardır ki; şaşar kalırsınız. Karıştırır da senin içini dışını ruhun duymaz. Yapıştırır damgayı anlamazsın, bir uyaran verir çekilir kenara, seyreyler eserini. Ok yaydan çıkmıştır artık, fitne kol gezer etrafında. Oysa sadece bir kelime etmiştir, gayet sakin gayet sessiz. Ona göre küçücük bir detaydır belki ama kazan kaynatmaya yetecek kadar büyüktür senin için. Anlamazsın, […]

    Kalpler soğuğu sevmezmiş

    “Kalbim yanıyor doktor… Hayatımın hiçbir değeri yokmuş gibi geliyor bana. Sanki hiç yaşamamışım gibi, sanki hep canım ağrıyormuş gibi. Kor var şuramda tam da şuracıkta işte…”       Bunları söylerken göğsüne de, eliyle hızlıca vuruyordu. Kendisi de doktordu, hem de yirmi koca yıldan beri doktorluk yapıyor insanların hayatına dokunuyordu. Oysa kendi hayatı avucunun içinden kayıp gidivermişti. Görünürde bir sorun yoktu ki; […]

    Yürekler nasır bağlamasın

      – Ay takılma bunlara canımmm, bak bana, örnek al, yaşa hayatını. Adam çalışsın, gece gündüz çalışsın çabalasın da, sen niye benimle iki laf etmiyor diye tak kafana. Olacak iş mi şimdi senin yaptığın? Söylesene bu adam seni aldatıyor mu? – Yok yok abla, öyle bir şey yok, tövbe valla yok. – Tamam canım inandım, yemin etme. Eee döver mi […]

    Alışkanlıklar

    “Bütün hayatımız bir yığın alışkanlıktan başka bir şey değildir” der William James. Alışkanlık tıpkı bir suyun akarak kendi yatağınıyapması gibi zaman içinde tekrarlanarak beynimizde kendi yollarını oluşturan bir davranış örüntüsüdür. Günde üç öğün yemek yeme, yemek sonrası dişleri fırçalama, bisiklete binme gibi. Beynimiz enerji tasarrufu yapmak için türlü yollar arar. Kendi haline bırakıldığında ise rutin öğrendiğini alışkanlığa dönüştürür, böyle daha […]

    Kork benden sınav

    Nerede bir sınav çocuğu görsem acır içim. Cızzzz diye. Yıllar önce girdiğim ÖYS sınavı gelir aklıma. Başkentte girmek durumunda kalmıştım, en yakın ile gidiyordunuz sınava girmek için zira. Belki şimdi o kolay çocuklara, bulundukları ilde giriyorlar, bir de o stresi çekmiyorlar. Ama yıllar önce ve şimdiyi karşılaştırmak durumunda kalan yüreciğim, acıyor bu yavrulara. Haykırmak istiyorum, hayat sadece bu sınav değil, […]