Uncategorized
Panik havası ve taçlı virüs korona

Panik havası ve taçlı virüs korona

Ellerimi yıkamaktan, iyi nefes alıyor muyum diye sürekli kendimi kontrol etmekten sinirlerim bozuldu hocam, uyuyamıyorum. Nefes alamıyorum, virüsü aldıysam diye de panik halinde bekliyorum. Ne olacak hocam, bizim ülkeye de geldi mi? Neden marketler boşaltılıyor? Bu insanlar neden yiyecek stokluyorlar, neden çamaşır suları, kolonyalar, tuvalet kağıdı reyonları boşaltılmış? Markete gitmek istemiyorum psikolojim bozuluyor, sanki ülkemiz bir savaşa girmiş de aylarca evden dışarı çıkma yasağı varmış gibi…

Zaten obsesif kompülsif bozukluğu olan bu ince düşünceli hastamın gözleri uykusuzluktan çökmüştü. Elinde dezenfektanı, çantasında kolonyası, kafasındaki bir sürü soruyla gelmişti kapımıza.

İşte dedim, ülkemizdeki en korktuğumuz olay buydu. PANİK HAVASI. İnsan psikolojisini dibine kadar etkiler, kafaları allak bullak eder, moral çökertir, sağlık savar,  hastalık çağırır hava.

Endişeli ruh hali. Endişe negatif duadır diye söyler dururum hastalarıma, çevreme. Eğer bir insan sürekli kötüyü düşünür kötüyü söylerse o er ya da geç oluşacaktır. Çünkü ister, beynine empoze eder, hastayım der, hasta olacağım der. Der ve bekler. Hani hep örnek verdiğimiz günlük hayattan yaşanılmış olaylar vardır ya. Üşütmüşsündür, hapşırırsın, aksırırsın, biraz kırgın hissedersin. Doğaldır bu. Ama dersin ki; “Eyvah çok kötü üşüttüm, şifayı kaptım, hasta olacağım.” Evet efendim, olursun da bir güzel hasta ve yatarsın evde en az üç gün. Eee nasıl olur bu? Şöyle ki; beynimizde limanlar vardır, nöropeptit dediğimiz proteinden yapılmış küçük taşıyıcı sistemler ve onları karşılayan limanlar. Aynı denizdeki gemiyi karşılayan limanlar gibi, aynı kapıyı açan kilit gibi. Bunlardan birisi işte bu düşüncedir ki, ‘üşüttüm ve hasta olacağım’ fikri ve onu karşılayan ‘evet, hasta olabilirsin fikri. İşte bu sebeple oluşan yeni nöropeptitler. Ve hasta olup da yatağa düşen insan.

Endişeli ruh hali, karamsar yapı tetikler hastalığı. Bu zaten bildiğimiz fakat hep göz ardı ettiğimiz bir durum.

Şimdi, hastama gelince. Ne mi oldu ona. Seans süresince korona virüs ve aklındakileri sordu durdu. Zordu elbette, zaten temizlik nedeniyle bir takıntılı durumu vardı. Şimdi de aklıselim davranamayan insanlarımızın halleri etkilemişti onu. Aslında haklıydı, ama şu konuda. Yurt dışındaki vatandaşlarımızın ülkeye girmeleri ve bazılarının on dört günlük karantina sürecine katlanamamaları. Hasta olsun olmasın, taşıyıp taşımadığını bilmeden otobüsten, uçaktan iner inmez kaçırılan ve ülkeme ihanet eden insanlar da bizim insanımız çünkü.

Ne kadar da söz dinlemezdik ki biz, bu virüs ne yapacaktı ki bize? Çoğu çoğu yaşlımıza çocuğumuza, direnci düşüklerimize, kronik hastalıkların pençesindeki insanımıza daha çok dokunacaktı ucu. Yani bağışıklık sistemi düşük olana. Bana ne diyenlerdi onlar, bizi endişeye sürükleyenler. Öksürdüğü, ateşi olduğu halde saklayanlar. Sokağa maskesiz çıkanlar. Orada burada dolaşıp da yayanlar, sabır edemeyenler, taçlı bir virüsün onlara bir şey yapmayacağını düşünenler…

Zaten boşuna tedbir alıyordu bu ülke. Sağlık bakanının uykusuzluktan ve nasıl olur da bu salgının önüne geçeriz düşüncesinden mütevellit uyuyamayan kızarık şiş gözleri. Boşunaydı zaten camileri belli bir müddet kapatmaları, boşunaydı, keyfineydi ellerinizi en az yarım dakika çok çok güzel yıkayın diye sürekli söylemeleri. O kaçanlar var ya, işte onlar. Hakka girenler…

Bir sürü insanımızın canına kast edenler. Hak katında suçlusunuz. Eğer bir yerde salgın hastalık varsa o yerden ayrılma ve oraya da gitme der dinimiz. Taaa o zamanlar da bile şimdiki karantina kanunları konmuş. Ne oluyor da şimdi biz, tıbbın bu kadar ilerlediği bir dönemde sağlık için kurallara uymuyoruz. Pandemi demek tüm dünyayı kapsayan demek.

Şu dönem, akıllı olmak, sakin olmak, ama tedbirli olmak zamanıdır. Korku psikolojisiyle bir yere varamayız.

Canını dişine takan, korksa bile belli etmeyen fedakâr doktorlarımıza, sağlık çalışanımıza kulak verelim. Zaten ne yapmamız gerektiği hep söylendi. Sakin olun lütfen ve kurallara uyun. Bir müddet beklemekten, zorunlu olmadıkça evden çıkmamaktan kimseye zarar gelmez.

Herkes üzerine düşeni yaparsa yetkililerin işi daha kolay olacaktır unutmayın. Ve tabi bizim de.

Birbirimizden insan olarak sorumluyuz, lütfen dikkat…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir