Uncategorized
Öfke ve kalp

Öfke ve kalp

Öfkeli misin?

Kızgın mı?

Hayat üstünüze üstünüze mi geliyor?

Patlamaya hazır bir volkana mı benziyorsunuz?

Her kelimeyi sana yapılmış bir saldırı olarak mı algılıyorsunuz?

Gereğinden fazla mı alınganlık yapıyorsunuz?

Neden duygularımızı tam olarak ifade edemiyoruz ve içimizde bir yerlerde bir çığ gibi büyümesine müsaade ediyoruz?

Kişiliğine saldırı mı var hissine sık sık kapılır mısınız?

Her zaman dik durmak durumunda mı hissediyorsun?

Sorular, sorular, sorular,

Verilmeyen cevaplar…

Kırgınlıklar, hayal kırıklığı, düşen yaşam kalitesi…

Lütfen yormayın artık kendinizi, anne babanızı.

Çevrenizdeki sevdiklerinizi, yaşam arkadaşlarınızı. Ama en çok da kendinizi. Tüm yaşadıklarımızın bir anlamı olduğunu bilerek, bu dünyaya hayatımızın rolünü oynamaya geldiğimizi bilerek ve yaşadığımız günü tadına vararak geçirmeye gayret edelim.

Dünyanın telaşı, onun bunun sözleri, yergileri, övgüsü bırakın onun bunun olsun.

Siz kendinize, hayatınızın size verilmiş en güzel hediye olduğunu bilerek, ruhunuza odaklanın.

İyi davranın kendinize, bunun farkında olarak yaşayın. Gayret edin, yaparım diyerek devam edin yolunuza.

Bakın minik bir virüs geldi, ne olduğunu bile anlamadan alt etti insanları. Herkes düştü yaşam savaşına. Hayatta kal savaşı veriyor insanoğlu. Yarını göremez hale geldik, bu günümüzden de endişe eder olduk. Neden ki? Bir minnak virüs mü sebebi? Öyle mi? Sordun mu kendine.

Bak halimize;

Yediğimiz yemeğin tadını alamaz olduk, ramazan ayı geldi tam bilemedik. Çünkü tehlike kol geziyor ortalıkta, elimiz eldivenli, yüzümüz maskeli, siperli…

Yani yarını göremiyoruz, aciz olduğumuzu sonuna kadar anladık. Ama yaşam devam ediyor.

Yine de her zorluğa karşın bir kolaylık vaat ediyor bize. Ümit veriyor bu hava, bu güneş, bu toprak, bu canım vatan.

Şu anda yaşıyoruz.

Evet, virüs de var hayatımızda, ama tedbir de alıyoruz elimizden geldiğince.

Yediğiniz yemeğin tadına varın, soluduğunuz havanın kokusuna odaklanın.

Gördüğünüz manzaranın içine girin, güzelliğine odaklanın, beyninize kaydedin.

Şu virüs gidecek ve memleketim manzaralarına doyacağım diyin, bir çay bahçesinde veya dere kenarında…

Severek veya mecburen yaptığınız işlerin bile hazzına varmaya çalışın.

Zira yaşam yediğin yemekte, konuştuğun insanda, sevdiklerinde, gördüğün güzellikte belli ki soluduğun havada…

Ve senin kalbinde.

İyi bak kalbine, güzel davran ona.

Kendini kimseye kanıtlamak zorunda değilsin, her insan kendi kalbi kadardır. O kadar sever, o kadar öfke duyar, o kadar kızar, o kadar yaralanır… Öfke; insanı çileden çıkartan mesele.

Hasta eden duygu, kötü yanımız. Kalbimizi en derinden tutup yaralayan kavram.

Öfke…

Unutmayın; öfkeyi oluşturan kendi düşüncelerinizdir ve onu yönetecek olan da kendinizsiniz.

Hayat her şeye rağmen güzel, yaşamak için öfkeden arınmaya karar vermek lazım önce.

Kendi kalbine bakmak, iç dünyanı toparlamak lazım. Şu günler hürmetine diyelim, başlayalım bir yerden. Ne dersiniz?

Haydi, kolay gelsin…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir