
Harcanıp gidiyor ömür dediğin…
Ömür nedir?
Yaratıcının bizlere bu dünya hayatı için verdiği süre…
Geçmiş hayatların özeti,
Yaşanmışlıklar, sevdalar, hüzün, kavgalar, nefret, en sevdiğim dediğinden uzak kalmalar…
Yaşam telaşı, geçim derdi, çalışma, dinlenme…
Bir bardağa koyduğun çayın soğuması kadar bir süre…
Kiminde 80 yıl, kiminde 15… Bazen de 40 diyemeden edilen vedalar.
Acımasız hastalığının sonuna gelmiş olan, oda arkadaşımın dediği gibi,” ne güzel 50 yaşına gelebilmişler” gibi bir özlem, giderken söyleniveren…
Ve belki de 27 yıldır ömür dediğin…
Bilmiyorum ama bildiğim bir şey varsa bize verilmiş en güzel hediyenin, hayatımız olduğudur.
Ve hiçbir kimsenin, adına insan denen varlığın diğer bir insana kast edemeyeceğini bilirim.
Hakkı değil.
Olamaz da.
Değil insan canı olan hiçbir varlığa zarar vermemeliyiz derken yine hadsizin biri çıkıp vahşetini ortaya koyuyor. Bu da yetmezmiş gibi, soğukkanlılıkla en ince ayrıntısına kadar anlatıyor. Sanki makineymiş gibi. Ruhu olan, sevdiğini söyleyen, gerekçe olarak da kıskançlık diyen bir ruh hastası.
Ve hastalara, diğer hasta ruhlara da bir örnek bırakıyor.
Sanki seri katiller birbirine kopya veriyor. Bak bu da yapılabilirmiş örneği.
Tabi ki bunda medyanın, yazılı ve görsel olarak haber yapan camianın da payı var.
Artık KÖTÜLÜK çok kolay yayılıyor çünkü. Çok kolay haberdar ediliyor.
Kendisini doğuran anneyi öldüren çocuklar boy gösteriyor sosyal medyada…
Babaya kalkan eller, kadına, karısına çevrilen silah, çocuğa çekilen bıçaklar.
Senaryo o kadar çok ve akıl almaz ki. Bunu insan mı yapıyor dersiniz…
Benim bir hekim olarak fikrim; bu vahşeti işleyenler insan değil tabi ki.
Hayvana da hakaret etmemek gerekir, o takımdan da değil.
Bunlar; Cani. Ve yaptıklarının delilikle, cinnet geçirdim demekle örtbas edileceğini düşünen, cezası tam verilmediği için rahat olan sınıftan bunlar.
Bu sefer son diye diye ne kadın ne de istismara uğramayan çocuk kalmayacak bu gidişle.
Arada ezilen, canından olan erkekleri de unutmayalım.
Ne olursa olsun. İnsan olana yapılan zulüm bu.
Kendini büyük görme, bir canı alabilecek kadar kudretli görme, haddini bilmeme, deliliğe sığınma bunun adı. Şunu da ifade edeyim ki, deli diye tabir ettiğimiz bir grup insanın içinde bile bu tarz eylemi yapacak olanlar çok değildir.
Yaptıklarının yanına kalmasını istemiyoruz artık.
Dünya bir musibet virüsle uğraşıp can pazarına düşmüşken, sudan sebeplerle insan hayatına kıyanlar, ardından çokça söz ettirip de gizli gizli çıkar sağlamasınlar bu işten.
Seri katiller adlarını tarihe yazdırmak için megaloman istekleri doğrultusunda cana kıyar, adından söz edilmesinden büyük haz duyarmış. Ne fark var?
Sorarım size, şimdi bu gündeme düşen cani, aklı başına mı geldi de detayına varana kadar anlatıyor.
Kendini bir şey sanıyor, tatmin ediyor. Küçücük çocuklar bile internete girse varil yazsa detaya ulaşıyor… Bu doğru mu?
Bu haberler, içinde bir yerde bu tarz bir kötülük düşünene örnek olacak fikirler sunuyor.
Sen de zamanı gelirse yapabilirsin…
Bu vahşeti;
Ödüllendirmeli mi?
Yoksa bu sefer tüm Ülkeye örnek o mu olmalı?
Tam yerinde ve caydırıcı bir ders verilmeli ki, geriden gelenlerin aklında yer etsin.
Kadına şiddet cezasız kalmıyor diye…