Blog
Beynim sanki dumanla kaplı

Beynim sanki dumanla kaplı

Kapıdan içeri girişi,  bekleme salonundaki oturuşu, ikram edilen bir bardak yeşil çayı içerken ki hali, yüzü, hüznü, dalgınlığı, uzaklara bakar hali.

Yaş 35. Evet, bu gelen hastam,  Cahit Sıtkı Tarancı ve yolun yarısı şiirini hatırlattı bana.

Hani der ya şair;

Zamanla nasıl değişiyor insan,

Hangi resmime bakarsan ben değilim.

Nerde o günler, o şevk, o heyecan?

Bu güler yüzlü adam ben değilim.

Yalandır kaygısız olduğum yalan…

Hastam içeri odaya girdi, oturdu ve derinden çektiği Ohh nidası havayı kapladı.

-Sizi bana getiren, en önemli şikayetiniz nedir? Diye sordum.

-Sanki beynimde gri bir sis var. Ne konuştuğumu anlıyorum ne de duyduğumu anlamlandırabiliyorum. Konuşmak istediğimde dilim dolanıyor, uyku uyumakta zorluk çekiyorum. Halsizlik had safhada, uyur gezer gibi dolanıyorum. İşimi yapamıyorum. Mutsuz değilim ama hep ağlamak içimden geliyor. Fakat ağlayamıyorum. Önceden gülerdim, severdim, iyi hissederdim.

Çocuklarımla ve eşimle güzel vakit geçirmeye çalışırdım. Öğrencilerime zevkle ders anlatırdım. Şimdi ise ne yaptığımı bilmiyorum bile. Yediğimden zevk almıyorum, içtiğimin tadını fark edemiyorum. Sanki sisle kaplı bir alanda yürüyorum, yolum çok çok uzunmuş gibi geliyor fakat o yolu yürüyecek takati kendimde bulamıyorum…

Hastam tam da Cahit Sıtkı’yı hatırlatır tarzdaymış. Sevilen bir edebiyat öğretmeni, aynı zamanda yazar. Aynı zamanda editör. 36 yıl yaşadım ilk defa bu sene bu kadar umutsuzum diyor. Hayata dair umudum yok. Yaşama sevincim zaten kalmadı. Eşim, çocuklarım, öğrencilerim eski beni ister, oysa benim içimin bomboş olduğunu görmek istemezler. Bütün testler yapıldı, doktor doktor dolaştım. Korona ile bende de panik hali, kaygı, depresyon var sanıldı. İlaçlar kullandım, ne beynimdeki sis dağıldı ne de içimdeki ses sustu. İyi değilim doktor hanım hem de hiç iyi değilim. Fakat kalıbıma bakan benim çok iyi olduğumu sanır. Oysa halsiz, yorgun, mutsuz, endişeli bir ruh halinde, sisle kaplı bir beyinle yaşamaya çalışan bir adam var işte bu dünyada.

Son yılların yeni tehdidi. Zaten hastam çok okumuş, internette dolaşmış, kendine teşhis koymuş. Beyin sisi demiş hastalığına. Peki, nedir ki bu beyin sisi?

Hayat kalitesinde ciddi düşmelere sebep olan, unutkanlık, dikkat dağınıklığı, odaklanma ile ortaya çıkan, karar vermede zorluk, uyku sorunu, sabah yorgunluğu, endişeli ruh hali, öfke patlamaları, kafa karışıklığı yaşatan bir durum bu. Sendromlar hastadan hastaya değişiklik gösterebilir.

Bir sürü sebebi olabilir. Önce neden olduğunu araştırmak gerekir. Tahliller yapılır. Vitamin eksiklikleri, yaşadığı zorluklar, geçirdiği hastalıklar sorgulanır. Endişe önemli bir kriterdir. Ve benim gördüğüm kadarıyla da; kişinin  ek olarak kendi kafasına göre aldığı gıda takviyeleri, kanına baktırmadan içtiği ünlü  markaların vitaminleri  de sebep olabilir. Köpek balığı kıkırdağının hapı, omega üç, glutatyon, potasyum, mağnezyum, çinko, mineral tuzları ki bunların çoğuna da kanda fazla olup olmadığına  bakılmadan  içer. Al ben içtim çok iyi geldi sen de iç diyen ünlü satıcılar, ilacın metabolizmasını bilmeden iki seminere katılıp gazlanan NLP ci insanlar, her şeyi yapabileceğine inanan öz güveni tavan yapmış,  ehil olmayan ilaç pazarlayıcıları. Ve inanın ki bunlar da çok tehlikeli.

Tekrar tekrar söylemek istiyorum. Ağzınızdan giren ilaç, vitamin, takviye bunları doktor tavsiyesi olmadan yutmayın, içmeyin, elinize dahi almayın.

Bakın vitamin fazlalığı da hasta eder. İnsan düşünen bir biyolojik sosyal bir varlık. Beynimize iyi bakmalıyız. Beyin sisi, bunama, endişeli ruh hali, kaygı, depresyon, panik atak bu ve benzeri durumlar yediğimiz içtiğimiz besinlerle de alakalı olabilir. Tabi ki insanın yaşadığı derin üzüntüler, travmalar da etkilidir. Uykusuzluk, hormonal değişiklikler de bu duruma tuz biber eker.

Bu hastamda ne mi yaptık? Bütün tam kan biyokimyasına bakıldı, vücutta fazladan olan vitamin seviyeleri de tespit edildi, gereksiz gıda takviyeleri kesildi. Akupunktur ile kaygı bozukluğu ve öfke patlaması tedavisi, hormonal tedaviye başlandı. Ek olarak da hastamız akupunktur yapılırken terapisi de devam etti. Sonucun ilk haftadan olumlu olduğunu gördük, uyku bozukluğu düzene girdi. Tedavisi devam ediyor.

Hayat en güzel hediyedir.

Hoşça bakın zatınıza efendim…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir