
Bir ergenin kalbinden geçenler
20 Şubat
Ben hep hayal ediyorum. Yine bir sürü arkadaşım olduğunu hayal ettim. Çok yalnızım. Keşke önemseyebileceğim ve sevebileceğim birisi olsa. Ve çok özel birisi de bana karşı öyle hissetse… Bu kişi benden uzun boylu, yapılı ve çok yakışıklı olmalı. Bana kendimi güvende, seviliyor ve isteniyor hissettirmeli…
23 Şubat
Olmayan bir erkek hakkında fantaziler kurup duruyorum. Bu erkeğin adı ‘adam’. Nasıl göründüğünü rüyalarım dışında çok da kafamda canlandıramıyorum. Yine de onun hakkında düşünmek beni mutlu ediyor. Yalnız olmadığımı düşünüyorum. Tek başına televizyon karşısında oturmaktan da nefret ediyorum. Babam hiç evde yok. Annem hep sinirli. Abim hep bağırıyor. 15 yaşındayım, sakarım, mutsuzum, ergenim, malım, onlara göre erkeğim. Ya ben kimim?
25 Şubat
Kafam çok dağınık. Ergenim. Öyle söylüyorlar. Oysa beni anlasınlar istiyorum. Başka bir erkeği sadece öpmek, beni seven birisi tarafından şefkatle kucaklanmak nasıl olurdu ACABA? Esmer, sarışın, kumral her türlü erkeği seviyorum. Bana ne oluyor bilmiyorum. Bunları aileme anlatamam. Çok kızarlar. Çok yalnızım. Yine okuldan geldim, sandviç yedim, internete baktım, o sitelere girdim, kimse yok, canım sıkılıyor, ben hasta mıyım? Anneme bir doktora gitmek istediğimi söyleyeceğim. Okuldaki yeni öğretmenimi düşündüm durdum bugün. Televizyon karşısında yalnızım ve hep onu düşünüyorum. Ne muhteşem bir adam o. Beni onda çeken ne var bilmiyorum. Sanırım tam ihtiyaç duyduğum biri gibi olması. Çok iyi, şefkatli ve bana DÜNYADA VAR OLDUĞUMU HİSSETTİRİYOR. Çünkü uzun zamandır hiç kimsenin benim varlığımdan haberdar olduğunu düşünmüyorum. Annemin bile…
BU GÜNLÜK KİMİN?
15 yaşında ve 6 aydır yazdığı günlüğü bizimle paylaşması için izin istediğimde kabul etti. Bu günlük yıllarca akranları tarafından dışlanmış, etiketlenmiş (kız gibisin diye) bir gencin, yaralı bir kendiliği olan masum bir gencin samimi itirafları ile dolu. Onun babası tarafından onaylanmaması, annesi tarafından ihmale uğraması, dışlanması, korkması, gizlenmesi… Çok özel bir genç adam tarafından sevilmeye ve değer verilmeye karşı hissettiği yoğun ihtiyacı anlatıyor. Buradaki bilgiler genç bir erkeğin, bir çocuğun, bir ergenin kendini ne kadarda yalnız hissedebileceğini gösteriyor. Ve hatta zaman zaman eline bıçağı alıp boynuna bileğine çizikler attığını da maalesef tahmin etmeniz zor değil.
S.K, yaş 15, hayata küskün. Kederli. Anne babası var, abi ve ablası da. Ama çok yalnız. Neden?
Akranların dışladığı, öğretmenlerin fark edemediği, korkuları olan, insanlardan nefret eden bir çocuk o. Sevilmemişlik hissi çok kuvvetli onda. Hayallerini ve gerçeklikten kaçışı yalnızlık ve keder hisleriyle baş edebilmek için kullanıyor. Hayalinde hep bir grup arkadaş, kızlı erkekli var. Ya da kendisini gerçekten çok seven bir erkek üzerine hayal kuruyor. Reddedilmişlik, sevilmemişlik ve kendini beğenmeme hislerinin acı dolu yalnızlığın yanı sıra depresyon. Kronik problemi bunlar. Ve öyle çok ki, bir de üzerine kendi cinsel kimliğinden endişelenir olmuş. Okulda herkesin bir grubu var ben ise hep bir köşede yalnız oturuyorum. Korkuyorum diyen S.K’ yı bu duruma gelene kadar hiç mi fark eden olmadı dersiniz. Evet, evdekiler fark etmezse senin çocuğunu dışarıdaki öğretmeni farkındalığı yüksek olmazsa görmez bile. Hele de şu devirde. Maskelerin ardına yüzlerimizi rahatlıkla saklayabildiğimize göre. Buradaki babanın da durumu şöyle. “Çok çalışıyorum. Ancak onunla vakit geçirmeyi 10 yaşından beri bıraktım sanırım. Her şeyi annesine devrettim. Bizim sıcak bir aile ortamımız var ve ben oğlumun beni sevdiğini ve bana imrenerek baktığını biliyorum. Onu ihmal ettim. Son zamanlarda büyüdü diye onu çok yalnız bıraktım. Pişmanım…”
Bu vaka, toplumumuzda olan ve belki de çok da yakınımızda olup da fark edemediğimiz yaşamlardan sadece bir tanesi. Amacımız kimseyi kınamak, incitmek zaten değil. Zira bu anlattığımız hikâyelerde incinmişlik sonuna kadar var. Kendilik yaraları zaten hala kanıyor. Sadece insanın ne kadar değerli olduğunu bilen biz hekimler nasıl destek oluruz ilkesiyle hareket ediyoruz. S.K ile tedaviye başladık. Ne mi yapıyoruz? Önce onun kendini anlatmasına ve anlamasına izin veriyoruz. Ayrıca akupunktur tedavisi de ekleyerek psikolojik olarak sağlamlık için destek oluyoruz. Bu arada baba ve anneyle de çalışmaya başlıyoruz tabi ki. Ne zaman bir baba ve oğul tedavi için içeriye girse, yanlış anlaşılmışlık, mesafeli durma, kaçınma, incinmişlik gibi birbirini hiç anlamayan tutumlarla karşılaşırım…
Böyle bir çocuğun iyileşmesinin en temel göstergesi, aileye vereceği olumlu tepkiler olacaktır. Ne zaman ki anneler babaları eve geldiğinde çocuklarının özellikle erkek çocuklarının ona doğru koştuğunu söylüyorsa o zaman bir ohhh çekiyorum ve ümit var diyorum…