Blog
    Adı olmayan çocuklar

    Adı olmayan çocuklar

    Anne sana bir şey söyleyeceğim ama lütfen önce beni dinle olur mu?

    Anne beni sevmekten vazgeçme olur mu?

    Sürekli ağlıyordu. Oturduğundan beri hiç gözüme bakmamıştı. Kendini saklıyordu kendince.

    Bekliyorum, biraz daha sakinleşince elbette bakacak yüzüme.

    Çünkü onu dinlemek için buradayım. Onu dinleyeceğime güveni tam, anlamaya çalıştığımı biliyor.

    Nereden mi?

    Yaklaşık bir aydır telefonla yazışıyoruz. Online olarak da görüşüyoruz.

    Onu sevdiğime inanıyor,  onu anladığımı biliyor. Olaya insan olarak baktığımı çok iyi İdrak etti.

    Sadece çok yalnız, çok korkuyor, çok değişik hissediyor. “Ne yapacağımı bilemiyorum” diyordu her yazdığında. “Ne olur hocam yardım edin bana, ne yapmalıyım…”

    Ah be çocuk, nasıl içim yanıyor bir bilsen. Bir tek sen misin bu duyguları yaşayan zannediyorsun. İnsan yaşadığı müddetçe türlü durumlardan geçer, sınavın birinden çıkar birine girer. Hayatın anlamını arar durur, bir o tarafa gider bir bu tarafa. Ve sen tatlı çocuğum, sen ve senin gibi kavram kargaşası yaşayan çocuklarım. Şu anda çok çetin bir sınavdan geçiyorsunuz.

    İnanın bana, gün olur harman döner, su akar yolunu bulur çocuğum.

    Şimdi sen bana beni döndürmek için böyle söylüyorsun diyebilirsin.

    Alakası yoktur derim sana. Sadece seni anlamaya çalışıyorum bunu bilmelisin. Ve şu durumunu gözden geçirip, sosyal mi, çevresel mi, hormonal mi, fiziksel bir durum mu, genetik mi, taciz mi onu anlayıp ona göre hareket edilmesi gerektiğini söylüyorum.

    Sen bizim evladımızsın, bizim çocuğumuzsun, canımızsın. Ve biliyorum ki bazen insan çıkmaza girebilir. Yol arar, çıkacak kapı arar durur, biz de sadece vesileyiz bunu biliyoruz.

    Sen istemedikten sonra kimse sana yardımcı olamaz ve sen bana ne kadar anlatırsan o kadar bilirim seni. Ve şu anda içim yanıyor zira biliyorum ki bunun ardından bir ensest çıkacak.

    Duymak da istemiyorum artık çok yoruldum, lakin bizler de yardım etmek için hekim olduk. Bu dünyadaki görevimiz bu…

    -Seni bu kadar üzen şeyin ne olduğunu daha önce görüştük, fakat bugün senin İstanbul’dan buraya kadar annenle gelmene sebep olan şeyi anlatır mısın, dedim sakince.

    -Seni dinliyorum ve biliyorsun ki aramızda kalacak bu konuşmalar. Ve seni kimse yargılamayacak, bundan emin olduğunu düşünüyorum.

     Gözleri kıpkırmızı, başını kaldırdı. Peki, tamam der gibi el işareti yaptı ve başladı anlatmaya.

    “Hocam,  canım hocam. Biliyorsun bana kuzenimin yaptığını.”

    (Evet, kuzenin, abla dediğin, senden 10 yaş büyük olan kişi, 1 yıl kötü emellerine alet etmişti seni.)

    -Ve ben hocam, o gün 12 yaşındaydım. O gün dedim ki neden ben, neden bu şekilde oluyor, kime anlatmam gerekiyor, ben şimdi ne yağacağım…

    Bunlar aklımdan geçti geçti geçti hocam, deli gibi ağladım. Bıçak aldım kendimi öldüreyim ama 12 yaşındaydım hocam, annem beni özler dedim…

    Hıçkıra hıçkıra başladı tekrar. Ah canım, güzelimsin ve benim çocuğum yaşındasın.

    Çaresizdin, bilmedin, panik oldun, sustun sen. A.T. senin adın bu lakin adı olmayan suskun çocuklar sınıfına dâhil oldun o gün sen.

    Tam 5 yıl önceydi. Sen 12 yaşında bir tazecik ergen, o kadın evli ve çocuklu 22 yaşında Ablam dediğin bir kuzen.

    Bilemedin o zaman, o kadın evli ama kocasından eziyet görüyor, sevgi yok, his yok.

    Bir de çok erken evlendirilmiş hem de zorla, çünkü erkek gibi hareketleri varmış. O gün yaşadıkların,  yanlışta devam edilip, çocuklarıyla ilgilenilmeden, evlenince geçer mantığındaki insanların hatasıydı senin o günkü yaşadıkların biliyor musun?

    Ve sonraki bir yıl. Korku dolu bir yıldı dedin. 

    Sonra şehir değiştirdikleri için kurtulduydun güya, öyle sandın.

    Ama ama şimdi 17 yaşında misler gibi bir genç kızsın ve hiç unutamadın.

    Erkeklere karşı ilgin olmadığını fark ettin, ya da öyle zannettin.

    Ve şimdi işte karşımdasın ve diyorsun ki kız arkadaşımla sevgili olmak istiyorum. Ben bunu denemek istiyorum. Oysaki sevgili çocuk A.T. sen şu anda kavram kargaşası yaşıyorsun.

    Ve şimdi tam da şu anda, yapman gereken, belli bir yaşa gelene dek, kendini anlayana ve tanıyana dek cinsellikten uzak duracaksın.

    İşte bunun için buradasın. Yardım istedin ve geldin. 

    Biliyorum ki kendini anlamak, hayatı anlamlandırmak ve iyi olmak istiyorum dedin ve biz seninle bir yola çıktık. Şimdi hep beraber önümüze bakacak ve senin de istediğin doğrultuda yol alacağız.

    Su akar yolunu bulur,  görelim Mevla’m neyler neylerse güzel eyler…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir