Blog
    Yok koca

    Yok koca

    Ben çok severek, tüm umudumu bu adama bağlayarak evlendim. Beni çok sevdi. Öyle söyledi ya da ben öyle anlamak istedim. Şimdi şu halimize bakıyorum da aslında bana çok ama çok önceden “bu adamdan sana koca olmaz” denilen işaretleri görmüşüm ama gözümü sımsıkı kapatmışım.

    Babamın, annemin, kız kardeşimin tüm ikazlarına rağmen “Siz sakın bu işe karışmayın. Benim mutlu olmamı istemiyorsunuz siz. Susun. Sadece susun. Ben de kocaman bir insanım, ben de bir bireyim.” demiştim.

    Hatta sevgili anacığımın gözyaşlarını görmeyeyim diye de eve geç girmeye başlamıştım. Onunla, sevdiğimle vakit geçiriyordum ve o beni çok güzel dinliyordu. Hiç yargılamıyordu. Gözlerimin içine bakarak, beni duygusal anlamda havalara uçuruyordu.

    O zamanlar gözümün önünde kelebekler uçuşuyordu. Dünyanın en mutlusuyum diye kendimi tebrik ediyordum. Kimsenin böylesi sevdiği yoktu, öyle ya çok seviliyordum ben. Ne kadar körmüşüm doktor hanım. Neden görmek istemediğimi, neyi aradığımı hala anlamış değilim. Babamla aram oldukça iyiydi. Belki de fazlasıyla iyi. Annemle arada atışırdık ama onlar her anne kız arasında olan şeylerdi bence. Ben evde mutluydum oysaki ilk gördüğümde aşkı bulunca ailemi karşıma almak ne kadar cahildeydi. Ve ben yapmıştım. Çevremin tüm ikazlarına da kulağımı kapatmıştım. Deli gibi seviyordum zanneden ben şu andaki aklımla geçmişe bakınca müstakbel koca adayım tarafından nasıl manipüle edildiğimi esefle görüyorum.

    Evet, ben manipüle ediliyordum ve susuyordum…

    Öyle ya benim elimden kaçan kurtulmazdı, çok akıllıydım sanıyorken, çevreme kapımı kapatmakla meşguldüm ki kimse benim sevdiğimi sorgulamasın. Neymiş efendim, aynı düzeyde okul okumamışım. Kız daha yüksek okursa ileride erkek sorun edermiş. Kültürel olarak da denk değilmişim. Çocuk benim iyi niyetimi suiistimal ediyormuş ve ben görmüyor muşum. Muş da muş. Sen böylesin, sen duygusalsın, sen iyi değilsin…

    Şimdi net olarak hatırlıyorum ki ben o zaman ne kadar görsem de ailemin bu tarzı ve tavrı beni çileden çıkartmıştı. Gideceğim yoksa da gittim, görsem de görmezden geldim. Ben kendimi fırlatıp bir İnat uğruna denize attım. Çok pişmanım, ama elden ne gelir…

    Şimdi evlenip de üzerinden bir 7 koca yıl geçince neden büyüklerini dinlemedin sen diye kahroluyorum.

    Neden mi?

    Çünkü ben biliyordum. Onlar bilmiyordu. Ben sevdim. Bana iyi geleni yaptım diye düşündüm. Ve evlendim. Ailem yine beni bırakmadı ama üzgündüler.

    Eşimi sevdim dedim, izin verin, mutlu olayım.

    Beni dinliyor.

    Beni anlıyor. Ve bana değer veriyor.

    Peki, şimdi ne oldu, 7 yıllık evliyim ve çok değersiz hissediyorum dedin. Diye sordum hastama.

    Kaygı bozukluğu, uykusuzluk, değeriz hissetme ve panik atak şikâyeti ile gelmişti.

    Dedi ki; doktor hanım evlendim daha ilk gün, balayının ilk sabahı dedi ki bana; sen benim sözümden çıkmayacaksın. Ben senin Allah’ınım. Ve beni o günden beri hiç görmüyor, duymuyor. Dinlemiyor, bir kızımız var, ona babalık yapıyor evet ama beni değersiz olduğuma inandırıyor.

    Çok zavallı ve çaresiz hissediyorum.

    Annemler çok haklıydı ve ben onları dinlemediğim için çok üzgünüm.

    Yok, kocam var benim, ne yaparsam yapayım sevilmediğimi görüyorum.

    Bir erkek bu kadar hızlı değişir mi? Ne olur yardım edin bana.

    Yok, baba ve yok koca.

    İki kalp kırıklığı ifade eden kelimelerdir bunlar ve ben son zamanlarda hızla bu kelimenin muhataplarıyla çalışmaktayım.

    İnanın her insan değerlidir ve bunu bilmek ister…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir