Uncategorized
İnsanoğlu her şeye alışıyor öyle değil mi?

İnsanoğlu her şeye alışıyor öyle değil mi?

Çok uzaklardan acayip bir şey geldi, adına korona dediler. Evde durun, insan sever, insan öldürür dediler. Önce zor geldi, şimdiyse korona ve insan yaşamaya çalışıyoruz.

Bir virüs geldi bizi yerimizden etti, hem de gözle görülmeyen bir virüs. Sanki dev o, kocaman güçleri olan bir dev.

Çinden geldi eve kapadı hepimizi.

İlk önce şov yapar gibi insanlar çıktı televizyona. Ahkam kestiler, bir nevi hafife aldılar bu virüsü.

Bir on gün kadar böyle geçti, sonra baktılar ki pabuç pahallı. Şovmenler çekildi sessizce, zira dünyayı ele geçiren virüs zaten işgal etmeye başlamış Türkiyemizi de.

Ama o on günlük “yok bize gelmez, biz sarı ırk değiliz” masalları virüsünü alıp gezmeye çıkanları çoğalttı. Boşuna okullar tatil oldu sananlar önce gezmelere gittiler, kafa dağıtalım diye.

Biraz daha gezdi kötü mikrop ortalıkta salına salına.

Sonuç mu? Ortada… İşte öyle.

Şimdilerde ise evlere adapte oluyoruz, daha çok susup, daha çok bekliyoruz, belirsizlik kol geziyor çevremizde.

“Evde kal, hayatta kal, hayat eve sığar…” sloganımız oldu.

Böyle derken bir de baktık ki, mübarek misafirimiz kapıyı çalmış. Ramazan ayı geldi, dileriz ki bu ay buruk gönülleri sevindirir, biraz olsun su serper içimize…

Hiç böyle hayal etmedik oysa değil mi?

Dünya kadar işimiz vardı bizim, hep koşarcasına yaşayanlardık bizler.

Kimse durduramazdı insanı, ama korona durdurdu.

Dışarıdaki işler bitti, yavaşladı, içe döndü insan. Ve bir tarih yazdı korona.

Ve alışmaya başladı insan, mevcut duruma da alıştı. Maskeli hayata, sokağa çıkma yasağına, eldivensiz dolaşmamaya, kolonyasız kalmamaya da alıştı. İnsan her şeye alışırmış ya, önce şoku yaşadık, ve şimdi de Ramazan ayı evde geçireceğiz  fikrini. Büyüklerini, akrabalarını, dostlarını özleyerek. Kıymet bilmeyi fark ederek. Ümit ederek, dua ederek, ülkemize evde kalarak yardımcı olarak…

Neyi anlattın bize korona sen? Neden çekip de gitmiyorsun ki artık? Yetmedi mi insana bulaştığın? Yetmedi mi aldığın götürdüğün bizden?

Önümüze bakıp hayatta kalabilme savaşı verirken bizler, gönlümüzü ferahlatan mübarek zamanı da güzel değerlendirmeye çalışmalıyız. Sarılacağımız bir ip var şimdi elimizde, virüsten başka bir gündemimiz de oldu şükür.

Bu günlerde neler yapmalı nasıl davranmalıyız? Oruç insanın bağışıklık sistemine ne yapar?

Oruç tutarsam direncim düşer mi, korona olur muyum?

Sorular sorular sorular….

Öncelikle;

Huzuru taa iliklerimizde hissederek sakin olmayı becerebilmeliyiz.

Ramazan ayı, eğer oruç tutmayı aç kalıp tıka basa yemek gibi düşünmezsek,  bizim için bir fırsattır. Hem manevi faydaları hem de fizyolojik faydaları açısından. Bir kere bağışıklık sistemini detoks yaparak güçlendirmiş olacağız. Sürekli yemeye alışmış olan bünyemizi senede bir kere de olsa oruçla düzene sokmaya çalışacağız. Ama unutmamalı ki; aç kaldık diye patlayıncaya dek yemezsek biz faydasını görürüz. Zira amaç; sürekli çalışan midemizi dinlendirebilmek. Acıyı tatlıyı ekşiyi mantıyı harman yapıp karıştırmadan, aç olanın halini de anlayarak geçirmeliyiz bu dönemi.

Sahurda hafif gıdalar alınmalı,  ama mutlaka yapılması gereken bir vakit olarak değerlendirelim bu vakti  lütfen. Ve kalkın, o temiz havanın farkına varın, mutlaka suyunuzu eksik etmeyin, ve öğününüzde bol yeşillik olursa daha az acıkacağınızı aklınızda tutun. Ne kadar ekmek tarzı yerseniz o kadar da acıkacağınızı bilin. Ceviz, fındık, badem gibi kavrulmamış kuruyemişleri imkanınız ölçüde sofranızda bulundurun.

Akşam da tıka basa değil, önce suyu içerek açtığınız orucunuza hurmayla devam edebilirsiniz. Ve hafif bir çorba, yavaş yenilen yemekler sizi rahat hissettirecektir. Hızlı yemek değil çiğneyerek yemeyi hayatınıza geçirin. Ve hatta mümkünse çorbadan sonra bir kalkın mutfağa, içeri, namaza bir yere gidin. Gidin ki hızla yemek yemenin önüne geçin ve aç olan midenize birden yüklenmeyin.

İnanıyorum ki bu manevi atmosferle beraber yaşadığımız salgın günleri de yoluna girecek.

En az zararla bu süreçten çıkabilmeyi diliyorum.

Ve işlerin yoluna gireceği inancını kuvvetle taşımanızı rica ediyorum.

Hayatınızdan zerafet eksik olmasın dileğiyle…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir