Blog

Akupunktur ve depresyon
“Giderek güçten düşüyorum doktor hanım.” diyerek başladı anlatmaya.
Gözlerinin feri sönmüş, üzgün ve kederli olduğu her halinden belli olan yaşı kemale ermiş bir hanımdı N.K.
Yıllarca çok çalışmıştı. Kocası ve çocukları için, ona göre saçını süpürge etmişti. Hep bir adım geri durmuş, isteklerini bastırmış, giymemiş giydirmişti. Duygularını sürekli bastırma halinde olmasının sonucuydu belki de son zamanlardaki yaşadıkları.
Dediğine göre olur olmadık her şeye kızar olmuştu. Oysa vaktinde ne de sabırlıydı. Eşi ve çocukları evde patlamaya hazır bir bombayla yaşadıklarını düşünüyorlardı.
Ne mi yapıyordu? Öfkesini kusuyordu. Kime? Hayata, herkese, yakınlarına, zamanında özenerek beslediklerine, göz bebeğim dediği çocuklarına.
Ve uyumak istemiyordu, sadece oturup düşünmek istiyordu. Ve hep geçmişte ne varsa onu yaşamak, tekrar tekrar hatırlamak ve de hatırlatmaktı yaptığı. Öfke doluydu ama farkında değildi. Eve gelen olursa hemen aklına ne gelirse söylüyor, fi tarihinde yaşadığı olumsuz ne varsa aktarıyordu. Ama hep olumsuzu anlatıyordu. Ağzından hiç hayırlı bir misal çıkmıyordu. Kendini kendi içine kapatmış, anılarını tekrar tekrar yaşayıp duruyordu. Yemek yapmaz olmuştu, hastaydı o. Yorgun, halsiz, eli kolu kalkmayan, başı ve gözü ağrıyan, hayattan hiç haz almayan bir kadın olmuştu. Üstüne üstlük bir de son günlerde ayaklarından omuzlarına, el bileklerinden ensesine doğru bıçak saplanır tarzda ağrılar peydah olmuştu. Önceden uyumak zordu şimdi daha da zor. Gittiği doktor psikolojik de olabilir demişti ama kan tahlillerinde de romatizmal belirtiler çıkmıştı.
Endişe kazanmıştı N.K’ nın vücudunda. Zira endişe “negatif bir duadır.” Vücudu yorar, hastalıklara açık hale getirir, bağışıklık sistemini çökertirdi. Zayıflamıştı, hem de 10 kilo kadar. İştahı da yoktu, canı zaten yemek de istemiyordu.
Bu durumda geldi bize. “Yaşama sevincimi kaybettim” dedi usulca. Artık kimsenin ona ihtiyacı kalmadığını düşünüyordu. Değersiz hissediyordu ve bir de tükenmiş. Yılların yorguydu o. ‘Yorgun savaşçıyım ben’ derken kederi gözlerinden okunuyordu. Yürümesi de ağırlaşmıştı, ayakları onu kaldırmıyordu artık. Sağlıklı düşünemiyordu, hayata gülen gözlerle bakmayalı, çayını severek yudumlamayalı çok olmuştu. Kimse de kapısını çalmıyordu zaten. İlaçları ve karanlık odası vardı onun.
Kendisine vücut akupunkturu yapıldı. Ve bunun yanında da konuşarak içindekini dökme fırsatı verildi. Her seansta önceleri hep ağladı, bazen bağırdı, bazen sustu. Ama hep konuştu, konuştu. Anlattı, dinledi, sordu, yeri geldi cevapladı. Aklına takılan olayları tekrar anlatırken aslında çok da üzerinde düşünülüp de kafa yorulacak şeyler olmadığını fark etti. Beyni yeni yollar, yeni bakış açıları kazandı. Yeniden kendini keşfetmeye başladı. Üzüntünün kendisine bir fayda sağlamadığını gördü, karar verdi. Hayatının değerli olduğuna inandı. Her şeye rağmen yaşamındaki güzellikleri gördü, sevindi, minnet duydu. Akupunktur ile ağrıları, yorgunluğu nihayete erdi. Düşüncesi daha bir netleşti, stresi azaldı. Olması gerektiği hale geldi. Daha olumlu daha ılımlı bir insan olmanın keyfine vardı. Uykuları düzene girerken cildi de eski canlılığına kavuştu. Burada ki vakada akupunktur tedavisinin yanında konuşarak yapılan terapinin de etkisi elbette büyüktür. Ve kişi iyileşmeyi isteyip gayret gösterdiğinde sonuç daha da yüz güldürücü olacaktır. Yapılan tedavi en az 10 seans olarak planlanmıştır. Ve ayda bir tekrar edilmesi de söylenmiştir.
Şu anda N.K, iki üç ayda bir yanımıza gelip kendi tabiriyle “beynine format attırıyor.” Günlük olaylardan tutun da dünya olaylarına kadar konuşuyor, yorumluyor, düşünüyor, olumlu düşünmenin keyfini çıkarıyor. Ağrıları mı? Çok daha iyi, yaşanılabilir olduğunu ifade ediyor. Yorgunluk da öyle, normal sınırlarda. Çocuklar da eşi de çevresi de memnun. Eee tabi kendi de.
Her durumda bir seçenek vardır unutmayalım. Ve insanların yaşadığı en kötü durumlarda bile bir çıkış noktası olduğunu her daim hatırımızda tutalım.
Esen kalın..
drhkosecik
0