Blog
Tıbbi nebevi ve günümüz

Tıbbi nebevi ve günümüz

Tıp kelimesinin kökünde yumuşaklık ve merhametli olma hali vardır. Ve merhamet tıp ilminin temel unsurlarından biridir.

En sevdiğimiz, sevgili Peygamberimizin de tıbba olan ilgisi O’nun merhametiyle alakalı olsa gerektir.

Zira O insanlara çok düşkün ve müminlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir diye bilinir.

Şimdi tam da bu günlerde kutlu doğum haftası kutlanıyor. Görmeden sevdiğimiz bir peygamber, ümmetine çok şefkatli bir Peygamber. Sevenleri için ne büyük anlamlar içerir bu günler.

Tüm islam aleminin mevlid kandilini kutlarım.

İşte Peygamberimizin tıpla ilgili tavsiyelerine binaen, onun söylemleri ve hadisleri derlenmiş ve tıbbi nebevi meydana gelmiş. Tıbbi nebevi; insan bedeninin beslenip korunmasına dair Hazreti Peygamberin ne söylediğinin öğrenildiği ilimdir.

Yalnız burada şunu bilmemiz gerekiyor. Peygamberimizin, kendi devrinde bilinen tıbbi uygulamaları aynen benimsememiş olduğunu. Kendisi bazı hususları tashih etmiştir. Doğru bulmamıştır ve hoşlanmadığını ifade etmiştir.

Bu kısım çok ince ve çok da nazik bir noktadır. Zira peygamberin söylemediği bir sözü, hadistir diye söylemek ve insanları kandırmak vebaldir.

 Peygamberimiz; vahye muhatap bir peygamberdi. Ve Arapların o dönemde bildiği ve uyguladığı ilaçların ve tedavi usullerinin bir kısmının kendisi tarafından tavsiye edilmesi, diğer kısmının ise değiştirilmesi Allah’ın vahyiyle gerçekleşmiştir. Zira, halk sağlığı konusundaki yaygın hataların düzeltilmesi devletin ve başkanının en önemli vazifesiydi. Bunu çeşitli örneklerden de anlayabiliyoruz. O dönemde; ishal için ısrarla bal şerbetinin tavsiye edilmesi ancak vahiyle bilinebilecek gerçeklerdendi. Ve bunu Rasulüllah söylemişti. Ona da yaratıcı bildirmişti.

Tıbbi nebeviyi, Yunan, Hint, İran gibi kadim tıp geleneklerinden ayıran en önemli özelliklerden birisi de koruyucu hekimliğe verilen önemdir. Bir yerde veba gibi bir salgın hastalık durumunda o yerden çıkılmaması ve oraya gidilmemesi tavsiye edilmiştir ki bu da karantina uygulamasını açıkça işaret eder. Öyle ya sekiz ay önce Çinliler malum hastalık çıktığında o beldeyi kapatsalardı acaba durum ne olurdu? Dünya böylesi bir salgına hazır değilmiş demek ki, kimse bu taçlı virüsün pandemi yapabileceğini hayal etmemişti her halde.

Kuran-ı Kerim’de hiçbir husus eksik bırakılmamıştır.

Tıbbın, ilaçların etkisi ve tedavi esasları ve sıhhatin korunması şeklindeki 3 esas konu Kutsal kitabımızda mevcuttur. Okuyup gerçekleri görene her şey açıktır.

Yine tarihte görülmüştür ki; fen bilimlerinin ve ilim adamlarının keşifleri Onun sözlerindeki bazı hakikatleri çok geriden takip etmektedir. Resulullahın en hızlı ilerleyen ve değişen ilim olan tıpta bile bilim adamları tarafından hayranlıkla karşılanan tıbbi bilgileri 14. yy asır önce söylemiş olması O’nun peygamber olduğuyla açıklanabilir.

Şimdi biraz kafa yormanızı rica ederim. Şu ahir zamanda, Peygamberimizin sözüdür diye ne çok sözler, tavsiyeler söylenir oldu. Kitaplar yazıldı. Haram dendi. Günah dendi. Hadise aykırı dendi. Ve hala daha da denmeye devam edilirken insanların zihinleri karıştırılıyor. Efendimizin söylemediği bir sözü O’nundur diye lanse edenlerin sonu çok da iyi olacağa benzemez. Gün gelir her şey ortaya çıkar. Zira bizim peygamberimizin   akla, ilme ters sözleri yoktur. Onun sözleri doğrudur ve haktır. İnsana zarar verecek uygulamaları söylememiştir.  Uzun süre açlık yapın, sürekli oruç tutun dememiştir. Hadistir diye uydurma sözler icat edip de bu işten çıkar sağlayanların vay haline.

İnsanların içine korku salıp da her şeyin günah olduğunu söyleyenlerin gidecek yeri yok bu dünyada. Tabi bu kişlere kanıp da gerçeği araştırmayanlara da madalya takmıyoruz efendim.

Onlar da araştırmadıkları için, körü körüne inandıkları için, aklını kullanamadığı için hatalılar.

Sağlık bizim emanetimiz. Zatınıza hak ettiği gibi davranın efendim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir