Blog
    Anne ben bir çocuğum

    Anne ben bir çocuğum

    Çok tatlı, öylesine mahcup, başı önünde ve korkarak girdi odaya.

    Hoş geldin desem de sesini duyabilmem için maskemi indirmem kulağımı çok iyi açmam gerekti.

    İncecik bir ses. Minik bir adam. Saçlar omuza yaklaşmış, taranmış, öz bakımı yapılmış. Tam bir 13 yaş çocuğu. Tam bir minik insan. İnanın insanın alıp onu bağrına basası geliyor.

    Peki ama onu bu kadar korkutan bu kadar hayattan ürküten şey de ne dedim kendime. Sen çocuksun, şu anda pandemi olsa bile parkta bahçede top oynaman basket oynaman doyasıya koşman gerekiyor aslında. Sana ne oluyor çocuklara ne oluyor annelere asıl ne oluyor ki? Çocuklar ürkek, korkak ve sessiz…

    Tam bir yıldır Dünyanın girdiği bir koca imtihanı var zaten. Adı da Korona.

    Her an ölümle burun burunayız artık. Bunu sevgili anneciğimi 14 günde bayram sabahı ebedi yerine uğurlayınca daha iyi anlamış biri olarak bu çocukları sınav kaygısından aileleri tarafından bu kadar da üzülmelerine anlam veremiyorum.

    İnsan insana şifadır.

    İnsan insana ihtiyaç duyar. Diyoruz diyoruz da insanın bu kadar yalnız olmasına ve hasta olmasına yine anlam veremiyoruz…

    İnsan biyopsikolojik ve sosyal bir varlıktır yani. Akıl ve ruh sağlığı beraber olursa biz orada tam sağlıktan bahsedebiliriz.

    Benden korkan, korktuğu için yalan söyleyen, notunu gizleyen, uygun olmayan arkadaş edinip de onu gizleyen, madde kullanan, ve onu taa 11 yaşından beri satan, ben özgürüm her dediğimi yaparım diyen bir çocuk, henüz yetişkin olmadan cinsel deneyimini yaşayan ve bunu devam ettiren çocuklar mı istiyoruz biz aileler?  Ne çok baskı ne de çok özgürlük. Arada bırakmamalıyız çocuğu. Ergene sınır koymak iyi gelir. Önce kızar bağırır tepki verir belki ama onu güvende hissettirir bu durum. Otoritenin olduğunu, evde sınırların olduğunu, kendi değerleri olduğunu ve değerli olduğunu zor da olsa zamanı gelince anlar. İşte o zamana kadar da sabırlı ve inandırıcı olmalıyız çocuklara karşı.

    Şimdi bu küçük insanın sıkıntısı neydi mi? Tabi ki üç gün sonra gireceği sınavdı. Lise giriş sınavı. ”Tüm sene boyunca çalıştın mı?” dedim. ”Evet” dedi güvenle. ”Peki” dedim ”o zaman bu yüzünün düşüklüğü omuzlarının çökmesi nedendir?”

    -çünkü dedi, aileme yetemiyorum. Seksen alsam 100 nerde diyorlar. Zamanında kendi yapamadıklarını hep bende yapmak istediler. Ve ben artık bıktım. Ama her şeyden bıktım. Sabahları kalkmak istemiyorum, akşam da uyumak içimden gelmiyor. Sınav aklıma gelince kalbim yerinden çıkacakmış gibi oluyor. Çok çok terliyorum, başım dönüyor ve midem de bulanıyor. Bazen de kusuyorum. Sınavdan çıkınca onların suratlarını hayal ediyorum. Herkes ne diyecek diye düşünüyorum. Bir tek ben kötü yaparsam ne olacak diyorum. Annemin uyku ilaçları var, onlardan hergün bir tane alıyorum ve saklıyorum. Eğer sonuç kötü olursa kimseye bir şey demeden içeceğim onları. 10 tane ilaç beni öldürür mü doktor hanım?

    Aman Allah’ım, eğer bu dediğini düşünüyorsa ciddi korkuyor ve gerçekten de kendine zarar verebilir. Ve bu çocuk tek değil. Bir sürü bunlardan ve ailelerin haberi bile yok. Sadece bizim derdimiz mavi balina, metin 2 oyunları değil ki. Öldüren sınavı, akademik başarısı yüzünden aklını kaçıran çocukları hiç görmüyor muyuz? Onlar az mı sanıyoruz? Yeter artık bu sınav sorunu da diyesim gelse de şu anda yaşadığımız mevcut konumda sistem bu şekilde işliyor. Dileğim bunun çözüme bir an önce kavuşturulabilmesi. Ve çocuklarımızın koşucu atı olmadığını ailelere ve öğretmenlere ve okullara öğretilmesi.

    Ne mi yaptık N.K ile. Gayet doğal ve mantıklı olarak onun anlayabileceği şekilde çözüme ulaştık. Annesiyle gelmişti onunla da hiçbir giz kalmadan durumu paylaştık. Ebeveynle ayrıca görüştük. Ve tabi ki akupunktur ile rahat sınava girebilsin diye de gerekli noktalara dokunduk. Yüzü mutlu evine yolladık çok şükür.

    Bazen ne kadar bilsek de çocuklarımıza destek olamayabiliriz. Bizler bugünler için varız tabi ki. Onlara yetemediğinizi fark ettiğinizde bir uzmana gitmenizi tavsiye ediyoruz.

    Şunu da unutmayalım lütfen. Çocuklar ellerinden geleni yaptılar. Bir şeklide herkes nasibini alacak. Sonuçta çalışmaya gayret eden bir çocuğunuz varsa ne olur onun yanında olduğunuzu hissettirin ona. Ha eğer hiç de çalışmadı diyorsanız da yine de yanında olun çünkü o sizin aynanız, sizin eseriniz unutmayın.

    Bazı şeylerin telafisi mümkün olmuyor. Vakit geç olmadan sevdiklerinize sevdiğinizi söyleyin lütfen…

    Sınava girecek tüm çocuklara sevgilerimi iletiyorum.

    Sizler bizim geleceğimizsiniz ve sonuç ne olursa olsun düştüğünüz yerden kalkmayı bilecek kadar da olgunsunuz.

    Hayat sınavınız pekiyi olsun inşallah…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir