
Babamı hiç mutlu edemedim
Babamın benimle mutlu olduğunu hiç düşünmedim. Bir şekilde hep huzursuz görünürdü.
Benimle sanki iyi hissetmiyordu. Ve ben de onun mutsuzluğunun benimle ilgili olduğunu düşünürdüm sürekli. Kendime kızardım. Kendimi suçlardım. Elimi çizer ve kendimi acıtırdım.
Eve gelirdi, masaya otururdu, ona su ya da çay götürmek istedim ama korkardım. Yüzü hep asıktı. Yüz hatları hep gergindi. Ben de boş boş gider yanına masaya oturdum ki başımı okşasın. Nasılsın be oğlum desin. Ne yaptın bugün dedin. Diğer çocukların babası gibi. Benim babam da benimle konuşsun, sorsun, top oynasın, güreşsin isterdim. Ve beklerdim öylece masada. Bir sessizlik olurdu hep aramızda. O hep mutsuz görünürdü ve ben de onun mutsuzluğunun benimle ilgisi olduğunu düşünmeye başladım. “Onu mutlu edemiyorum.” Diye düşünürdüm günlerce. Kafam karışırdı. Onun bu halinin kendinden mi yoksa benden mi kaynaklanıyor bilmezdim.
Şimdi düşünüyorum da sık sık, keşke diyorum o zamanlar babam bana iki tokat atsaydı. Beni dövseydi. Bana kızsaydı, o zaman beni fark ediyor diye sevinirdim. Ben de o zamanlar susmazdım belki.
Belki de şimdi 30’lu yaşlarımda kendime baktığımda, aynadaki makyajlı halimi gördüğümde, ahhh ne yaptım ben demezdim. İş işten geçtiğinde, köprünün altından çok sular aktığında ve bazı şeylerin telafisinin olmadığını gördüğümde yaşadığım bu pişmanlığı belki de yaşamazdım. O zamanlar, çocukken yaptıklarım onu heyecanlandırsaydı keşke.
Başardıklarımı görüp bana güzel, tek bir kelime söyleseydi keşke.
Benimle gurur duymasını isterdim hep. Aslan oğlummm deseydi bana keşke.
Kendimle gurur duymamı sağlamasını isterdim.
Benimle çalışmasını, beni teşvik etmesini, benimle gerekirse kavga etmesini isterdim.
Kısaca bu hayatta babam olduğunu bilmek istedim ben. Çok mu şey istedim. Söyler misiniz bana… Kısacık saçları, gözünün önündeki kahkülü, omuzundaki dövmesiyle ve hayata olan isyanını gösterircesine çektiği göz kalemiyle 32 yaşındaki bu genç bizim kayıp çocuklarımızdan biriydi.
Hani sen bizden değilsin dediklerimizden, belki de sokaktaki hayata hiç alışık olmadığı halde kendini ancak orada iyi hissettiğini zannedenlerden biriydi.
Onun hikayesi gözlerinden okunuyordu da şimdi ben ne yapacaktım onun için.
Neden gelmişti buraya. Ne söyleyecekti kim bilirdi. Yolda görseler hakkında çok da olumlu düşünmezdi belki de bazıları, oysa ki ben biliyordum onun iç sızısını…
Bizler kapalı kutu misali susuyoruz. Andımız var…Hekimlik andı.
İlk eşcinsel olduğunu düşündüğü zaman ne yapacağım diye çok ağlamış.
Bakın diyor ki düşündüğüm zaman, öyle olduğumu zannettiğim zaman diyor. Kafamı nereye koyacağımı bilemedim, gidecek ne yerim ne de kapım vardı benim. Benim babam yoktu ki yanımda. Annem mi evet o vardı ve hatta fazlasıyla vardı hayatımda. Ama ben annemi değil babamı görmek istiyordum aslında. Babamın beni görmesini istiyordum. Beni sevmesini, bana değer vermesini istiyorum diye avazım çıktığı kadar bağırmak istiyordum.
Kaç yaşında mıydım? Lise 1 e gidiyordum ve ben de en az babam kadar mutsuzdum. Aynı da ona benziyordum. Tıpkı babası gibi. Kaşı gözü endamıyla…
Yok yok ben ona benzemek istemiyordum ki dedim ve kendimi farklı bir alemde buldum. Ben onun gibi olmak istemiyorum dedim. Hem zaten ben böyle baba da olmayacağım.
Sonra peş peşine yanlışlar yaptım. Bunu o zaman fark etmiyor insan. Şimdi 30 yaşımda daha iyi anladım. Yaşım 15. Ben erkek değilim diyorum kendime ve formül arıyorum. O zamanlar şimdi ki gibi değildi sosyal medya. Yine de ulaştım bir yerlere ve ben şimdilerde kendimi daha iyi tahlil ediyorum gibi. Ve biliyor musunuz ben çok üzgünüm hem de çok.
Peki benden ne ister demeye kalmadı, bana yardımcı olabilir misiniz dedi.
Kendimi tanımak, yaptığım hataları telafi etmek istiyorum.
Bu içine girdiğim depresyondan da çıkmak istiyorum. İyi gelirli bir işim var fakat ben yaşadıklarımı unutamıyorum. Çok yorgunum hem de çok.
Sevmek istiyorum, kız arkadaşım olsun ve onunla yuva kurayım diyorum.
Yapabilirim gibi geliyor önce sonra, kabuslar görüyorum geceleri. Ter içinde korkarak bağırarak uyanıyorum ben. Artık korkmak istemiyorum doktor hanım.
Lütfen yardım edin bana….
Çocuklar bazen, şartlar elverdiğinde ergenliğin gelir geçer hallerinden birini yaşarken işte tam da böylesi bir yola girebilirler. Ve o yol bazen çok dikenli çok taşlı çok acı çok yaralayıcı olabilir.
Bizim işimiz o zamanlarda olan bir çocuk, bir genç gördüğümüzde ve eğer ki bizden de yardım isterse, onu dinlemeye çalışmak ve erken dönemde mümkün olduğunca cinsel olarak aktif olmamasına yardım etmektir.
İşimiz kolay değil.
Şunu unutmayalım hiçbirimizin işi kolay değil.
Hepimiz bir birimizden sorumluyuz.
Bu çocuklar hepimizin…