
Bir annenin feryadı
Sevgili kızım, yavrum, canım benim… Bugün doğum günün senin. Ve sen neredesin ben bilmiyorum.
Bizden gittiğin gün dün gibi gözümün önünden geçiyor. Elini salladın ve affet beni annem dedin. Sımsıkı sarıldın bana. Babana sadece gözünün ucuyla bakıp selam verdin, abin evden baktı sana. Kıyamadı gidişine ama gitme de diyemedi canım. Ve sen; kot pantolonun, mavi gömleğin ve üstüne çok sevdiğin kot ceketinle çekip gittin bir tanem, gözümün nuru, can tanem. Dedim ki ağlamayacağım. Çünkü o biliyor, o yanıyor ve annem ben burada bu halimle duramıyorum diyerek üzülerek gidiyor. Abisi çok seviyor ama evde ikinci bir erkek çocuğa gerek yok dedi. Sen kimsin sen neden böylesin, bizi elaleme rezil mi edeceksin. Ne diyecekler sana. Erkek Fatma mı?
Ah kızım ne yapayım ki senin gönlünü rahatlatayım bilemedim. O kadar ince ki ruhun, öyle merhametlisin ki bir karıncayı bile incitmedin, dinini hep çok iyi öğrenmeye çalıştın. İbadetlerini yaparken bile sen de olan farklılıkları hep görüyordum. Nasıl bir erkek gibi davrandığını hep fark ettim ama hiç söyleyemedim içimden de dışımdan da. Canım kızım diye sarılıp seni öperken içim sızlardı hep. Ve sen 14 yaşında dedin ki bana; Annem bedenimle ruhum neden bir değil. Böyle olmaktan çok korkuyorum. Rabbime ne derim. Ben ne yapabilirim. Bir türlü kendimi anlayamıyorum. Kabul edemiyorum. Ben neden hep içimde erkekmişim gibi hissediyorum. Neden kız arkadaşıma bir erkek gibi ilgi duyuyorum. Beni Allah böyle yarattı diyip bu şekliyle yaşmayı kabul etmeliyim.
Annem çok ama çok korkuyorum. Arada olmaktan, böyle kalmaktan, hayat akarken yapamadıklarımdan. Ruhumun istediği gibi davranırsam toplum beni istemediğini gösteriyor zaten. Sussam olmuyor, kimseye anlatamıyorum. Ne olur beni doktora götürün, yardım edin bana… Öğretmenindim senin yavrum. Baban da doktordu. Ve biz seni hiç mi anlamadık diye çok ağladım. Okuldayken bakardım sana, erkek arkadaşlarınla futbol oynardın ama bu olabilirdi.
Sadece seni çok eleştiren bir anneydim, kendimi çok suçladım, ama elimden bir şey gelmedi. Büyürken ki yaşam kavganı gördüm ama yardım edemedim sana. Baban sadece uzaktan baktı, elimden bir şey gelmiyor dedi. Gitsin buradan, rezil etti beni. Abin yeter anne şu kızına bir şey söyle, beni taklit etmesin dedi. Onun abisi olmaktan nefret ediyorum dedi.
Sen ise hep yalnızdın. Kız çocuğu gibi değildin, onlardanım diye yanlarına gittin, seni istemediler. Erkek Fatma dediler. Erkek çocukların yanına gittin, oradan da dışlandın. Ömrün boyunca kabul görmek istedin, oysa tek istediğin buydu. Olmadı. Namaza başladın, çok fazla kitap okumaya başladın, belki bir çıkış kapısı olur diye. Olmadı. Sonra büyük doktorlara kurullara gittik. İki yıl, üç yıl oldu. Sen hep arada kaldın. Tedaviye başlanacak dediler, biz sevindik kızımıza kavuşuruz belki diye.
Çok yıprandın, hem sen hem biz. İşte şimdi sona geldik. Her şeyi bıraktın ve dedin ki yurt dışında beni kimsenin tanımadığı yerde okuyayım. Kendimi bulmak için gideyim buradan. İçim yandı ama tamam dedim. Belki bu sefer kendini bulursun. Allah’ıma emanet ettim seni ve o gün bugün bekliyorum iyi haberini. Mutlu ol yavrum, huzurlu ol, bahtiyar ol. Annen sana ninni söylerken ki haliyle hatırlıyor seni. Miniciktin. Hala öylesin benim için. Rabbim gönlüne ferahlık versin ve kendini, özünü bulmanda yardımcın olsun diye duadan başka bir şey gelmiyor elimden. Yolun açık olsun benim minik kelebeğim… Annen seni özlüyor…