Blog
    Ergenlikte cinsel kimlik ve biseksüalite

    Ergenlikte cinsel kimlik ve biseksüalite

    Cinsel kimlik; gelişimin,  ergenlik döneminin sonunda ikincil cinsiyet özelliklerinin belirginleşmesiyle birlikte tamamlanmış varsayılır.

    Bu arada bazı çocuklar cinsel kimlik gelişim süresince kendi biyolojik özellikleri ve aile dinamikleri ve çevresel faktörler nedeniyle bazı sorunlar yaşayabilir. Bu sebeplerle de cinsel kimlik kavram kargaşasına sürüklenebilirler.

    İşte tam da bu duruma bağlı olarak bazı çocuklar kendini karşı cins gibi hisseder.

    Bazıları da eşcinsel yönelim gösterebilirler. Ve en zoru da ergenlik dönemindeki kontrol dışı davranışlar sergileyebilen bu gençlerin, önüne gelenle, korumasız eşcinsel ilişkilere girerek kendilerine zarar verebilmeleridir.

    Ve yine hatta bazıları da battı balık yan gider hesabı yapar ve bu süreçte önüne gelen tekliflere büyük küçük kadın erkek çoluk çocuk demeden atlayabileceği gibi en büyük zararı da böylece kendine verirler.

    Ergenlik dönemindeki kimlik gelişiminin önemli belirleyicilerinden biri de biseksüel eğilimlerdir. Bu nedenle ergenlikteki kimlik sorunlarına bağlı olarak ve daha çok da erkek ergenlerde olmak üzere kendi cinsiyetine yönelim eğilimi ortaya çıkabilir.  Hatta Freud biseksüaliteyi ergenlik döneminin başında etkinleşen normal bir gelişim evresi olarak da tanımlayabilir.

    Homoseksüel kaygılar ve eğilimler ergenlik döneminde bu yüzden bilinenden daha fazla gözlemlenir. Bu dönemde ergenler için çok dikkatli bir değerlendirme yapmak gerekir.

    Evet bu çocuk böyle, yönelimi bu şekilde, tercihi böyle diyip de onu etiketlemek doğru değildir.

    Bazen ergenliğin gelir geçer halleri de olabilir diye düşünmek lazım.

    Ergenliğin başlangıç dönemindeki yaşanan karmaşık duyguların bir nedeni de hormonal dengenin bu dönemde tam olarak oturmamış olmasıdır.   İşte bu duygusal dönemdeki bir ergen, eşcinsellik nedir, nasıl olur, nasıl başlar, hangi duygu tam olarak da eşcinsellikle bağdaşır gibi konuları bilemeyebilir ve bilgi eksikliği nedeniyle de ‘eşcinsel olduğunu düşünüyor olabilir ya da eşcinsel olma korkusuyla yaşayabilir.’

    Ülkemizde de erkek çocuklarının da bu korkuyu yaşadıkları bilinir. Erkek gibi adam gibi adam, ifadesi ve hatta kültürel olarak erkek çocuğa ve erkeksi davranışa verilen önemin bu korkuyu artırdığı biliniyor. Ya o erkekler gibi olamazsam düşüncesi çocuğu yer bitirir.

    Ve özellikle erkeksi duygular taşımadığını düşünen erkek ergenler bu Korkuyu ve ardından gelen endişeli ruh halini oldukça fazla yaşayabilir.

    Acaba ben erkek değil miyim?

    Onlar da benim farklı olduğumu görüyor mu?

    Erkek çocuklar kadar niye güçlü değilim, neden onlara benzemiyorum gibi iç seslerini susturamazlar.

    Bazı ergenler de karşı cinse karşı korku ve çekingenlik içinde olabilir. Bu çekinme genelde kötü şartlanmalara ve cinsiyet konularındaki bilgisizliğe bağlıdır. Bu durumdaki bir gence,  karşı cinse sergilediği korku ve çekingenlik duygusunun geçici olduğunu bildirmek gerekir. Bu da şu son zamanlarda cinsiyet eğitimi tarzında bazı okullarda verilebilir. Bu kadar basit bir bilgi kim bilir nasıl da hayat kurtaracaktır.

    Ve yine bazı araştırmalara göre ergenlik döneminde yaşanan heteroseksüel olmayan bir faz vardır. Ve böylece ergenlik dönemindeki gençler, cinsel kimlik gelişimi süresinde heteroseksüel olmayan bir fazdan geçebilirler. Yani kendi cinsiyetine ilgi duyuyor olduğunu düşünebilir. Ve ergenler bu fazı da “ homoseksüellik’’ olarak algılayabilir.

    Kötü olan da böyle algılayan bir ergenin cinsellik yaşamaya kalkmasıdır.

    Bizlerin burada ki görevi tam olarak nedir derseniz?

    Ailenin yapısını korumaya yönelik çalışmalarda bulunmak, ergeni iyi dinlemek, anlamaya gayret ederek onun ergenlik dilini öğrenebilmektir.

    Bu çocuklar bizim unutmayalım…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir