Blog
    Tıpkı bir kız çocuğu gibi

    Tıpkı bir kız çocuğu gibi

    Kapıdan giren, yavaşça ayakkabısını yerine koyan, yüzü çökmüş yavrusuna baktı da baktı anne.

    İçinin taa, yüreğinden yandığını hissetti. Hem yavrusunun hem de kendinin.Ne yapabilirim onun için diye gece gündüz yanan yüreği hep anneliğini suçluyordu;“Hatalı sensin, bu oğlanı bu hale getiren sensin. O zalim adamla ısrarla evli olmaya devam ettin.Elalem ne der dedin. Baban evden çıkarken buraya ölün geri gelir ancak demişti, bir de onlardan korktun. Kol kırılır yen içinde kalır dedin. İkiniz de bu yavru daha bebekken bile şiddet görürken sendin susan. Nereye gideceğiz diye içine atan. Adamın ekonomisi iyiydi de sana bir faydası mı olduydu oysaki. Sen hizmet ettin, beğenmedi vurdu, aşağıladı, sövdü, dine aykırı her türlü sapıklığı da kocanım diye yaptı sen yine sustun. Oysa dinimizde kimseye zulüm yapılmaz biliyordun sen yine sustun. Hatalısın işte kabul et.”

    İçi hiç susmuyordu ki bu annenin. Yaralı yüreği şimdi de bu evladına daha bir başka yanıyordu.

    Çocuğu 15 yaşında mis gibi bir delikanlı olmuştu. Okulda sevilirdi. Saygılıydı ama çok suskundu. İçine akıttığı gözyaşları onu derinden derine yemişti belli ki.

    Çocuğunun babası onları bırakmasa biz onu hiç bırakamazdık diye düşündü anne.  Geçen yıl mali durumu birden bire artmıştı adamın, iyice zalimliği de ayyuka çıkmıştı. Ama ona söz söyleyemiyordu ne karısı ne de oğlu. O kraldı, hatasızdı.

    Seni de çocuğunu da istemiyorum artık demişti kadına. Git hayatımdan, boşadım seni.

    Geçinecek kadar para vereceğim size, zaten sen hiçbir şey de istemezsin de ben vereyim yine de. Bir de iki odalı bir eve geçeceksin, daha ne istersin ki sen hayattan. Ye, iç, otur, uyu. Hiç yaşamayı bilmedin zaten, bana da gün yüzü göstermedin. Utandım hep senden, kendini hiç geliştirmedin, yedin ve şiştin, manda gibisin. İğreniyorum senden. Ben hayatımı yaşayacağım, sevgilim var, o senin bana veremediğin her şeyi ama her şeyi veriyor. Sana ihtiyacım yok. Dedi ve boşadı bizi.

    İşte dedi anne bu adam bizi yollamasaydı da sen yine orada oturur ve oğlunun ezilişini izlerdin. Sen kötüsün…

    Bu duygularla karışıkken bulmuştu gittiği doktor hanımı.  Ona gitti, içini anlattı.  Oğlunu da istedi doktor, götürdü oğlanı da.Ama o son seans ta doktor dedi ki anneye, lütfen oğlunuzu dinleyin ve izleyin. Ama sakin olun lütfen. Bu dönem geçecektir merak etmeyin.İçeride oğluyla görüştü ve sonra geri bildirim için konuştuğunda bunları söyledi doktor.

    Sadece beş dakika…

    Haftaya daha detaylı konuşuruz dedi, oğluna bir şey sezdirme şu anda.Neydi doktoru bu şekilde konuşturan?

    Şimdi anlıyordu ki anne, oğlu bir garip davranıyor.

    Tamam, sessiz, sedasız, iyi bir çocuk ama fazla iyi bir çocuk…

    Hiç itiraz etmez, susar, önüne bakar, içine atar, sessiz sakin konuşur, biraz kırılgan hareket eder. Tıpkı bir kız çocuğu gibi. Tıpkı bir kız çocuğu gibi… Bu annenin kendine itiraf edemediği bir durumdu ve bu fikir içine geldiği zaman hemen onu silerdi kafasından. Yüzleşmek istememişti evladının babadan yoksun ve zulümle büyürken feminen davranışlara dönebileceğini. Erkeklerden korkarak anneye çok fazla yakınlık duyduğunu ve bu sürede de annesinin tüm dertlerini dinleyip de babadan ve erkeklikten korkar hale geldiğini…

    Sen suçlusun dedi kadın yine kendine. Bak şu oğluna, bak nasıl da ezilerek yürüyor yolda, korkak, ürkek, güvensiz ve yumuşak hareketlerle tıpkı bir kız çocuğu gibi…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir