“Bu kabağın da bir sahibi var”

    Geçen yazımızı ‘Bu kabağın da bir sahibi var’ diye bitirmiştik. Eleştiriden sözü oraya bağlamıştık, iyi ama kabak kim sahip kim? Evvel zaman da bir derviş, nefisle mücadele makamının sonuna gelir. Meşrebin usulünce bundan sonra her türlü gösterişten uzak, varlıktan vazgeçecektir. Usule uygun hareket eder derviş, soluğu berber dükkanında alır. “Vur usturayı berber efendi.” der. Berber kazımaya başlar dervişin saçlarını, derviş […]

    Eleştiriye dair

    Eleştirirken rahatlıyorsan hınç alıyorsun demektir; bekle biraz, çok kısa sürede sıra sana da gelecektir. Bir bakmışsın ki acımasızca eleştiriler sana yol alıyordur artık… Dikkat!.. Bu vakit biraz durup sükut vakti, kendimize çeki düzen verme vakti… Vakti şerifler hayrolsun. Yeni güne hazırlanıyorsunuz, belki biraz acele, işe, okula, eve yetişememe telaşı sarmış ruhunuzu. Bir şeklide güne başladınız diyelim, evde, okulda, iş yerinde, sokakta […]

    Kendini bilmek

    ‘Mahalleden geçerken bir köpeğe rastladım; su içmek istiyor ama suda bir köpek silüeti görünce korkuyla geri çekiliyordu. Köpeğin suya yaklaşıp geri çekilmesi bir saat sürdü. Susuzluktan yanmış köpek sonunda bütün gücünü toplayıp suya yöneldi, suyunu içti. Suda başka bir köpek bulunmadığını sonuçta anlamıştı. Bu misalde gördüm ki; insanda engel benliktir kendini tanımaya.’ Diye ifade eder Feridüddin- i Attar. Hayatta en […]

    Hayata dair

    Baba ve anne iki çocukları, okyanusun ortasında ıssız bir adada yaşarlar. Vakti saatinde bir gemi kazasından kurtulup orayı yurt edinmişlerdi. Karınlarını adadaki bitkileri, bulabildikleri meyve sebzeyi otu yiyerek, bazen de balık avlayarak doyuruyor, tabiri caizse bazen aç bazen tok yaşayıp gidiyorlardı. Barınak olarak da bir kayayı kullanıyorlardı, sert ve de soğuk olmasına rağmen evleriydi o kaya onların. Soğuk da olsa […]

    Bir tutam baharat

    Havanın serinlemesi, Eylülün ardından Ekimin hayatımıza renk katmasıyla, soğuk kış gecelerini hatırlar olduk. Gündüz sıcak gibi gözüken hava aldatıyor bizi sanırım. Okulların başlaması, hafifinden ağırına enfeksiyonları davet etti evimize. Çocukların ardından büyüklerin hapşırık sesleri duyuluyor evlerde,  boğaz ağrısı, halsizlik… Demem o ki viral enfeksiyonların hedefi haline gelmeden hayatımızı baharatlandıralım. Bir tutam baharat iyi gelir hayata. Zencefil, zerdeçal, karabiber, tarçın, biberiye… […]

    Narkissos misali

    Anneee matematikten 98 aldımmm!  Çok sevineceksin bak sana sürpriz yapacağımı demiştim. Diyerek, heyecanla açtığı kapıdan içeri girdi Deniz. Annesine söyleyince havalara uçar, kızını belki bu sebeple öper, koklar diye hayal ediyordu bir ümit. Öyle uzun zaman olmuştu ki annesi ona sarılmayalı, başını okşamayalı.” Nasılsın?” demeyeli. Durdu bir an Deniz, düşündü. Ve farkına vardı ki, zaten annesi küçüklüğünden beri sıcak davranmazdı ona. […]

    ‘Annemden giderek soğuyorum’

    Koltuğunda oturmuş, elindeki çayı isteksizce karıştırıyor, sanki küçücük dünyasını regüle ediyor. Belli ki çay kaşığı dönerken çıkan o ahenkli ses iyi geliyor ruhuna…  “Annemden nefret ediyorum. Sanki benim annem değil o doktor abla.” Bu sene sınava girecekmiş, sanki ömrünün en önemlisi, sanki başka bir konu yok hayatında. Öylesine programlı öylesine takıntılı… Sınav, hayatının dönüm noktası ona göre, aileden kaçış fırsatı. […]

    Canan Altı Yaşında

    Gözleri ağlamaktan kan çanağına dönmüş bir anne kalkar gecenin bir yarısı. Usul usul, sesizce. Sanki yeri incitmekten kaçınırcasına, yavaşça geçer koridoru. Uyanmasın kimse, duymasın vicdanının sesini, kör yangınını, öfkeyle kalkan sevgili yavrucuğuna vuran elleri… Pişmanlık uyutmadı onu bu gece, utanıyordu yaptığından, yön değiştiren öfkesine tahammül edemiyordu artık. Bu ikinci olmuştu, evet evet ikinci. Canım dediği kızına, gül pembesi yanaklı yavrusuna, […]

    Zencefilli bal

    Sıcacık geçen bir yazın ardından bıraktıklarına bakıyoruz bu günlerde. Eylül ayının da sonlarına geldik derken yeni serinlemeye başladı havalar. Kestane karası derlermiş eskiler. Ne varsa onlarda var, söz dinlemek lazım, incecik giysilerin üzerine hırka, içine de tişört giyme vaktidir artık. Evlerde de battaniyeler ve yorganlara yer açma zamanı geliyor sanırım. İnsanı sarsar, belki biraz aldatır ve çarpar bu havalar. Özellikle hava […]

    Yengeç misali

    Bir ülkede balıkçılar deniz kenarında tuttukları yengeçleri koydukları kovaların üzerini örtmeye gerek duymazlarmış. Nedenini araştırdığımızda şöyle bir cevap buluyoruz. Yengeçler kovanın içindeyken dışarı çıkmak isteyen ve kovanın tepesine kadar çıkmayı başaran yengeç arkadaşlarının ince ayacıklarından tutuverir, aşağı çekermiş. Sanki ben çıkamadım sen de çıkma diye, sanki biz yandık sen de yan diye. İbretlik… Hüzünle karışık duygusal bir anımda rastlıyorum bu […]