Uncategorized

Nereye koşuyor bu Bacılar?
Akletmez misiniz?
Rabbimin sorusu. Yüce kitabımızda ara ara yine biz kullarına hitap ediyor. “Düşünmez misiniz?” diye.
Sizce düşünüyor muyuz, idrak ediyor muyuz? Kritik analitik düşünme yeteneğimizi geliştirebildik mi? Yoksa hala gözümüz gönlümüz kapalı, öyle her duyduğumuza saf bir balık misali atlıyor muyuz?
Lütfen devam edin, düşünelim hep beraber.
Şimdi benim içim yanıyor, hem de çok acıyarak, kanayarak yanıyor. Çok direndim ama şu çağımızdaki iletişim kurmak stiline ben de katıldım. Bir instegram kullacısı olarak, bir yıldır izliyorum. Önceden sadece çevremde, hastalarla, haberlerle kısıtlı bir yerde kendi kendime yiyip duruyordum içimi. Şimdi ise, dilime vurdu bu hal, yazı olarak da kaleme, kağıda döküldü.
Noluyor yahu dediğinizi duyabiliyorum. Olan olmuş zaten, sadece ortaya koyup, hep beraber düşünmek isterim. Ben mi yanlışım, abartıyor muyum yoksa bu bir çelişki mi?
Şimdi bir zamanlar “Yalçın nereye koşuyor?” diye bir slogan vardı ya, şimdikinin adı; “nereye koşuyor bu Bacılar?” olmalı. Bakın anlatayım size.
Mübarek sanal ortam, yeni arkadaşımız ya. Hani önceden güzel mekanlarda yer içer, kocası çiçek alır, öper, not yazar koyardı insanlar. Afedersiniz bir tuvalet ihtiyacı dışında her şeylerini her olaylarını koydular. Alemin önüne serdiler. Koca mı? Olan var olmayan var demediler. Sanki çok da mutlularmış gibi hiç kavga etmiyoruz dercesine de fotolar koyan oldu. Ama biz hekimler biliriz ki, nerede yarası var, o insan yarasını kapatmak için orayı öne sürer durur. İnsanları kandırır, kocası yanılıp bir kere aldıysa o çiçeği, ısıtıp ısıtıp koyar reklamlara. Gerisini eşinden çiçek almayanlar düşünsün misali. Oysa görünenin ardı taşlı topaklıdır. Unutmayın ve de inanmayın. Bir insan ne denli kendini över ve pazarlarsa kaçın oradan, akledin, fark edin, gözünüzü dört açın işte ne bileyim…
Şimdi, biz hekimiz efendim. “Önce zarar verme” ilkesi bizim çıkış noktamızdır. Hasta mahremiyeti zaten apayrı bir meseledir ki, iki ucu keskin bıçak neredeyse.
Bir hatun düşünün, çok var ama hadi tanıdık örneklerle hareket edelim istiyorum. Bakıyorum sitesine, ne iş yapar, mesleği nedir diye. Takipçi bol, meslek yerine yazılmış bir ibareler zinciri; birçok enerji çalışmaları, hacamat, biyoenerji, sülük, refleksoloji, akupunktur?, manevi rahatsızlık, aile danışmanlığı….
Kadın almış da almış, kendini aşmış yahu. Bakayım bir kimdir diye iniyorum paylaşımlarına. Başında örtüsü, tepesinde taşlı güneş gözlüğü (iç mekanda), ellerinde koca koca yüzükler, arada kurşun dökmeler. Videolar. Hem de kanlı canlı hacamat yaparken ki, otururken yaptığı hacamat kesikleri bolca. Anlayacağınız, kasap hanım. Cahil cesaretli pazarlamacı, din sömürücüsü, reklamcı arkadaş, işin etiğini zaten bilmiyor ki, insanların sırtını, başını, karnını, her yerini çekmiş. Öyle ya, hacamat yapıyor, kesiyor kolay mı. Marifeti şahika… Bir de konuşuyor, arka fonda Kur’an okuyan bir teyp. Mekan hazır, hasta bayılsa da önemli değil. Çünkü laf hazır. Seni cin çarpmış. Ondan bayılıyorsun, ben hallettim. Aaaa bak ne kadar çok kanadın, aferin sana. Bu söylemler, cehaletin göstergesi. Ya inanarak gidenler? Onlar da vitrin elemanı…
Sadece tıp doktorunun yapabildiği hacamat oyuncak olmuş elinde. Ya akupunktura ne demeli? Hastanın kafasını kalın kalın iğnelerle doldurmuş. Hem de aynı noktasını. Çok bilen hatun, o kişinin orada düşüp bayılabileceğini, ölebileceğini hesap etmemiş. Zira bilmiyor. Zira cahil. Zira tacir, hem de din taciri…
Almış üç beş aylık bebeği, vurmuş anne kucağında sırtına kupayı. Bu ne cesaret, nasıl olur ya? Travma mı aradın, al işte sana gelecekte travma… uğraş dur.
Olamaz, olaaamaaaz, olmamaalıı diye bağıran ben. Vitrinini süsleyen bu tarz insanlardan kaçın diyen ben. Onlar için üzülen, yapanlara buğz eden ben. İnanmak istemiyorum. Niye mi? Şikayet edilen biz doktorların yanında bu tarz kadınlar, bu tarz adamlar nasıl olur da atını alıp dört nala giderler? Nasıl olur da bu memlekette benim doktor arkadaşım, hacamatı süper yapan hekim, muayenehane açarken korkar da bu şarlatanlar açık açık insan üzerinden, çocuk üzerinden, bebekler üzerinden prim yapar. Nasıl olur da şarlatanlıklarını, bebeği yatırıp da nereni elleyeyim? Diye sorar ve enerji verdiğini iddia eder? Ya buna inanan anneler, babalar? Aklını peynir ekmekle mi yediler? Bu işin cılkı çıktı artık, bu kişiler kanımca sorguya çekilmeli, Fizana sürülmeli. Evet evet yanlış anlamadınız. Sorgulansın, tutuklansın bu tipler. Ve lütfen kasapların, cahillerin ellerine bedeninizi, bilinçaltı tacirlerine beyninizi teslim etmeyin. Uyanın, uyanalım artık. Bu yazıyı okuyanlar lütfen çevresindekileri bu ağlara düşenleri kurtarsınlar. Mesulsünüz artık, hepimiz birbirimizden mesulüz. Ne olacak yoksa biliyor musunuz? Çok yakın gelecekte, aklını, fikrini, beden ve ruh sağlığını kaybetmiş, tımarhanelik olmuş bir grupla mücadele etmek durumunda kalacağız. Nereye koşuyor bu bacılar yerine, nerede yatıyor bu bacılar diyeceğiz. Üzgünüm ama hala ümitliyim.
Toparlanıp akıl edeceğimize inancım sonsuz….
Kaleminize sağlık hocam
Yüreğinize sağlık