Blog
Gaza gelmeyin

Gaza gelmeyin

Gaza gelmeyi çok seviyoruz.

Sizden bir resmi hayal etmenizi istiyorum şimdi. Yumun gözlerinizi, hayal edin. Resimde; Bir oda var. Adı terapi odası. Odanın içinde uzanmalı koltuk var. Rengi kırmızı. Kırmızı uzanmalı koltuğun üzerinde bir tavşancık uzanmış, gözleri yumuk. Yanında da bir kişi var, beyaz saçlı, pipolu ve gözlüklü.  O da Freud olsun.

Ne istiyor tavşancık sizce? Tabi ki  değişmek.” İstiyor. Bir kaplan olmak,  Aslandan korkmamak, onunla savaşmak istiyor.

Freudun cevabı ne olur derseniz? Seni değiştiremem, seni kaplan yapamam ama havuçla arandaki ilişkiyi iyileştirebilirim.Ya da bu odada aslandan nasıl saklanacağını konuşabiliriz.

İşte insanımızın sorunu da bu zaten. Bize ya da psikolağa giden bir insan öyle bir beklentiyle gidiyor ki. Kendisisini olmayan bir insana dönüştürmek istiyor. Özelliklerine uymayan, yapısına ve kişiliğine hiç benzemeyen bir insana. Hayal aleminde yaşıyor yani.

Çok  değil, yirmi yıl önce falan, bir furya başladı. SEN HERŞEYİ YAPARSIN… Tavşan mısın, kaplan da olabilirsin, timsah da. Armut ağacı mısın, elma da olabilirsin.  Elma da verebilirsin. Eğer çok istersen bir şeyi onu elde edebilirsin. Yeterince iste, her şeyi başarırsın. Eğer başaramadıysan yeterince istememişsin demektir, ki bu da psikolojik bir sorundur. Sadece iste, istemen yeterli, anlıyor musun?

Özgüvenin  tavan olmalı,  sen değerlisin, iyisin, hoşsun, her şeye değersin. Ama sadece sen değerlisin…

Nedir ki bu? Kendini değiştirme sektörü. Başta Amerikanın başı çektiği bir sektör. Ve herkes kendini değiştirmek istiyor. Herkes geliştirmek istiyor. Ve milyar dolarlık bir sektör bu. Herkes huzursuz, yerinden memnun değil. Değişim olmalı hissi kaplamış her yeri.

Bunun ardından  kişisel gelişim kavramı geldi. Evet geliştik. Sırayla meslekler oluşmaya başladı. Sana kendi başına yol alamadığında yolunu bulduracaklardı. İlişkin iyi gitmediğinde yolunu söyleyeceklerdi.

Para seni bulmayınca parayı sana bulduracaklardı.

Geçenlerde gelen bir hastam, dedi ki, “bir arkadaşımla beraber  bir merkeze gittik. İki katlı bir villaydı burası. Bir sürü oda vardı ve odalarda ise dönüşümler gerçekleşiyordu. Arkadaşımı beklerken metalik bir ses duydum. Hatta biraz da tırstım ama beklemem gerekiyordu. Ses sürekli yankı halinde, bazı şeyleri tekrarlayan tarzdaydı. Arkadaşım seanstan çıkınca sordum. Neydi bu diye. Dedi ki, bilinçaltımı sıfırladı. Bana geçmişi unutturdu. Süperim, dönüştüm.”

Ve bizde böyle hastalarımız sayesinde yeni yeni meslekleri öğrenip kendimizi çimdikleyip durduk.

Ne oluyor yahu diye. Bir şey olduğu yoktu. Gaza gelen insanlar ve yolunmuş kaz vardı ortada.

Şimdi o günden bu güne tabi ki çok yol aldık. Herkes psikolojik uzman oldu.

Hele bir de korona çıktı. Aman ne fırsat. Herkes kendini uzman olarak medyada tanıtmaya başladı. Bu arada medyada adı çok duyulanların aldıkları online ücretler de öylesine tavan yaptı ki, peşpeşe kendini tanıma, değişme atölyeleri yapmaya başladılar. Efsane değil mi? Gerçekten de öyle.

İşin garipliği bir yana, kişi gerçekten değişir mi diye sorarsanız. Cevabım bu  şeklide gaza gelerek değil derim. Bir iki psikolojik tabir öğrenip, bilinçdışına bilinçaltı diyerek, oranın karanlık tünellerine temizlik yapmaya gidenler yapamaz bunu derim. Ya da ace çamaşır suyuyla beyninin loblarını yıkayamaz, unutturamaz sana geçmişte yaşadıklarını.  Boş işler onlar. Yeni üretim meslekler bunlar derim.

Elbise alır gibi kendini değiştiremezsin. Kendinden kendine gidebilen bir yol bulursan eğer ve kendini tanıyabilirsen ilk adımını ancak o zaman atarsın.  Bu da çalışmayla gerçekleşen bir durum. Bu yola girince önümüze engeller çıkabilir, ve en önemlisi de duygusal olanlardır. Hissiyatlarımız olabilir, onlar çocukluktan getirdiğimiz olumsuz yüklerdir.  zaman zaman değişebilir, farklı hissedebilirsin. Aynı sen aynı kişisindir ama havanın kapalı olduğu bir vakitte modun düşük olup da kendini beğenmeyebilirsin. Farklı bir zamanda, havanın güneşli hali bile senin kendin hakkındaki düşünceni etkileyebilir. Bu da gayet normal insani bir durumdur. Eğer bunu bilirsen, insanın doğasını anlayabilirsen, işte o zaman ufak bir başarısızlıkta yıkılmazsın. Bilirsin ki iki adım atar bir adım geri gidebilirsin. Doğal bir durumdur. Ve yaptığın işi bırakmazsın.  Yolundan dönmezsin. Yorulduğunu bilir ve sadece dinlenirsin. Bu da insani bir haldir ve insana dinlenmek  iyi gelir. Değişim biter mi dersiniz, tabi ki ömür boyu sürerderim.

Kendinize giden yolu bulabilmeniz dileğiyle…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir