Blog
Sinirlendikçe yiyorum, ne yapmalıyım

Sinirlendikçe yiyorum, ne yapmalıyım

Bugünlerde aklım sürekli yemekte. Canım sıkılıyor yiyorum. Çocuklar ders çalışmıyor ben acıkıyorum.

Eşime sitem ediyor, peş peşe çikolataları gofretleri yuvarlıyorum. Kayınvalidem konuşurken iğneliyor, yakında zafiyet geçireceksin bu ne hal diyor, ben de öfkeden deliye dönüp, kaymaklı baklavaları sıralıyorum. Doymak bilmiyorum doktor hanım. Zaten yıllarca hep diyetteyim, hep bir kilo muhabbetindeyim, beş veriyor on alıyorum. Şimdi de korona var diye evlerdeyiz çoluk çocuk. Sanki evde restoran açmışız gibi sürekli olarak yiyor içiyor yatıyorum. Bu da beni daha çok sinirlendiriyor ve inanmazsınız ama yine dolabı açıyorum. Ne yapmalıyım? Şeker hastası olacağım diye de korkuyorum. Ailem de herkes şeker, herkes de tansiyon var, bir de kalp çıktı son zamanlarda. Ben de onlara benzersem ne yaparım. Yaşım 37 sanki 77 yaşında gibi hissediyorum kendimi, çok yorgunum hem de çok…

Yaş 37. İnsülin direnci olan, yılarca kilolarıyla mücadele eden, bir verirse üç alan bir hastamdı kendisi. Koronayla beraber, geçtiğimiz mayıs ayında karşılaştı yolumuz. Kilodan yorgundu. Virüsten değil. Zira o zamanlar henüz virüsü bu kadar ciddiye alamamıştık, ha geçer ha gider diye diye neredeyse bir yıla yaklaştık…

Evet biliyoruz ki, stres ve depresyon zamanlarında kişiler daha çok kilo alabiliyor. Neden depresif dönemlerimizde daha çok yiyoruz? Düşündünüz mü?

Aslında tüm canlılar strese iştahsızlık ile cevap verir. Yani stresle karşılaşır ve yemeyi keser. Peki İnsan neden yemeği daha çok abartır ki?

Araştırmalar sonucu burada insanın stresle yemeyi arttırmasının öğrenilmiş bir davranışı olduğu bulunmuş. Stres karşısında tüm canlılarda ve biz insanda da stres hormonları salgılanır. Kortizol, adrenalin, noradrenalin gibi. Bunlar vücuttaki kan şekerini yükseltir, kalp hızını arttırır, kaçış planına hazırlanır. İnsan da stresle ilk karşılaşınca önce yemeyi keser, mücadele etmeye çalışır. Fakat farkında olmadan bir şeyler yediğinde mutlu olduğunu hisseder. Hele de karbonhidrat oranı yüksekse daha da çok mutlu olur. Zira serotonin ve endorfin yükselmeye başladığında mutlu olduğunu bilir, bunu yavaş yavaş öğrenmeye başlar. İşte size öğrenilmiş bir davranış ve kısır döngü…

Gelen hastamın öncelikle bunun farkına varmasını sağladık. Tam tahlillerini isteyip durumuna bakarak bir planla yolumuza devam ettik.

Sonuç mu? Mükemmel…

Hastam yıllardır kısır döngüden çıkamamıştı. Bir de gitmediği kapı, yapmadığı abuk sabuk diyet listeleri, bilinçaltılı çalışmalar kalmamıştı. Geldiğinde çok da iyi vaziyette değildi. Kilo sorunu üzerine bir de öğrenilmiş çaresizlik, yıkılmışlık hissi, depresif bir ruh hali, öfke patlamaları, şiddetli sırt ağrısı, baş ağrısı, dalgınlık vardı ve her şeyden de kötüsü ümidini kaybetmişti.

Bir kere onun inanması gerekiyordu. Neye. Yapabileceğine. Bu durumu yönetebileceğine. Yaşam tarzını değiştirmeye karar verirse ve bizimle yol alırsa eğer sonucu görebileceğine. Kilolarının ona bir ayda gelmediğini, yılların birikimiyle olduğunu öyle üç haftada ideal kiloya falan gelmeyi hayal etmemesi gerektiğini söyledim. Önce hemen kilo vermek istiyorum dedi. Bunun sağlıklı olmadığını, hızlı kilo verdiriyorum diyen yerlerin ve ilaçların ve dahi türlü yöntemlerin kandırmaca olduğunu üzerine basa basa tekrarladık. Zira hızlı kilo verirse kalp kasına da zarar verebileceğini, ideal kilo kaybının tıbbi olarak haftada en iyi 500 ile 700 gram olabileceğini ifade ettik. Ve hep söylediğimi ona da söyledim. Bana gelmenize gerek yok, fakat akupunktur bu süre de size yol arkadaşlığını çok iyi yapar. Mide asidini yüzde 76 oranında azalttığı için doyma hissi oluşmaya başlar, acıkma gecikir. Fazla yediğinize pişman olursunuz zira vücut tepki verir. Ve siz bu süreçte yaşam tarzınızı, beslenme biçiminizi ve ideal olan besinlerle barışmayı öğrenirsiniz, suyunuzu hayatınızda baş köşeye koyarsınız.

Ve her geldiğinde vücudundaki değişimleri gördü.

Tek tek fark etti. Daha önce doğru besinleri tercih etmediğini anladı. Onları yavaş yavaş hayatına sokarak, belli bir tempoda ilerledi. Uykuları düzeldi önce. Hatta ilk haftalarda önce kilo kaybı olmadı, çünkü çok öfkeliydi. Hayata kızgındı, önce onların toparlanması için fırsat vermeliydi bedenine. Akupunktur iğneleri akıllıdır, senin neye ihtiyacın olduğunu bilir ve dengeyi sağlamaya çalışır demiştim ona. Önce çok da inanmadığını anlamıştım, ama çaresizlikten susmuştu. Ne de olsa zararsız bir yöntemdi ve ona süslü vaatlerde bulunmamıştım. Sadece doğru olanı söylemiş, hayatına yön vermesine fırsat tanımıştık. Birlikte yol aldık. Hem hayatı düzene girdi, insülin direnci toparladı, hormonal bozukluklar düzeldi. Altı ayda zorlamadan, 12 kilo verdi. Dediklerimize uydu ve akşam belli bir saatten sonra yemek yemedi. Şimdi nasıl mı? Ayda bir halen geliyor, sizi özlüyorum diye. Akupunktur hatırlatma tedavisini ve terapisini alıyor. Eşi ve çocukları çok mutlu. Tabi ki kendisi  de. Çocukların artık olur olmaz ufacık bir şeyde bağıran anneleri yok.

Dedik ya akupunktur tedavisi bir denge tedavisidir.

Yemenizi ve iştahınızı kontrol etmek tamamen sizin elinizdedir, biz destek olur, sürece yardım ederiz.

Hayatınız size emanettir.

Stres, öfke, depresyon hayatınızı sisler altında bırakmasın.

Sağlıkla kalın…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir