Blog
Düşünceler kontrol edilebilir değildir

Düşünceler kontrol edilebilir değildir

Ellerimi yıkamaktan kendimi alamıyorum. Evde rahatça dolaşamıyorum, her an kirleneceğim gibi hissediyorum. Evim kanalizasyon kadar kirli. Banyoya girmek istemiyorum, girersem de sudan çıkamıyorum. Kimsenin bana dokunmasını istemiyorum, çocuğumun, annemin, eşimin bile.

Hayatımın beş yıldır zindan sanki. Her yer öyle karanlık ki bu karanlık beni yutacak sonunda…

Yardım edin ne olur bana, yaşamak istiyorum, herkes gibi normal olmak istiyorum, gizlenmek istemiyorum…

Bu ifadeler tanıdık geldi mi?

Takıntılar ve zorlantılarla hayatını paylaşan OKB hastaları. Hayatının bir dönemimde takıntı, vesvese, endişeyle boğuşan, kaygıyla dans eden kişiler. Onlara tek ve en önemli sözüm şu olurdu, bana geldiklerinde de söylediğim gibi;

-Düşünceler mevsimler gibidir. Gelir ve geçerler. Ve bir günde insan zihninden 4000 binden fazla düşünce geçer, olumlusuyla olumsuzuyla… Ve dünyadaki tüm insanlar düşüncelerine çok fazla yüz verseydi şimdi ortalık hep tanı almış OKB  ile dolardı. Unutmayın ki, bizler düşünceden sorumlu değiliz. Duygudan da sorumlu değiliz. Sorumlu olduğumuz şey; davranışlarımız. Ve onlara yön verecek olan da sensin. Yine düşünceler misafir gibidir. Onlarla ne kadar güzel ilgilenirsen o kadar gelirler, iletişimi kesmezler, seninle devam etmek isterler.  Bunu unutma. Ne kadar düşünmemeye çalışırsan o kadar onun içine çekilirsin. Onu düşünmeye davet ederim. Kendinden gerçek kendine doğru bir yol almasını isterim. Neden mi? Beraber düşünelim  o halde. Takıntılar davetsizdir, uygunsuzdur, istenmezler, buna rağmen sıkıntı vericidirler. Gelirler. Dikkatini ele geçirirler, zorlarlar, sıkarlar. Öyle ki kişiliğine, ahlaki değerlerine, ideallerine uygun olmayan içerikte zarar verme isteği duyururlar. Kuşkular, görüntüler, dürtüler, düşünceler… Adı ne olursa olsun, OKB de takıntılı düşüncenin gerçeğe dönüşmüş olması  fikri vardır. Çok can yakar, çok hırpalar, çok acıdır… Takıntı dediğimiz şey; hatalı değerlendirme sonucu oluşur. Ve siz takıntıyla baş etmek için zorlantılar ve diğer baş etme yöntemlerini kullanırsanız eğer, daha sık ve yoğun, daha da rahatsız edici duruma gelir.

Peki, ne yapmalıyız?

Tedavideki amaç; takıntılının hatalı olan yorumunu değiştirebilmek ve zorlantıları ve diğer nötürleştirme yöntemlerini engellemektir. Ne kadar iğrenç veya kötü olursa olsun takıntıları kendi haline bırakabilmek gerekir. Nasıl? Burada amaç; düşüncenin akla gelmesini önlemek veya sıkıntı hissetmemek değildir. Bunu aklınızda tutun lütfen.

Her bir takıntı için şu soruları kendine sormanı istiyorum;

  1. Bu takıntı benim kişiliğimle ilgili ne anlama geliyor?
  2. Bana gelecekle ilgili ne söylemek istiyor.
  3. Bu takıntıya sahip olmakla ilgili beni en çok rahatsız eden şey ne?
  4. Bu düşüne, görüntü ve dürtüler benim elimde mi?

Neden bunu yapmanı istiyoruz. Çünkü ihtiyacın olan şeyin, tedavide o düşünceden neden nefret ettiğini olabildiğince tespit etmek olduğunu biliyoruz. OKB niz kendinizi rahat hissettiren davranışları yaptığınız için devam eder, bunu da aklına not ediver lütfen. Hoş olmayan duyguyu azaltan bir davranış, kişilerin tekrar edeceği bir davranıştır. Çünkü kötüyü gideriyor diye düşünür. Bu temel insani bir gerçektir. Ve normal olarak bu davranışı devam ettirmeyi düşünürsün. Çünkü daha iyi hissedersin ya da daha az kötü hissetmeni sağlıyordur. Ve maalesef ne kadar çok bu davranışları tekrar edersen sana o kadar da normal gelir. El yıka tekrar yıka, sayarak yıka, temiz olmadı bir daha yıka, beşe kadar say her seferinde. Gibi. Ve bu davranışların ne kadar çok saçma olduğunu bile bile yaparsın, çünkü geçmişte sana iyi gelmişti. Biraz rahatlamıştın. Dikkat etmen gereken asıl nokta, alışkanlık haline gelirse işlerin daha da zor olacağıdır. Kaçan kovalanır unutmayın. Takıntıyla yüzleşmen gerekir, acı da olsa, zor da olsa, o 30 dakika geçecek ve gidecek. Takıntı ile kalmalısın, ondan öğreneceğini öğren ve hayatından çekip gitmesine sakince izin ver. Takıntıdan kaçma davranışların o takıntıyla ilgili olan davranışlara hassas olmana yol açar. Evet, bu süreç belki zorludur, belki acıtandır. Ama doğru olanı yaptığın takdirde yol alacağını bilmelisin. Düşünceler kontrol edilebilir değildir ve kontrol edilemeyen bir şeyi kontrol etmeye çalışmak da stres oluşturur. Değişim zorludur  ve insan bunu isterse başarabilir…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir