
Sadakat olgunca sevmektir
Kelime anlamına bakınca sadakat çok çok özel gibi gelir. Öyledir de aslında.
Dostluğu ve bağlılığı içten olmak. Doğru ve gerçek olmak. İçten olmak.
Sadık; verdiği söze bağlı olan, ölüm tehlikesi bile olsa sözünden dönmeyen, muhteşem bir kelime.
Şu günlerde en çok özlemini duyduğumuz bir kelime sanki güvenebileceği bir eşi dostu ailesi olan insanın sırtı açıkta kalır mı ki? Kalmaz tabi ki…
Hem hekim hem de aile terapisti olmak zaten dinlediğin hastalık hikâyelerinin yanına bir dünya da aile hikâyeleri eklemek gibi. Gün geçmiyor ki hocam, kocam beni aldatıyor, hocam karımdan şüpheleniyorum, doktor hanım çocuğum benden bir şeyler gizliyor cümlelerini duymayayım.
Tabi ki istiyorum hiç duymayayım ya da çok az olsun. Lakin giderek arttığını esefle bizzat yaşıyorum. Ve neden diye dönüp kendime sorduğumda; insan diyorum, insanız işte. Düşecek, kalkacak, yola revan olacak, aman diyecek, ağlayacak, gülecek, incinecek, kinlenecek, hüzne gark olacak, ama her şeye rağmen yıkılmayacak, yaşayacak…
Geçen gün gelen, şiddetli baş ve bel ağrısı çeken hastamın, üçüncü seansında ki sorusu; doktor hanım, ben bunu hak ettiğim için mi kocam gitti. Dışarıda başka kadınlarla geziyor, günümü gün edeceğim, sizin yüzünüzden hayatımı yaşayamıyorum diyor. Oysa beni severek aldı, zorladı, evlenmek için neler yapmadı. Sonra üç çocuk peşpeşe, ben kilo aldım, ama hep onlara ve evime baktım, iyi olsunlar diye kendimi bile ihmal ettim. Yaşım otuzbeş oldu, kocam da tam kırk. Geçen gün gelmiş, senden hoşlanmıyorum dedi bana. Çok parası var biliyorum. Son zamanlarda çok kazandı, önce yavaş yavaş alkol almaya başladı, hissettim. Sorunca sakladı, ama kokuyordu, anlıyordum. Sonra iş arkadaşlarıyla iki tek atıyorum ne olacak, sana hesap mı vereceğim dedi. Böyle birkaç ay geçti, eve geç geliyor bazen de hiç gelmiyordu. Sustum belki iyi olur, düzelir, dedim. Ama her geldiğinde de sorunca iki tokat yedim, bazen de tekme yedim…
Burada katıla katıla ağlamaya başlıyor. Çünkü biliyor ki hayvan tekme atar, o bile hasmına atar, zorda kalmazsa atmaz bile. İnsana tekme yakışır mı? Bir anneye bir baba tekme atar mı ki? Eminim ki çok karışık duygular içindeydi, o gün için seansı çok da uzatmadım. Akupunktur tedavisi yaptım, sonra ara ara içten içten ağladığını fark ettim, ama izin de verdim. Zira yüzleşmek gerekiyordu, acıyı hissetmek, taaa içinin köşesinde duymak, anlamak, nasıl bir ruh halindeydi anlayabildiğinizi düşünüyorum.
Eşinin sadakatsiz olduğunu belki yıllardır biliyordu bu iş henüz fiiliyata dönüşmemişti.
Aldatmak. Yalan söylemekten de öte, bunu tatbik etmek demektir.
Sadakatsizlik, kişisel ve ahlak dışı bir tutumken, aldatmak artık ilişkisel düzeyde yıkıcı bir sorun olarak ortaya çıkmıştır. İşte bizim o seanslarımız da hastamın karara varma aşamasındaki yaşadıklarını bizzat gösterdi bana.
Neydi ki sadakat dediğimiz şey. Eşine ve tek sevdiğine, onun bir tek olduğunu ifade ederek, söz vermekti. Koşulsuz ve olgunca sevmeyi bilebilmekti.
Kalbinin en güzel yerinde sadece onun olduğunu söylemek ve bizzat da bunu uygulamaktı.
Bir erdemdi sadakatli olmak. Bir güçtü. Ve bu gücü seven insan elinde tutuyordu. Bir seçim yaparak. Severek.
Neydi sadakatsizlik, yargısız bir karardı. Bir seçimdi. Sözünden dönmekti. Kendi onurunu görmemekti. İnsanı aldatmaktı. Yerle bir etmekti. Kalbindeki köşke bir başkasını veya başkalarını oturtmaktı, sevdiğinin yerini koruyamamaktı…
Sevdiğinin bilgisi, izni ve rızası olmadan gizli işlerde bulunmaktı, saklanmaktı…
İnsanın giderek yalnızlaştırıldığı bu sanal dünyada işlerin daha kolay olması, ilişkilerin çabucak kurulup çabucak bitirilebilmesi, dizilerdeki entrikalı cafcaflı hayatlar normalleştiriyordu sadakatsizliği ve aldatmayı. Toplumsal normlar değişiyor, örf ve adetler unutuluyor, bir kere geldiğin dünyada ne varsa tatmalısın fikri insanın kafasına zerk ediliyordu.
Peki, yapmalı mıydı insan? Aldatmalı mıydı?
Tabi ki hayır, ahlaki ve vicdanıyla ilgili bir mesele olan aldatmak fiilini ne olursa olsun hiçbir erkek ve hiçbir kadın ve dahi çocuk haketmiyor… İnsani zaaflardan kaynaklanan tehlikeli bir seçim aldatmak ve
Aldatan aldanıyor unutmayalım…