
Uyku uyuyamıyorum
“Öyle kolay bir sanat değildir uyumak; Onun uğruna bütün gün uyanık durmak gerekir.”
demiş, Friedrich Nietzsche.
Öyle hastalarım gelir ve der ki; ” Doktor hanım, benim üç yıldır hiç uykum yok. Uyuyamıyorum.
Geceler benim için kabus gibi, karanlık ve yatakta öylece bakan bir ben. Oysa her gece olmadan önce bugün uyuyacağım diye kendime söz veriyorum. Ama. Nafile, sabah savaştan çıkmış gibi kalkıyorum. Yaşamak istemiyorum. Uyumak istiyorum. Ne olur yardım edin, çaldırmak üzereyim…”
Oysa tıpkı bir sanattır dememiş mi uyku için Nietzsche, o ince bir sanat. Hem de en özellerinden. Ve insana bahşedilmiş dinlendiren bir musiki gibi uyku.
Gece oldu, uyumak dinlenmek, taptaze yeni güne hazırlanmak tabi ki en güzeli en doğalı,
ama ya bu bazen olmuyorsa? Ne yapmak lazım o zaman?
Işıkları söndürüp yatağa yatınca uykuya dalana kadar geçen süre önemlidir. Bu döneme uyku latansı denir ve normali 10- 30 dakika arasındadır. 5 dakikadan kısa olması aşırı uykuluk belirtisi olabilir.
Ya çok daha fazla olur ve kişinin hayatı uykusuza çıkarsa, ve uyuyamıyorum diye sürekli beynine mesaj yollarsa kişi o zaman ne yapmalıyız?
Bazen yer değiştirme, ısı, ışık, gürültü, partnerin varlığı ya da yokluğu ile bu süre değişebilir, bu tolere edilebilir düzeyde ise sıkıntı olmaz, ama edilemezse işte o anda sorunlar ortaya çıkar.
Uyku kalitesinde bozukluk ve uzun süreli uyku uyuyamama sorunu önemli semptomları da meydana getirir. Bir kere immün sistem bozulur. Enfeksiyona yatkınlık artar. Vücutta antioksidan enzimlerin aktivasyonu azaltılır, oksidatif strese yol açar. Kansere yatkınlık varsa eğer o da vücudu hırpalar.
Uyku tipleri açısından “sabah tipleri” sanırım en güzeli. Tarla kuşuna benzetilir bu kişiler. Gayet de sağlıklı bir ritimleri vardır onların. En azından çok geç kalkıp uykunun o baş ağrısı karışık stresine maruz kalmazlar. Uyanır uyanmaz kafein içeyim açılayım diye de uğraşmazlar. Sağlıklı, enerjik, mutlu tiplerdir. Sevgiyle huzuru karıştırıp Yaşar dururlar.
“Akşam tipleri” gelirler, ki şu anda en çok onlar arttı. Korona diye diye, okul yok, iş evde diye diye ritimleri bozduk gitti. Doktor hanım çok geç yatıp uyuyamıyorum, sabah da değil akşam kalkıyorum, aman başım da çok ağrıyor diye melül mahzun gelirler. Ne mi yaparız onlara, sadece tavsiye eder, hayat düzenlerini bir an önce ele almaları ve bu yeni düzene geçmeleri için tercihte bulunmalarına destek oluruz. Varsa baş ağrısı, sinir stres, kaygı bozukluğu onu da akupunktur tedavisi ile regüle ederiz. Akşam tiplerine tıpta baykuş uykusu uyuyanlar diyoruz.
“Bir de sinek kuşu” tipi olanlar var, biraz ondan biraz diğerinden uyur giderler. Bazen iyi bazen de mahzundurlar. Hayat da öyle değil mi, iki yukarı bir geri iner çıkar insan ama her geri gittiğinde düştüğü yerden kalkmayı da bilir. Çünkü insandır o, yeteneklidir, yeter ki istesin.
Sözün özü, son zamanlar belirsizlik, virüs derken uykusuzluk çok çok arttı. Kabul ediyorum, gerçekten zor, ama biraz gayret, bu da geçecek. Bu zamanları en az zararla atlatabilmeyi öğrenmeliyiz.
Uykusuzluk; irritabilite, saldırganlık, konsantrasyon eksikliği, donukluk, paranoya, duygusal kontrol kaybı ve immün sistem bozukluğu gibi bir sürü etki edebilir. Kişi durup dururken saldırır, evde işte hiçbir yerde duramaz, bazen ve çoğu zaman da dipleri dolaşır durur.
Önce kendimizi fark edelim. Neden böyle olduğunu, üzüldüğün, kafana taktığın bir şey var mı bak. İçine sor, eğer işin içinden çıkamıyorum derseniz de işin ehli bir uzmandan destek almak üzere harekete geç. Ama ihmal etmeyin lütfen.
Uyku değerli bir işlev ve ince bir sanat.
Sağlıklı rahat neşeli uykular diliyorum…