Blog
    Aldatan aldanıyordu

    Aldatan aldanıyordu

    Senin de aldatılmanın acısını tatmanı isterdim dedi kadın adama.

    Fakat ben henüz kendime saygımı kaybetmedim diye de ilave etti.

    Sen ne diyorsun beeee diye çığırdı adam. Gözleri ateş gibiydi.

    Baktı kadın adama. Bu zavallıyı mı sevmiştim ben dedi içinden. Bu adam mıydı onun sevgisini çalan. Ve yıllardır önüne gelen kadınla flört eden. Ve işte sonunda da aldatan.

    Zaten sadakatsiz olduğunu biliyordu fakat hiç kanıtlayamamıştı.  Hem de en yakın dediği arkadaşıyla beraber kazık atmışlardı kadına. Hem de evini açtığı, yedirip içirdiği, kocası onu aldattığı için destek olduğu arkadaşım dediği kadınla.

    Dünya ne garipti ki böyle.

    Yoksa hep öyle miydi de fark etmemişti.

    Bir insan hem evine gelir hem de mağduru oynar ve hem de arkadaşının kocasına göz koyar mıydı ki? Hem kadın göz koysa bile adamın karşılık vermesi beklenir miydi ki?

    Annesinin dediği gibi dünyanın çivisi çıkmıştı adeta. Dünyanın sonu gelmese şaşırmamak gerekti.

    Ahir zaman dedikleri bu olsa gerekti. Kimin eli kimin cebinde belli değilken, kimin yatağı nerde serili olduğu anlaşılmazken.

    Ne ahlak kalmış ne de vefa.

    Ahh dedi, içinden derince bir nefes almak geldi.

    Davayı açmıştı sonunda. “Bizi bitirme akıllı ol” demişti eski kocası.

    Ya sen demişti eski karısı ona, ya sen? Benim arkadaşımla aynı yatağa girerken hiç mi düşünmedin çocuklarının geleceğini. Şimdi bana akıllı ol derken ne geçiyor ki aklından. Benim samimi olduğum mu, sabırla beklediğim mi, yoksa enayi karım yine beni affeder mi?

    Yetmedi mi gayrı beni üzdüğün.

    Hani hep derdin ya elalem ne der diye. Bir sor  bakalım senin yaptığını bilenler ne diyor.

    Tabi ki senin karını aldatabileceğini, kadının ise sineye çekmesi gerektiğini mi.

    İçi kaynıyordu kadının. Neler olmuştu şu iki günde. Neler değişmişti hayatında. İyi dediği arkadaşını kendi yatağında bulmuştu. Rüya mıydı bu?

    Kocası da hala daha inkar ediyordu. Oysa ne çok isterdi aldatılmak nasıl bir hismiş kocası olacak adam tatsın. Oysa bunun lafına bile tahammül edememişti adam. Elindeki telefonu fırlatıp kırmıştı karısının.

     Erkek aldatırsa elinin kiri olurdu kadın ise kötü kadındır. Oysa aldatan erkeğin yanında ki de bir kadındır.  Ne ironi ama.

    Ne yapacağım şimdi dedi. İki de minik çocuk vardı yanında. Nasıl bırakıp da giderdi. Tek başına onlara da bakamazdı ki. Annesi sakın çocuklarla gelme demişti.

    Buradan giderken çocukla mı gittin. Bırak onları orda baksın babaları olacak namussuz.

    Ya da kal evinde, erkektir aldatır, dolanır gelir. Sabret bekle, ben babanı az mı bekledim. Kaç kadının yatağından aldım onu. Yine de bırakmadım evimi. Bekledim, bak şimdi muhtaç oldu bana. Aklı gidik bakıma muhtaç, sadece bana ait artık…

    Bu da başka bir şeydi ya. Annesini hatırlıyordu kadın. Teee eskilerden. Muhtaç olasın Cemilll diye bağırırken. Babası içip içip döverken annesi de onu kışkırtırken kardeşiyle ikisi diğer odadan seyrederdi. Annesi hep söylenirdi elime düşesin, muhtaç olasın diye.

    İşte tam da dediği gibi olmuştu annesinin. Babası kırkına varmadan bunamış, yaklaşık 20 yıldır da karısına muhtaç yaşıyordu. Susmuş muydu annesi, evet, çok büyük konuştum derdi zaman zaman. Sanki iyi mi yaptım, kocama beddua ederken meğer kendime etmişim. Bitkiden farkı yok ki adamın. Dilim kopaydı da söylemeseydim derken yine kendine ettiği bedduanın farkında değildi annesi.

    Annesinin durumuna düşmek istemiyordu. Lakin bu yol da ona çok tanıdık geliyordu.

    Konfor alanından, yani alıştığı ortamdan farklı bir ortamda bulunmaktan korkuyordu.

    Tek bildiğim bu dedi kadın.  Susmak,  kocaya katlanmak ve yaşamaya çalışmak. Hem anne hem de baba olarak çocuklara kol kanat germek.

    Hayır hayır diye diye uyandı daldığı düşten.

    İnsan hayatı bu kadar ucuz değildi.

    Haydi dedi kalk kendine gel, hayat güzel hem de her şeye rağmen…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir