
Bir narsistin günlüğünden
Ne biçim doktordu bu dedi içinden adam. Zaten de gelmek istememişti ama bu karısı yok muydu, işte nereden bulduysa bulmuştu bu doktoru.
Hem doktor demişti hem de aile terapisti. Madem evliliği bitirmek istemiyorum diyorsun benimle geleceksin diye şart koşmuştu.
İkisini de ayrı ayrı ve bir arada dinlemiş, sorular sormuştu. Sanki evliliğin hükmünü o verecekti.
İnanmıyordu lakin şimdi susmalıydı önce, suyuna gitmeliydi. Doktor nerden bilecekti ki adamın içini. Amma da zor sorular sormuştu. Nasıl da bilmişti adamın içini, sanki içini okumuştu adamın …Tövbe tövbe…
Tek odaya aldığında direk gözlerinin içine bakarak; yetmedi mi sizce eşinize yaptıklarınız demişti. Onu yıllarca kullandığınız, seviyorum derken hep bunalttığınız. Bir yerden sorun çıkarıp da şiddet uygulamaya fırsat kolladığınız. Eleştire eleştire eşinizin ve çocukların özgüvenini sıfırladığınız. Bu kadının merhametinin ne kadar çok olduğunu bildiğiniz için aldatıp aldatıp da seni seviyorum fakat başka bir kadının yatağında içkiliyken uyanmışım suçum yoktu, bir boşluğuma denk geldi demeniz.
Eşiniz ne iş yaparsa yapsın hiç beğenmediğinizi belirtip onu değersiz bir insan konumunda görmeniz. Sürekli asık suratlı olup hiç mutlu olamadım seninle demeniz. Ve numarada çocuklar ve eşin sen onları beğen diye binbir takla atarken intikam alır gibi zevk almanız. Sadece ve sadece kendinizi düşünürken onun sınırını sürekli çiğnediğiniz yetmedi mi sizce?
Eşiniz artık devam edemez oldum dediği her olayda geriye çark ederek iyi olan yönünüzü gösterdiğiniz. Onun sevgisini sömürdüğünüz. Hiç üzülmedi mi o içiniz…
Ne istiyorsunuz şimdi diye sormuştu bir de. Eşiniz kati surette ayrılacağım diyor. Peki siz ne diyorsunuz bu konuda. Kabul edip ona yardımcı mı olacaksınız yoksa işi zora mı koşacaksınız. Her zamanki gibi.
Anlatın kendinizi, dinliyorum demişti. Ve susmuştu doktor hanım….
Sinir olmuştu A. Z bu doktora. Mutlaka eşinin başka bir doktora gitmesini sağlamalıydı. Yoksa bu doktor eşinin kapalı gözünü açacaktı. Karısı gibi iyi bir eş bir daha nerde bulurdu ki. Susan, katlanan, aldatılan fakat sesini hiç çıkarmayan. Köle eş, itaat eden eş, koyun eş.
Diğer içsesi konuştu hemen adamın. Karının her şeyi var dedi.
Senin paranı yiyor. Geziyor tozuyordu. Araba almıştı eşine. Çocukları okula götürsün, doktora götürsün adamı rahatsız etmesin diye. Çok para vermezdi eline, azmasın diye. Babasının evinde görmemişti ki bu yeterdi ona. Şımarmasın derdi hep. Kadını şımartmayacaksın efendi, eline para vermeyeceksin. Kendine muhtaç, edeceksin ki değerini bilsin derdi hep.
Sonra çocuklara da hiç yüz vermezdi, güler yüz göstermezdi ki onlar da şımarık olmasın diye.
Kendine gelince gezerdi. Hak ederdi çünkü. O çalışıyordu. Eve para getiren bu refahı sağlayan hep oydu, onun için gecede rahatlıkla bir asgari ücreti harcardı. Onun için değerdi. Kendini çok seviyordu. Ve bu doktor da amma da anasının gözüydü. Nasıl da anlamıştı karısına yaptıklarını. Bir bir bir anlatmıştı hem de. Ayrıl demişti adama. Eğer gerçek seviyorsan saygı duyarsın. Ne çocuklarını eleştiriden öldürürsün ne de eşini. Onun hayatına hiç değer vermeden sadece kendini düşünerek hareket etmeni onaylamıyorum demişti. Hem de öfke kontrolü olmadığını, uygunsuz içerik ve maddeye olan düşkünlüğünü hemen de anlamıştı. Gözlerin demişti gözlerin seni ele veriyor.
Ne yapacaktı ki şimdi. Görünürde herkesin özendiği bir evi vardı. İki çocuk ve iyi bir eş. Evet arada yaramazlık yapsa da, şöyle bir kaç gün başka bir kadınla tatil yapsa da dönüp dolaşıp evine gidiyordu. Çünkü konfor alanıydı evi onun. Tertemizdi. Sade, samimi, sıcak. Kendisi de o evin kralıydı adeta. Ve o evde içindeki zayıf kişilik adeta yok oluyordu. Nasıl bırakırdı ki bu evi.
Şimdi eşi ben artık yokum senin yanında demişti. Buna nasıl cüret edebilmişti ki, hep bu doktorun başının altından çıkmıştı. Ayartmıştı karısını. Hemen başka bir terapist doktora gidecekti, hem de en iyisini en mükemmelini bulacaktı. Zira o mükemmeldi, en iyiye layıktı ve çok zayıf kişiliğe sahipti. Bunu kimse bilmemeliydi. Hemen harekete geçmeliydi. Mutlaka karısını geri elde edecekti…
İşte efendim bir narsist kişilik bozukluğu ve tüm iç sesleriyle kendine anlattıkları.
Haydi gerisini siz düşünün….