Blog
    Kabul et ve kurtul sen erkek değilsin

    Kabul et ve kurtul sen erkek değilsin

    Son zamanlarda; “eşcinsellik doğuştan gelir ve bireyin ve toplumun bu durumu kabul etmesi gerekir” ifadesi; bu konuda zorluk yaşayan, ruhsal sancıları içinde bunalan, dahası eşcinsel olmak istemeyen, toplumsal değerlere ve varsa inancına göre yaşama arzusu taşıyan insanları bir köşeye itmekte, seslerini kesmekte ve muhtemel tedavi imkanlarından mahrum kalmalarına neden olmaktadır. Bu durum da olan ve ses çıkarmaktan tedirgin olan bir sürü kayıp kendiliğini arayan genç toplumumuzda yer almaktadır. Özellikle sessiz çığlıklarını bize duyurmaya çalışan kimi zaman da dibe battım diye içten içe ağlayan nice gönüllerle çalışıyoruz. Ve bu gönlüleri hiç umursamadığı halde reklam peşinde olan medyatikleri de esefle izliyoruz. Maalesef ki samimiyet binip atına gitti bu diyarlardan….

    Konu hakkındaki baskın söylem ve tek taraflı literatür, eşcinsel eğilimleri olduğunu düşünen bireylerin, bu hissettiklerine dair sağlıklı ve karşılaştırmalı bir okuma yapma imkanını etkilemektedir. Tabi ki dolayısıyla da bu kendini anlamaya çalışan bireylerin incelikli karar verme süreçlerini de etkilemektedir.

    Öte yandan ruh sağlığı alanında çalışan uzmanların daalmış oldukları eğitimlerde ve de alana dair yapacakları okumalarda da karşılaştıkları tek taraflı ve “keskin” ideolojik anlatılar, mesleki uygulamalarına zarar vermektedir.  Çok daha önemli olan durum ise, bu ruhsal sıkışmayı yaşayan kişilere dair çözüm üretebilme ve bir psikolojik destek süreci yürütebilme imkanı ortadan kalkmakta, arayışta olanlar “kabul et ve kurtul” denklemiyle baş başa bırakılmaktadırlar. Sen böylesin “Kabul et ve kurtul” söylemi, direk olarak henüz bunu kendine ifade edememiş olanlarda bomba etkisi yapmaktadır.

    Geçmişte psikiyatrik rahatsızlıkları tedavi etmek için dehşet verici tekniklerin kullanıldığı gerçeği, bugün psikiyatrik tedavilere karşı hepten “yanlış” dememizi gerektirmiyorsa veya psikoloji tarihinde insanları, kafa taslarının boyutlarına göre sınıflayan yaklaşımlara bakarak, psikolojiyi reddetmemizi gerektirmiyorsa, söz konusu eşcinsellik olduğunda, tedavi neden geçmişteki hatalı uygulamaların  gölgesinde değerlendirilmektedir sizce? Ve sorgulamaya dahi girilmeden reddedilmektedir? Günümüzde gittikçe politik bir konu haline gelen söz konusu tutumlar; eşcinsellikle alakalı sorun yaşayan, bundan kurtulmak isteyen ve sürecin getirdiği yıkımları onarmak isteyen insanların önüne bir set çekmektedir.   Burası tehlikeli alan, durun orada yaklaşma, konuşma bu konuyu, tartışma sakın. Sen böylesin bunu kabul et ve kurtul…

    Eşcinsellik ile alakalı söylemlerin tek bir frekansa sahip olmadığını, bu konuda zorlanan ve destek arayan insanlara söylenecek sözlerin olduğuna inanıyoruz. Ve bu konuda psikolojik bir destek sürecinin mümkün olduğunu; tıpkı diğer pek çok ruhsal problemlerde olduğu gibi, uygun terapi süreçlerinin sağlanması ile, sonuç olarak ortaya çıkan “eşcinsellik” durumunun, sakince kritik edilip onarıldığında değişebilen bir ruh haline karşılık geldiğini görebiliyoruz.

     Oysa günümüzde birçok eşcinsel “böyle doğmuşum” görüşüne inanmayı tercih etmektedir, böylece kendisiyle yüzleşmenin zorluğundan kaçınmaktadır. Fakat Amerikan Psikoloji Birliği’nin de onayladığı gibi, eşcinselliğin biyolojik bir temelinin olduğuna dair kesinleşmiş bir bulgu mevcut değildir.  Birçok eşcinsel birey, kendisine cinsel duygulardan mahrum, saf, küçük iyi çocuk gibi davranılmış bir geçmişe sahiptir. Genellikle bu yanlış kimlik, anne tarafından çocuğa verilmiştir. Erkek özdeşleştirmesi için tek geçerli kaynak olan baba da duygusal açıdan mevcut değildir,eşinin çocuk üzerindeki yoğun tesirine müdahale edemez ya da onun farkında bile değildir.

    Eşcinsel erkeklerin geçmişinde kaygılı bir annenin olması sıkça rastlanan bir durumdur. Bu fazla müdahaleci, çocuğu etrafında dönüp duran anneler oğulları için en iyisini isterler ama onların otantik ihtiyaçlarını tanıyıp karşılık veremezler.

    Ve çoğu erkek düşünceli bir şekilde şöyle söyler ; Sanırım davranışlarımın çoğu, sırf bir erkek çocuğu olduğum için çocukken uğradığım istismara karşı bir tepki. Şöyle düşünüyorum “belki bir kız olsaydım annem babam beni severdi.”  Ne kadar acı ve ne kadar gerçek bir durum varken ortada hiçbirimiz bu toplumda olanlara sessiz kalamayız diye düşünüyorum.  Bu çocuklar da bizim bu gençlik de…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir