Blog
    Sınır neye benzer

    Sınır neye benzer

    Bedensel ve cinsel taciz kurbanları genellikle sınırlarını algılamada zayıftır. Bilmezler.

    Çünkü; geçmişteki yaşamlarında diğerlerinin onların mülkiyetlerini ele geçirebilir olduğunu öğrenmişlerdir.

    Diğerleri,  belki anne babası, belki kardeşi belki de en yakını onlara her istediklerini yapabilirler.

    Bu kişiler öğrenmişlerdir. Hayatının ilk gününden itibaren, annesinin kaşığı elinden ittiği halde ağzına yemek tıkıştırmasından bile öğrenmişlerdir. Ne alaka demeyin. Çok alakalı, çocuk yemediğini ya da yiyemediğini ifade etse bile, çocuğa hayır hala doymadın ben bilirim dercesine onu kustururcasına yedirdiniz mi? Lütfen objektif olun.

    Ya da onun ellerini bağlayıp da yere yatırıp ağzına yemek tıktınız mı?

    6 aylık, 8 aylık 1 yaş farketmez. Biz ona öğrettik efendim. Sen bilmezsin ben bilirim.

    Senin sınırın yok, ben varım. Eee demez mi ki çocuk o yaşındayken;  bana en sevdiğim,  beni en seven kişi bu şekilde ellerimi bağlayıp yemek yedirirse, istemem dediğim halde sonu kötü olursa, kızılırsa bana , dövülürsem, çimdiklenirsem tabi ki susarım. Bedenim de ruhum da şimdi ona aittir her şeyi yapabilir. İleride de bir başkası bana zorla her şeyi yapar. Geçinmek için SUSARIM… Öğrendim susmayı…

    HAYIRRRR diye haykırasım var.

    Yeter artık, gelen her vakada yeter diyesim var. İnsan en değerlisine bile,  bazen elinde olmadan fark etmeden neler yaparmış.

    Şimdi farkındalık zamanı, pişmanlık değil. Pişman olunsa bile nasıl düzeltebilirim zamanı.

    SINIR neye benzer? Nedir derseniz? Bu ülke de bizler sınırlarımızı bilsek çok daha iyi ve refah yaşarız diye düşünüyorum. Bakın çevrenize sadece çocukların, güçsüzlerin değil herkes herkesin sınırlarını bilerek ya da bilmeyerek ihlal ediyor. Ve çocuklar susuyor. Aile içinde susuyor. Kendi minik bedenlerine yapılanları dile getiremiyor bile. Bazen çiziyor. Bu nedenle bana ve meslektaşlarıma ilk çocuk geldiğinde ona bir resim çizer misin diye kağıt uzatırız. Oyunlarla anlatmasını isteriz, ellerine kollarına bakarız ki korktuğumuz olmasın….Lütfen lütfen yeter ki o olmasın.

    Yaşadığımız fiziksel dünyamızda bir tahta, bir duvar evin kapısı bize bir sınırı ifade eder. Kabul ederiz  bunu görürüz. Girmeyeceğimizi anlarız en azından kapıyı çalarız, izin isteriz.

    Oysa soyut dünyada tahta perdeler görünmez ki. Lakin sözlerinizle iyi koruma sağlayan tahta perdeler beton duvarlar oluşturabilirsiniz. Tabi ki fark edersek. Öğrenirsek.

    En temel sınır belirleyici kelime HAYIR dır. Diğerlerine sizin onlardan farklı olduğunuzu var olduğunuzu ve kendi denetimizde olduğunuzu bildirir.

    Bu nedenle çocuklarla konuşurken ve  onları hayata hazırlarken “hayır” ınızı ve “evet” inizi net olarak açıklıkla dile getirmeniz gerekir diye öğretmeliyiz.

    Büyümüş evlenmiş adam ya da kadınlar gelir. Ben HAYIR diyemediğim için bunlar başıma geliyor der. İşte farkındalık başladı. Yol belli fakat şimdi  biraz meşakkatli. Öğrenmek gerek, öğrenilmiş çaresizlikten çıkabilmeyi öğrenmek gerek. Bu mümkün mü derseniz, tabi ki derim. Hayatta istenirse insan kendini sadece kendini değiştirebilir. Davranışlarını kontrol edebilir.

    Şu son günlerde gündeme düşen iki çocuk iki kardeş hikayesi.

    Onlardan az mı sanırsınız?

    Maalesef öyle çok ki. Çok üzgünüz. Lütfen anneler lütfen çocuk yetiştirmeye aday olanlar  dikkatli olalım. Ağzı var dili yok insanlar ne kendilerini koruyabilir ne de ileride yuva sahibi olursa çocuklarını koruyabilir.

    Hayır; yüzleştirici bir sözcüktür. Aslında çocuk büyürken ne çok söyler değil mi? Bırakın söylesin, ifade etsin, ben de varım, ben de insanım desin. “Ben bunda yer alamam”, ” senin bu yaptığın şeyi yapamam” demeyi öğrenmesi  gerekir. Hayır  kelimesi aynı zamanda suistimale karşı sınırlamalar belirlerken de çok önemlidir.

    Diğerlerine gönülsüz veya mecburen verme konusunda da bilinçli olmalıyız. Neden ki?

    Çünkü Sınırları yeterince çizilmemiş kişiler, denetime, baskıya, taleplere ve bazen de diğerlerinin gerçek gereksinimlerine hayır demekten zorlanır. Eğer birine hayır derse ilişkilerine zarar gelir diye korkarlar ve istemeden evet derler. Oysa zorlanmıştır. Pasifçe  uyum gösterirler. Ancak içten içe de çok öfke duyarlar…Burada da durup düşünmek kendinizi tanımak fark etmek ve kendi mülkünüz kendiniz üzerindeki denetiminizi yitirmiş olup olmadığınızı Salim kafayla anlayabilmek gerekir.

    Ve özellikle çocuklar. Mutlu çocukluk yıllarında çocuk kalpleri kırılmasın. Kimsenin onların sınırlarına, bedenlerine sahip olabilme hakkı olduğunu düşünerek büyümesin. Suistimale açık etmeyelim onları. Korkutmayalım, kendi değerlerinin farkına varmalarını sağlayalım.

    Öyle ki;

    Ben de insandım diyerek ölmesinler bir köşede. Vücuduna hunharca eller uzanırken susmasın. Öğrensin. Sınırını bilsin. Hayır diyebilsin.

    Yoksa vebaldeyiz. Hepimiz vebaldeyiz, unutmayın…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir