Blog
    Eşcinsellik ve sahte benlik

    Eşcinsellik ve sahte benlik

    Maske takan, kostüm giyen ve sahnede rol yapan bir bedenin içindeyim. Diyen bir insanın terapiye geldiğinde kendisiyle yüzleşme süreci bazen çok farklı duyguları da göz önüne serebilir.

    Aynen şimdi kaleme alacağım sahte benlik geliştiren eşcinsel çocuklarda olduğu gibi.

     — Ya annemin suyuna gidecektim ya da dibe dalacaktım.

       — ya babamın dediği olacaktı ya da evden kovulacaktım, her zaman ki gibi sustum.

       — Ya karımın istediği olacaktı ya da boşanacaktım gibi.

       —annem kendi dünyasında yaşar ve beni canı ne zaman isterse beni bu dünyaya alır ve bu  dünyadan atar.

    İç ses, dış ses, serzeniş, gücenme o kadar çok ki. Bizlerde, çocuklarda,  dünün büyümemiş çocuklarında ve topyekün hepimizde. İşte öyle bir şey. İnsan dediğin bir muamma. Narsistik ve müdahaleci ve kontrolcü bir ailede büyüyen çocukta sahte benlik gelişimi sık görülür. Özellikle de çocuğa iki seçenek sunan bir erken anne -oğul ilişkisinde çok sık karşımıza çıkar. Çocuk Ya kendisinden kopar ve annesini hoşnut eder ya da duygusal olarak TERK edilme riskini göze alarak kendine sahip çıkmaya çalışır. Kişiliğini korumaya gayret eder.

    Peki, bu sahte benliğin “eşcinsel aktivite öncesi senaryo” da bir rolü olabilir mi acaba? Sahte benlik; aslında çevredeki beklentilere uymaya yönelik iyi huylu toplumun istediği rol olmanın ötesinde bir şeydir. O kişinin canlılık duygulanımını kapatan içsel, kendi kendine dayatılan adeta bir DELİ  gömleğidir. Bir danışanın ifadesi; maske takan, kostüm giyen ve sahnede rol yapan bir bedene hapsolmuş gibiyim… ne acıdır ki bunlar bizlerden birileri… Sahte benlik kapalı bir alan oluşturur. Güvenli alan içinde kişiyi utanç _ iddia etme _ karşı çıkma çatışmasının stresinden korur. Görünürde bir dış cephe vardır evet. O sahneye konan kısımdır. Kişi kendi benliğini işler, gizler, kendiliğindenliği durdurur, tutuk, yapmacık bir rol alır ve kendini o role hapseden bir sığınakta yaşar.

    Özetlersek SAHTE BENLİK; dediğimiz şey, sahici benlik ile yaşanan bir hayatta doğal olarak akan KİŞİSEL gücün önüne set çeker.  Çocukluktaki “uslu ufaklık “ rolüne dayanan bu kendini saf dışı bırakan duruş, gelecekteki onu  ayıplayanları yatıştırmaya yöneliktir.

    Kimileri sahte benliklerini şöyle anlatır;

       _ Duygusal bağ kurmanın kendimi savmaktan, insanlara benden ne istiyorlarsa vermekten başka bir yolunu bilmiyorum. Yani şuna dayanıyor. “ Gerçekten bir hiç” olmaktansa “ Sahte bir şey “ olmayı tercih ediyorum.

       _ Benden ne isterlerse yapıyorum. Çünkü onları hayal kırıklığına uğratmaktan korkuyorum.

       _Eleştiriler beni dehşete düşürüyor. Birini sinirlendirince dünyanın sonu geliyor sanki. Başkalarını hayal kırıklığına uğratınca kendimi hayal kırıklığına uğratmış gibi oluyorum.

    Sahte benlikle yaşayan adam ilişki dünyasına katılıyor görünse bile aslında gizliden gizliye kopuktur, orada değildir. Kendinden de kopuktur. Ortama hissetmeden katılır. Bu maskenin altında yaşamanın bedeli ağırdır. Herkesten yalıtılmış bir yaşam tarzı vardır orada.  Bu tarz sahte benliği olan, bir erkek, doyurucu bulmadığı bir kaç gay ilişki yaşamıştı. İlişkide aynı cinsten iki kişi arasında var olan doğal rekabet kaçınılmaz olarak yüzeye çıkıyordu. Önce diğer erkek için başlangıçta duyduğum sevinç yerini düşmanca duygulara bıraktı, sinir oluyordum onlara demişti.

    Ve hayal kırıklığına uğramaktan artık bıkarak iki erkeğin doğal olarak uyumsuz olduğuna ikna olmuştu. Erkekten sevgili olmaz demişti ve olmuyor da demişti çünkü bizzat yaşamış ve onlarca sevgili değiştirmişti. Sonra annesinin fıtrata uygun olanı yap oğlum duasını bir an hatırlamıştı, işte şimdi terapi için adım atmıştı.   Yol uzundu. Ama kararlı olunca sahte benlik geliştirmeyi başaran ve kendini gay olarak tanımlayan bir erkek bile zamanı geldi dediğinde karşı cinsle ilişkiye başlayabilmek için terapi ve destek almak isteyebilirdi.  Bunu bana 10 yıl önce söyleseydiniz size kırılırdım diyen danışan şu anda hayli yol alıyor. Çok şükür… Darısı kendi benliğine kavuşmaya niyet edenlerin başına gelsin dileğiyle…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir